Hav-ran


"Burası Havran annecim, Hav-ran..."

Tavukçuzade

"Istanbul"a gittiğimizde planlar arasında bu da vardı:Tavukçuzade'de tavuk yemek.
Blog alemlerinin VIP insanı Varol Döken abimizin müessesesine gitmeyi kafayı koymuştuk. Şansımıza Altıkıllı'nın bildiği taraflarmış, çok zorlanmadan bulduk mekanı. Burda "blog alemi yalakalığı" gibi olmasın ama, tavuk hakkaten müthişti. Varol abiyi göremedik ama, olsun varsın. Sandığımdan daha ufak bir yermiş, ama o yapılan tavukların ihtişamı yeter. Ayrıca hep en çok rağbet edilen köfteciler/şiş kebapcılar filan hep ufak veya köhne mekanlar değil midir?

Bir Yastık


Akşam akşam habere bak ya. Lamar Odom, Kim Kardashian'ın kardeşi Khloe ile evlenmiş. Lan başka kız mı kalmadı koca LA'de. Allah müstahakını vermesin ya. Akraba olduk şimdi iyi mi?

Rus

Rusya hakkında belirgin düşüncelere sahip değilim. Yaşıt veya nesildaşlarım gibi "Rus" takıntım da yok, ama sırf şu hava kirliliği vs. sebebiyle orda oynanan maçların normalden 2 saat erken yayınlanması sebebiyle "Rus olgusu" nu seviyorum. Güzel bi'şey. Bu hafta iki tane var bu maçlardan.

Tabii bu dediklerim Star Tv'yle alakalı. Yani onlar bu maçları yayımlarsa benim sevinmem boşa gitmeyecek. Haftada 2 Cl maçı ile, 4 Cl maçı arasında çok fark var hacı. Sonra da özetler zaten. Perşembe de Uefa.

Ordan da güzel haber var. Bu hafta Fb ve Gs'nin maçları birbirini kesmeyecek. Önce Fb yenilgisine sevineceğiz yani, sonra da içerde laylaylom. Öhöm.

R9


Sakat geçen 2 aydan sonra ilk maç, ve yine gol. Onun değerini uzak ellerde/geç vakitlerde daha iyi anlıyoruz sanırım.

AD


Aslında bugün de siyah forma gerek ya, neyse artık...

4'e 0


Geçen hafta Beşiktaş'ın yediği golü görünce hepimiz "hayatımda bu kadar boş orta saha görmedim hacı" çekmiştik. E buna ne demeli? En arkadaki dayı da gelip topa basınca, Alex bir "tık" yaptı. Sonrası bu. Hale bak ya.

O.Ç.


Hayır, soldaki. Ne demek istediğimi, dünkü Barça-Malaga maçını izleyenler anlar.

Kibarlar için not:Bu küfür, diğer hepsi gibi soyut bir anlam taşır efendim. Tabii ki kimsenin annesi bu sıfatı haketmez. Ama eleman sağolsun saha içinde o kadar efendiydi ki, ben de dayanamadım gelip böyle yazdım.

Dayak


Şu yukarda sol ve ortada gördüğünüz iki adam, futbol dünyası'ndaki dayaklık adamlardan sadece ikisi. Biri genç yetenek diye çıktı, oldu-olacak derken, olmadı, 28 yaşına geldi, yedekte takılıyor. Diğeri aynı yaşta, biraz daha erken parladı, büyük yetenekti. Ha şuraya-ha buraya derken, Real yerine Valencia'ya geldi. O da diğeri kadar olmasa da, beklentiyi karşılayamadı. Şimdi ikisi de ortalıkta yok. Solda Pablo (ki resimde sol altta mahzun bakan elemandır kendisi), sağda Mata, çatır çatır oynuyorlar. Silva zaten garanti.
Daha fazlası olabilecekken, böyle oluyor, üzülüyor insan. Sanki ot biter gibi yetenekli adam türüyor da.

V


Valencia için Nike'dan Kappa'ya geçiş bir düşüşün göstergesi. Zaten takım da birkaç yıldır düşüşte diyebiliriz. Kadroları hiçbir zaman öyle demiyor ama, futbol işte. Away'i korumaları güzel. Bir de Home'daki yarasa detayı hoş. O da 90. yılla alakalı bi'şeymiş. Büyük maçlarda giyilecekmiş. İnsan manyak oluyor bunu bilmeden, "lan bunun düzü de var, ne alaka" diye. Toptan onu da giyebilirlermiş, çok kötü durmuyor ki.

Yeni Malaga

Geçen özetleri izlerken dikkatimi çekti. Malaga'nın renkler "açılmış". Hoş durmuş-kötü durmuş o ayrı da, merak etti bünye tabii, neden bu değişim. Anlayabildiğim kadarıyla, eski renklere dönüş gibi bir mesele var. Gs örneği gibi. E o zaman takdir etmek gerek tabii. Ayrıca sırttaki yan yana duran İspanyol ve Endülüs bayrakları da şık olmuş. Barça formalarındaki Senyera benzeri.

Alonso


Raikkonen'in gelişinde de aynı şeyleri hissetmiştim. Geçti mi bilmem. Eski rakip pilotun senin tuttuğun takıma gelmesi ilginç bir hadise. Ne hissedeceğini bilemiyorsun.
Şimdi de Alonso. Detay için burdan. "Hayırlısı olur" diyelim.

Racing


Geçenlerde oynadıkları maçta bu parçalıyı giydikten sonra Ntvspor'da filan lafı geçti ama, o vakit nete erişim olmadığı için bu zamana kaldı bahsetmek. Kısa süre önce Galatasaray Formaları'nda muhabbeti geçmişti, Gs tarihinde de böyle bir forma var, ama onun da resmi yok. Siyah formayı bulduk şükür, onu da bir şekilde hallederiz. Birileri yardımcı olur artık.

Şu resmi koymuşken, Racing'in bu sezonki formalarından bahsedeyim biraz. Öncelikle güzel strateji. 3 ana renkleri var, ve bunu 2 formaya yaymışlar. Gereksiz düz yeşil filan yok öncekiler gibi. Bir beyaz, bir "full parçalı", bir de alakasız renk kontenjanından, away, kırmızı-mavi.
Bir de Slam işi var, onu anlamadık hiç.

Bangoura


Hayat zaten garip bir şey ama, bu ülkede yaşıyorsan, çok daha fazlası. Geçenlerde bir arkadaşım Denizli'ye gitti. Teyzesinin yanına. Orda bulunduğu süre içinde başına hayatta aklına gelmeyecek bir olay geliyor. Tabii bunu duyan ben de, hemen mevzuyu buraya aktarıyorum.
Yoldalar arkadaşım ve eniştesi. Az ilerde kırmızı ışık var, duracaklar. Tam ışık hizasına gelmeden, siyah bir "jeep", direksiyonu aniden önlerine kırıyor, kazadan kıl payı yırtıyorlar. Enişte kırgın. Hem de eski asker. Hemen atlıyor arabadan, bizimki de arkadan-"mevzu var goşun". Bir şeyler söylüyor elemana, anlamıyor tabii. Sonra bildiği kadarıyla İngilizce konuşmaya çalışıyor. Bakıyor sonuç yok, gidiyor arabaya, beylik tabancasını alıp geliyor. Tabancayı görünce tırsıyor bizim jeepli eleman, "sorry man" filan çekiyor. Dayı da beklediği tepkiyi alınca geri çekiliyor. Bu sori çeken adam da, Denizlispor'da oynayan Ibrahima Bangoura. Garip işler. Çok garip.

Hala Bekliyoruz

AlpAslan ağabey yoktu.
Saat farkı dolayısıyla herkesten geç almıştım haberi.
Sabahın köründe Digiturkwebtv karşısına geçtiğimde Bahri Havadır ve Haldun Üstünel konuşuyordu.
Uzun zamandan sonra ilk orada ağlamıştım.
Günümüzdeki tribün imajının insanların gözünde olmaması için çalışan ender insanlardandı rahmetli.
ultrAslan'ın var olması için neler yapmıştı, bugünlere getirmek için neler neler...
Yarın O gideli tam 365 gün olmuş olacak.
Düşünün hayatınızda neler değişti hayatınızda son bir yılda.
Biz ise hala bekliyoruz, "şaka ulan şaka" diye gelecek diye.
Yarın 14.00'te Hasdal kabrisatanında olacağız, abimizin yanında, "maç n'olur?" diye sormak için.
13.00'te Numaralı önünden kalkıyor otobüsler.
Akşama ise mükemmel bir pankart show var, herkesin izlemesini tavsiye ederim.
Şu aralar başlamıştır stad düzenlemesi, gidemedim ben bazı işlerden dolayı.
Yarın oradayız ama, Alpaslan Abi'yle beraber.


*Pankart, uA forumdan alıntıdır, uA Kütahya yapımıdır. Daha fazlası için 27 Eylül 2009, 20:00, Lig Tv.

3

Şimdi burda "zıhaha, biz onlardan şöyle iyiyiz" muhabbeti yapmak değil mesele ama, Gs'nin 3.16 gol ortalaması varken, son şampiyon Bjk ligde sadece 3 gol attı ve şimdiden lige "havlu attı".
Biraz fazla bir durum.

33

Yaz bitiyor. Ligler başlıyor ufaktan. Güzel. Hatta bu sezon biz Uefa'nın derinliklerinden geldiğimiz için, daha da erken başladık mevzuya. Isındık sezona. Sonra Avrupa Ligleri. Barça zaten başladı yine hayvanlığa. Ne bileyim, Gs de iyi gidiyor. Diğer yandan Eurobasket vardı. Sonu çok iyi olmasa da zevkli bir 15 gün geçti. Çok sıkışık zamana koyuyorlar şampiyonayı, malum işte, 12 saatte 2 maç yaptık. O da geçti. 1-2 haftaya basket ligi başlar...

Peki NBA nerde ulan!?
Az önce NBA.com'a girdim bir sebepten, yukarda sayaç var. 33 gün diyor... Arkadaş 33 gün ne ya?
Tamam biliyoruz NBA geç başlıyor, Kasım gibi ama, yani ne bileyim, bu kadarı da fazla yav.
Böyle düşünmemde takımımın bu sezon daha iddialı olma olasılığının payı olmamaktadır, duyurulur.

Forsaker


Son albümünü 06'da çıkaran Katatonia'nın yeni albümü kasım başı gibi çıkacak;ismi Night Is The New Day. Bu albümden Forsaker isimli şarkı dinlemeye sunulmuş. Ben geç gördüm biraz. Albüm çıkışından haberim vardı ama, bu şarkıyı bilmiyordum.
Dinledim az önce. Katatonia seven bünyeye umut vaad ediyor diyebilirim. Özellikle girişi. Albüm çıkınca da yazarız bir şeyler artık, dinlemekten aklımıza gelirse.

Neeskens







Çoğu kişi Rijkaard'ın bile farkında değilken, bu mütevazı ama büyük futbol adamının kim farkına varacak? Geçen salağın biri yazmış, "Rijkaard bu ülkeye gelen en büyük hocalardan biri" diye. "Hadi ya" dedim, "hadi ya"...
İster mutlu sonla bitsin, ister şimdi iyi gitmesine rağmen yüzümüze-gözümüze bulaşsın (ki bu oyun futbol, her şey olur) Galatasaray'ın bu yaptığı, belki de kulüp tarihindeki en büyük iş. Sonuç, işin niteliğini değiştirmez.

Tekinsiz


Ayrıntı Yayınları'nı buradan tebrik ediyorum, kapakta kullanılan fontları değiştirerek, bir serinin içine ettikleri için. Bu kadar büyük etki edeceğini sanmazdım bunun, ama oluyormuş. Artık Yeraltı Edebiyatı serisi daha kötü bir görünüme sahip.

Celabal


Görünce hem şaşırdım hem sevindim. Ümitliydim ondan ama, ortadan kaybolmuştu bir süre, D-League'deymiş meğer. Lakers'ta iş yapabileceğini düşünüyorum. Yeni bir "Shannon Brown vakası" görebiliriz. Seviyorum ben bu elemanı.

Ivy Ve Zach

Az önce bir arkadaşla konuşurken farkına vardım:İki yetenekli ve bir o kadar da uyumsuz adam, Allen Iverson ve Zach Randolph adamları, bu sezon birlikte oynayacak. Geçen sezon Nba tarihinin en genç 5'ini sahaya salarak gelecek vaad eden bir takıma sahip olduğunu fazlasıyla gösteren Grizz, bu iki adamı alıp işin içine sıçtı mı, yoksa sentez işe yarar mı, göreceğiz. Benim umudum yok. Normal olarak.

Monşer


Aydoğan Vatandaş bu memlekette tuttuğum araştırmacılardan biridir. Son birkaç yılda eskisi kadar verimli olmasa da-görünüşte öyle belki- değerli bir adamdır. İlk çıkardığı kitapları filan bu işlerle ilgilenenler için möhümdür.
En son kitabı da bu imiş. Merakımızı çekti tabii, konu önemli. Osmanlı'nın son dönemini, o dönem kuvvetli olan zümreyi anlatıyor gibi. Şimdiki bazı durumları anlamak için o devri iyi anlamalı. Çünkü halen aynı şekilde devam ediyor.
Ha, ben ne zaman alırım bunu onu Allah bilir ama, en azından şurda göz önünde dursun. Akılda kalsın.

Rothen


Geçen gün Cl özetlerini izlerken, Stuttgart-Rangers maçında spiker "Rothen" diyor. Ben de başkası sandım ilk önce. Meğer bildiğimiz "Jerome Rothen" miş. Her sene böyle bir kayıp transfer oluyor. Geçen sene de Cisse öyle olmuştu. Haberimiz olmuyor her nasılsa. Aylar sonra ayılıyoruz.
Gerçi kiralık gitmiş Rothen ama, mesele o değil. Bu abi de underrated'dır ya, neyse şimdi.

Ek:Bu çok kötü bi' forma ya. Yani ne bileyim, yönetici olduğum takıma böyle forma yapılsa, gider dava açarım. Bu ne abi, bir kırmızı attır öncekiler gibi, bi'şey yap. Dümdüz anasını satayım ya.

Logo

Geçenlerde -bayağı oldu gerçi- Goal'ün Barça logosu hakkındaki özensiz tutumundan bahsetmiştim hani, aynısını koca Ntv de yapıyor. Ya da Ntvspor, her ne boksa.
Hani maç tanıtımlarında böyle bilet filan var, takımların isimleri, saat, gün vs. İşte orada da eski Barça logosu kullanılıyor. Bir Allahın kulu da farkında değil herhalde. Tutup mail atsan, onu da siklemezler. Medyanın bu konudaki hassasiyeti malum.

Nafile


Hiphoplife Mixtapes adı altında bir seri başlamış. İşte underground'dan elemanlar filan. Daha tanınanlar da var, Fuchs gibi. Bu serinin ilk albümü çıkmış, adı da Nafile. Söylenenlere bakılırsa, albümde genelde Sago'ya sallanıyormuş-zaten isim, kapak filan da ortada. Dinleyip bakmak lazım. Böyle underground muhabbetlerini sevmem Rap'te ama, bu albüme bir bakacağız artık.

Filan

Bilmiyorum merak eden filan var mı ama, ben yazayım:bir süredir "şeer" dışı olduğumdan mütevellit, bloga bir şeyler yazamadık. Yarından itibaren mekan daha faal. Hani giren eden vardır, belli olmaz. Zaten bir ara Blogger'a bi' sikler olmuş. Şu an düzelmiş görünüyor gerçi, neyse.

Yenge

Goal


Adamlar logoyu değiştireli 5-6 sene oldu, bunlar Barça ile ilgili haberlerde, ve bazen de kapaklarda eski logoyu kullanmaktan vazgeçmedi. Bilmesek telif hakkı meselesi var filan zannederiz. Kendi uzman olduğun alanda da böyle hatalar yaparsan sana kim saygı duyar ki. Boşuna dememişler "Şeytan ayrıntıda gizlidir" diye. Bu kadar basit bir şeyi nasıl halledemezler yıllardır. Her sayıda şaşıp kalıyorum. İnsanın aklına gelmiyor değil, "acaba farkında mı değiller" diye.
Edit:Eski logo bu işte. Arada da azımsanmayacak fark var.

4


Sezon başından beri "gol atamıyor, formsuz vs" denen Baros, milli maçta patladı. San Marino'ya 4 gol. İnşallah devamı haftasonu ASY'de...

Ivy


Ivy nihayet bir sığınak buldu. Kaç zamandır vardı geçri de, kesinleşti artık. 1 yıl için 3.5 milyon dolara anlaştı Grizzlies'le. Böyle yetenekli adamlar, aynı oranda kafasız olmuyor mu, insanın gidip dövesi geliyor.

Notlar

Taze taze yazalım:

-"Ulusal Milli Takım" diyen İhsan Bayülken'e buradan sevgilerimi gönderiyorum.

-Semih Erden hakkında birçok şey elimin ucuna geliyor. En iyisi yazmayayım, Tanjecic bile neredeyse sahaya dalacaktı. Yok böyle bir hayal kırıklığı daha.

- Ender Arslan çok ekstra oynadı. Bir daha kaç ay sonra böyle oynar, bekleyip görmek lazım. Bayülken maçın mvp'si dedi onun için. Doğru olabilir belki ama, bu tip hallerini daha sık görmek daha mühim tabii.

-Murathanoğlu'nun maçları sunuyor olması iyi haber. Osman abiye kalmadık. Kosova zaten yok. Sanırım KK da.

-Ersan ve Hido her maç az-çok böyle olacaktır. Her maç artık birileri çıkıp bugün Ender ve Oğuz'un yaptığını yapacak. Öbür maç kim(ler) acaba?

-İlk maçı almak, hem de Litvanya'ya karşı almak o kadar önemli ki.

-Çok az oynayan Barış hariç herkes sayı bulmuş-10 kişi yani. Çok önemli bu.

-Çift pg ile başlamak, USA'in Deron-Paul uygulamasına benziyor, ama daha farklı tabii. O kadar şutör guard nerde bizde.

-Bir ara aklımdan bizim milli takım kısa 5 yapabilir mi diye geçti, hani daha hızlı oyun filan. Denenebilir aslında da, Tanjevic yapmaz. Şöyle Ersan 5 numara filan. Üf.

-Hakemler sonlara doğru ne sıçtı-sıvadı be arkadaş.

-Herifler sırf dışardan kastı. Peki bunu kullanabildik mi, pek sanmıyorum. 5 no.lar bile 3 peşinde. Bizdeki 5'e bak bir de.

-Jasaitis bizde böyle atmasın bak ne oluyor.

-Ntv'nin yeni logo çok hoş yav. Grafikler filan.

-3. periyotta bir ara arka arkaya 3 üçlük soktuk ya, maçın kopma anlarından biri diyebiliriz sanırım.

-Ömer bir an önce iyileşse.

-Maç esnasında aklıma geldi, Ömer Aşık'tan 2 sene filan önce beklentiler feciydi. Şimdi bakıyorum da, Semih Erden yolunda kendisi. NBA filan da olmaz herhalde.

-Eğer bir gün post-up yoluyla sayı bulursak, dağa yerleşeceğim böyle bütün hayatımı bırakıp.

KK


Balıkesir'de Kinyas Ve Kayra'nın ilk baskısını bana 20 milyondan kakalamaya çalışan dayıyı buradan kınıyorum. Senin ben .. ...... ......., ..... ..... ......, ........ ... ....... ........, ..... ......... .....
Ulan göt herif, kitap geldiği günden beri yerinden oynamamış, toz içinde yüzüyor, sonra gel sen 20 iste ..... .......... adamına bak ya.
O kitabı ordan alırlar hacı. Ziyan'ın yüzüsuyu hürmetine geldi bu, biliyorum ben. Balıkesir çakalına bak sen.

Ziyan-Kapak


Kapağı bulduk. Buyrun efem.

Sabri

Kayıp Formalar-4


Burada konu herhangi bir sezonun siyah Milan forması değil. Bütün siyah Milan formaları, veya genel olarak "siyah Milan forması". Bu forma, Milan'ın klasikleri arasında. Her sezon üretilir. Ama beyaz o kadar yerini sağlamlaştırmıştır ki alternatif olarak, siyah forma, sezonda 3-5 kere bile giyilmez çoğu zaman. Dışarda onun yerine çubukluyu bile tercih ediyorlar çoğu kez. Ben izlediğim maçların 5 tanesinde görmemişimdir siyah formayla Milan'ı. Bizde olsa yok giyilmedi-sevilmedi diye bir daha üretilmez ama, adamlar geleneği sürdürüyor. Ha, bunun da seveni vardır, o ayrı. Mor da sevilmedi güya, en çok satan forma oymuş. Tribünlere bakıyorsun, baskın renk o filan.

İğrenç Formalar-10


Şimdi gözüme kötü göründü:zamanında bu seri için bu ismi verirken çok mu vahşi davranmışım acaba? "Kötü" filan deseydim keşke. Şimdi abartı gözüktü gözüme. Neyse artık.

Genelde Anadolu kulüplerine söveriz, forma işinde bilinçli olmadıklarından, iki renkten 34 tane forma yaparlar. Alternatif renk filan da hak getire. Son zamanlarda çok hoşuma giden ve kalite formalar yapan Joma da tam Anadolu takımlarına uyacak bir iş yapmış bu sene Sevilla için. Gereksiz açıkçası. Anladığın kadarıyla mavi şortla giyiliyor ama, o bile kurtarmaz. Ayrıca yakaları çok kaba yapmışlar bu sene, sallanıp duruyor. Eminim rahatsız oluyorlardır oyuncular da. Artık o yaka işleri daha kibar yapılabiliyor halbuki.
O değil de, Errea da ufaktan girmişken, Joma da gelse bizim memlekete ya.

Güzel Formalar-42



Bu formayı koymadım sanırım. Evet koymadım. Çünkü şimdi de olduğu gibi resim bulamamıştım doğru-düzgün, vazgeçmiştim. Artık bulunsun deyip, bu sefer eldeki kısıtlı resimle koyayım. Belki destek resim gelir okurdan-varsa öyle bir şey tabii.

Beşiktaş taraftarı olmamamıza rağmen, burdan en az 43143 kez yazmışızdır, Bjk'nin kırmızı forma giymesi gerekliliği üstüne. Bu sene de olmadı mesela. Biz de burdan hatırlatalım millete, yapınca ne kadar güzel işler çıktığını.
Çok basit aslında. Sade tasarım. Yaka yuvarlak, siyah-beyaz şeritten. Şortun yanlarında ve formanın yanından enine siyah-beyaz şeritler geçiyor. Sade bir forma ancak bu kadar güzel olabilir. Şimdi bu bile yok. Bir de"eski zaman" deyip sallarsın.
Tabii 2. resimde gri şort giymişler, o ayrı.
Reebok gibi markalarla çalışmanın garipliği bu. Geneli beğenmezsin belki ama, bir tane forma yapar, kalakalırsın.

Şimşek


Kalearkası'nda şu resmi görünce bayağı şaşırdım. Yusuf'un o zamana kadar Fb'de kaldığı aklımda yer etmemiş. Normal bir yandan, o dönem karışıktı o taraf da, yakın zaman ne bileyim. Akılda kalmalı aslında. Şu eli yüzünde olan, Yusuf'un isyan ettiği de Serhat sanırım.
Ayrıca bu forma da güzeldir ha. O sene Fenerium'un ürettiği formaları giydikleri son seneydi. Çubuklu filan çok kaliteli olmamasına rağmen bu iyiydi, renk uyumu filan.

15

Dünkü postlardan birinde de yakınmıştım, "yav nasıl haberimiz olmaz x'ten" durumları hakkında. Bir tane daha varmış. Almora'nın kurucusu ve beyni olan Soner Canözer sanat hayatının 15. yılını kutlamak için bir albüm çalışmasına girişmiş. Prag Filarmoni Orkestrasıyla çalıştığını görmek bile umutlanmaya yetiyor. Da, bu albüm mayıs ayında çıkmış. Ben anlamıyorum, ya bende bir gariplik var, ya da bu kişi ve/veya grupların "o kadar da" seveni vs. yok, duyulamıyor bu tip gelişmeler.
Albümde bir sürü konuk sanatçı var, Hayko dahil. Ben çok merak ediyorum sonucu açıkçası.
O değil de, koca Ekşisözlükte nasıl bu adam hakkında 4 entry olur, biri de bugün girilmiş hatta.

Z

Ziyan'ın eylül'ün ilk haftası satışa çıkacağı duyulmuştu. Az önce Ideefixe'te bakınırken ön-siparişin başladığını gördüm ve kitabın kapağının nasıl olduğunu da öğrenmiş olduk. Siyah fon var normal olarak. İlk fırsatta koyarım bloga. Artık ne zaman ulaşırız bilmem, kitabın kapağını filan gördükten sonra, onu alıp edinmeden geçen süre daha da kötü. Birkaç güne kitapçılarda da bulunabilir sanırım.

Magilum


Bu son dönemde ülke sınırları dahilinde çok garip müzikal hadiseler oluyor. Yani inanamıyorum açıkçası. İlginç geliyor fazlasıyla. Redd'in son albümü. Öncesinde Sakin. Daha yakın dönemde Makina'yı keşfetmem. Neler var da, ülkem genci Slipknot-HIM-Korn-Evanescence tekelinden bir kurtulabilse kendi ülkesine bakmayı öğrenebilecek.
Son dönem keşiflerimin en sonuncusu:Magilum.

Dayılar Doom Rock gibi memlekete pek icra edilmeyen bir türde müzik yapıyorlar. Doom Metal de denebilir sanırım yerine göre. Ve bu albüm için konuşacak olursak, bayağı da iyiler. En büyük avantajları, bayan vokal. Eğer erkek vokal olsa bu kadar iyi olmayabilirlerdi diyebilirim.
Böyle bir grup çıkıyor mesela, ama tesadüfi şeyler olmadığı sürece haberdar olmanız bile zor. Bu ortamda tabii efendi gibi kimse saygı görmez.
Neyse efenim, Rock/Metal dinleyenler başta olmak üzere, herkese öneririm bu grubu. Bir bakın tadına.

Mason


O kadar zaman Wiz'de çok az süre alıp, sonra Spurs gibi bir takıma gelinen ilk sezon, Suns, Lakers ve Boston'a karşı çok çok çok kritik üçlükler sokmak sanırım koca NBA'de çok az oyuncunun yapabileceği iş. Adamsın lan Mason. Bu sene de yapacak.

BB


Şüphesiz ki kendisi 03-05-07 şampiyonluklarında en çok payı olanlardan. Çoğu kişi sevmez, savunma kasayım derken çirkefleştiği, sınırı aştığı oluyor diye. O taraftan bakınca haksız değil kimse ama, benim takımımın önemli parçalarından biri olması, bütün olumsuzluklarına rağmen gözümde değerli kılar onu.
Aslında Bowen Nba'deki örnek alınası oyunculardan bir açıdan. KK da bahsederdi arada sırada, önceleri Avrupa'da oynarken skorer bir profil çiziyormuş fakat, NBA'e girebilmek için bir savunma spesyalisti olmaya çabalamış ve olmuş. Gerisi de malum:Çoğu efsanenin bir tanesine bile ulaşamadığı, tam üç yüzük. Kimse de hak etmemiştir diyemez.

Onun bırakması, artık bizim bu neslin de ufaktan kapıyı kapatacağının göstergesi(aslında tartışmalı bi' mesele bu ya, neyse). Takastan sonra serbest kalıp geri döner filan dendi ama, böyle daha iyi oldu derim kendi adıma. Çok uzatmamak lazım bu fasılları bazen. Biraz daha oynayayım derken maskara olabiliyor bazen oyuncular. Zamanında bırakmayı bilmek de çok mühim. İyi yaptı dayı.

Ayşin


Geçenlerde böyle ligin ilk haftalarında, sanırım bir Fb maçıydı. Bu ablayı gösteriyor kameralar. Babam dedi "herhalde birinin karısı". "Olsa tanırız" dedim ben de. Sonra zınk etti, hatırladım. Daha doğrusu ismini hatırlamadım da, simayı. Sunuculuk yaptığı filan aklıma geldi. Ama niye ekranda bir dakikaya yakın cemalini tuttuklarını kavrayamadım tabii o an.
Biraz zaman geçti, kendisini Fox'taki ismini bilmediğim futbol programını sunarken gördük. Arkada seyirciler filan. Anladık o zaman tabii. De, olmuyor yani. Samimi bir çaba değil. Ne bileyim Burcu Esmersoy da o açıdan çok dürüst bir hamle olarak gözükmüyor. Abla hemen gitmiş, Boxer'a mı FHM'e mi ne soyunmuş. E tamam işte, daha ne...

Ayrıca kendisi bu resimdeki kadar güzel olsa keşke. O gün mutlu günüymüş sanırım. Efendi gibi resmi yok nette, ne yapalım. Bu soyundukları nete düşer yakında, o zaman olur.

Rijkaard


Frank Rijkaard ile Bağış Erten konuşmuş Tam Saha için. Çok güzel bir röportaj. Buyrun.

Yoksa?

Eidur

Barça'da son dönemde en çok sevdiğim adamlardan biriydi. Sisteme ve yapıya da uyuyordu. Yaz başından beri de "gidebilir" gibisinden haberler geliyordu. Gitti maalesef. Ben onu güzel hatırlayacağım, sizi bilemem.