Nerden Nereye 3

Tamika


Normalde gerek yok diye aynı konu için bir post daha atmayı gereksiz bulurum ama, konu Tamika Catchings'in Türkiye'ye hem de Galatasaray'a gelmesi ise, orda duracaksın bir...
İyi bir oyuncu olduğunu bilir idim ama, son dönemde Wnba'i daha da yakından takip ettikten sonra önemini fazlasıyla kavramış oldum. Yani anlayacağınız, bu yapılan öyle böyle bir transfer değil. Çok çok büyük katkısı olacak takıma. Hem iyi bir skorer, hem defansif yönü çok güçlü bir oyuncu. Şöyle anlatayım all-aroundluğunu;kendisinin quintuple double yapmışlığı vardır. Yani 5 istatistikte birden çift hanelere ulaşmıştır bir maçta.
Bundan kelli Galatasaray bayan basketbol takımı maçlarını izlememek artı günah yazar yukarı. Hayırlı olsun.

TC

Türk Basketbol Tarihi'nin gelmiş geçmiş en büyük transferi bugün gerçekleşti.

Indiana Fever'ın yıldızı Tamika Catchings Galatasaray'da.

Coco


Konan abiye yamuk yapmayacaktınız.

Kalın

Başka var mı bilmiyorum da, Nike'ın bu sezonki 2 formasında yaka şeritleri çok kalın. Ve bu da akıllara 90'larda giyilen formaları getiriyor.



Şu aşağıdakine baksanıza.
Ama futbol modasının da, "moda" gibi ilerleyeceğini düşünürsek, birkaç 10 yıl sonra, yine bu tip yakalar yaygın olabilir.

Puro


Biliyorum yeni bir foto değil. Ama ben yeni gördüm. Falanca blogda çıktıysa da yapacak bi'şey yok. Ben kıyafet ile takıda kaldım. Müthiş. Yoksa futbolcu puro içmiş, şu mekandaymış filan, asla. Moda açısından bakınca harika bir görüntü. Fevkalade.

Hu


Fenerbahçeli taraftarlar için çok anlamlı olduğunu düşünüyorum bu fotonun. Nedim Karakaş'ın geçen yaptığı açıklamaları da hesaba katınca yani.

Tarsus İ.Y ve Fenerbahçe Benzerliği


Eski Arma

Bir manyak ben miyim bilemedim. Dünkü Bursaspor - Tarsus maçını izlerken Tarsus'ın arması gözüme çarptı. Hem de oldukça yakın çekimlerde, uzak falan değil yani. Tarsus'un arması neredeyse Fenerbahçe'nin kinin aynısı. Acayip araştırmacı kimliğim maçı bırakıp bu olayı araştırmaya itti beni. Açtım Google'ı, Tarsus'ın resmi sitesine girdim. Orada formalarına baktım, daha da şaşırdım. Tarsus'ın giydiği formalar Fenerbahçe'nin formaları ile birebir. Geçen sezonlarda giydiklerinin kalıplarında. Çubuklu, sarı beyaz ve turkuaz formaları var ki Fenerbahçe hepsini giymişti. Hele çubukluların şekli şemali bile birebir. Daha sonra devam ettim araştırmaya ve Tarsus'un armasının değiştiğini farkettim. Eski arması kendine özgü, hiçbir takıma benzemiyor. İş öyle olunca da acaba Fenerbahçe bu kulübü satın aldı da oyuncu yetiştirmek için mi kullanıyor dedim, bizdeki Beyoğlu hesabı. Başka bir açıklama olamaz çünkü bu benzerlik karşısında. Tarsus İdman Yurduna mail attım. Sağolsunlar cevap verdiler bu sabah. Yalnız cevap çok şaşırtıcı. Hayır bir alakamız yok. İşte bunu hiç beklemiyordum. E ne o zaman bu benzerlik ?
Tarsus

Fenerbahçe

Tarsus

Fenerbahçe

Tarsus

Fenerbahçe

Tarsus

Fenerbahçe

Güzel Formalar 50


01-02 Aston Villa away. Harika bir away. Ayrıca ideal bir away. Yakasını biraz değiştir, al şimdi giy. Kimse eski-demode demez. O dönem Diadora çok güzel formalar yaptı Villa'ya. Alpay olmasa haberdar olmayacaktık belki. Demek ki neymiş, her şeyin bir sebebi varmış.

Pep - Gökhan


Dürüst olalım, benzemiyor mu ? Benziyor değil mi ? Bakış falan aynı, duruş aynı. Saçlar zaten aynı da, Gökhan ektirdi sonra.

Blake


Yahoo Fantasy League'de takımın gidişatını baltalamasına mı söveyim, yoksa NBA'de neler yapacağını merakla beklerken Greg Oden gibi ilk sezonun tamamını kaçırmasına mı üzüleyim bilmiyorum. Blake Griffin NBA'deki ilk sezonunu maç yapmadan tamamlayacak. Detay için burdan.

Düz

Dikkatli futbol izleyicisinin gözüne batmıştır. Son yıllarda belli bir uzunlukta saçı olan oyuncular, saçı düzleştirme yöntemini uyguluyor. İsteyen istediğini yapar, onda sorun yok. Ama bu futbolcuların gerçek saçını görünce mesela, "öyle olmadığını görünce", insanın hoşuna gitmiyor. Yani ortada hakiki bir görüntü yok.
Yakından gidelim. Az önce Fb-Tokat maçını izliyorum. Mehmet Topuz kenara alındı. Ve benim önümdeki görüntü, şu değildi...



Saçlar kıvır kıvır böyle. Zenci bebesi gibi. İnsan onu görünce de "E abi..." ile başlayan cümleler kuruyor içinden. Tabii Topuz'un saçını "Aziz Başkan"ın emriyle kesmesi, bambaşka bir hadise, ona hiç girmeyelim.

Bu saç düzleştirme mevzuu, son 2-3 yıldır çok dikkatimi çekiyor doğal olarak. Çünkü çok örnek var önümüzde. Adam bir maç kıvır kıvır saçlarla karşımda, diğer maçta bir geliyor, dümdüz saçlar. Hemen bir örnek daha:



Bizim takım pek seviyor bu düzleme işini. Mustafa Sarp da yapıyor. Araştırınca çıktı, biliyordum düzleştirdiğini filan ama, hani saçları normalde çok acayipmiş. Ben bu kadar bilmiyordum:


Maçlardaki halinden farklı değil mi bayağı? Çokça.
Bu konuda çok göze batanlardan biri de Gökhan Gönül. Konuya uygun resimler bulamadım maalesef. Şu var, eğer böyle bir işe giriştiyseniz, devamlı hale getirin ki, kafadaki görüntünüz sürekli olsun, ben maçı açtığımda yine o görüntüyü bulayım. Saçını 2 günde bir kestirirsen, kısaltıp durursan, bu olmuyor tabii. Adamı ilk gördüğünde tanıyamıyorsun lan.

Olayın uluslararası örneklerinden biri Amauri. Çok bariz saçlarını düzleştirdiği. Bayağı göze bata bata yani. Dayı bir de maçlarda bant takmıyor, ilginç. Böyle saçları savura savura. Yırtıcı forvet imajı tam oluyi.




Bir de Higuain örneği var, ki onun için zamanında ayrı post atmıştım. Ufak bir aramayla onun saçlar arasındaki farkı da görebilirsiniz.

Yazı sırasında saçı kıvırcık veya dalgalı olup, son dönemde top oynayıp da, düzleştirme yoluna gitmeyen birini düşündüm. Aklıma Bülent Korkmaz geldi. 2005'te bıraktı. O dönemde de herhalde teknolojik olarak bu imkan vardı. Ve bilmiyor olması da zor. Mesela o toplamazdı da, takardı bantı çıkardı sahaya. Yani isteyen düzleştirir eder ama, kıvırcık saç varken de sıkıntı çıkarmadan işi çözmek mümkün yani. Nedir ki.

"Takım İçi Sürtüşme"


Size her yerde Barcelona içinde harika bir arkadaşlık, süper bir ortam olduğu filan söyleniyor değil mi? Yalan. Hale bak. Bir de bunlar hemşehri. Ayıp abi. Şuna bak ya. Bu takım 3 vakte kadar parça pinçik olur.

Nerden Nereye 2


İllallah


Şiddetle tavsiye edilir. İstanbul'daki arkadaşlara filan haber salmıştım, tesadüf denebilecek şekilde burada buldum. Şimdi şükür namazı kılmaya gidiyorum.

Pamuk


Kafa güzeldi herhalde bunları söylerken. Bunları bir Galatasaray taraftarı değil, herhangi bir futbolsever olarak söylediğimi sayın. Buyrun.

Çıkartma

Blogu açtığımdan beri eksiklik olduğuna hükmettiğim bir konuda yazmak istiyorum. Yazdıysam bile belki 1 defadır o da. Yeni gelişmeler olduğu için, şimdi bahsetmek yerinde olacaktır.
Mesele, çıkartma, albüm ve koleksiyon işleri. Hem bakalım bloga girenlerden veya yolu düşenlerden kaçı bu işlerle ilgileniyor. Bir nevi anket görevi görür bu yazı belki.

Tabii bu işi yürüten firma Panini. Onun üstünden yürüteceğiz muhabbeti. Bütün icraatler onlardan çıkma. Zaten küresel çapta bile rakipleri var mı, çok merak ediyorum.
Az önce bir büyük marketten bu sezon NBA için çıkarttıkları 2009-2010 NBA Basketball Stars albümünün çıkartmalarından aldım. Panini bazen bu çıkartmalar için toplu paket yapıyor. Daha ucuza gelebiliyor. Bu albümü sezon başında görmüştüm marketlerde ama, ortalıkta çıkartmaların esamesi olmayınca almaktan vazgeçmiştim. Çünkü benim için öncelik çıkartmalar, albümü her zaman almayabiliyorum. Gerçi çok da bir para değil albüm, alınır yani.
Bildiğim kadarıyla NBA için ilk kez böyle bir albüm üretilip satılıyor Türkiyede. En azından ben kaç senedir bu işlerle ilgileniyorum, ilk kez gördüm.
"Beklentilerim şu kadardı" diyecek bir durum yoktu açıkçası, ne bekleyeceğimi bilemiyordum. Biraz kapanmadan önce Pivot'un verdiği kartlara benziyor ortaya çıkan iş. Normal oyuncuları klasik mantıkla dikey değil, yatay yerleştirmişler çıkartmaya. Çaylak serisi dikey konulmuş-sol altta bir "Rookie" ibaresi var. Bir "maç içinden" serisi var. Bir tane sanırım ödüller için seri var, bana Jason Terry'nin En iyi 6. adam ödülünü alırkenki resmi olan bir çıkartma denk geldi. Bir de sanırım "efsaneler" serisi var. Son olarak da farklı bir dokuyla üretilen, kartımsı bi'şeyler var. Takımların formaları ve logoları var sadece bu seride ve o formaların üstünde takımların kuruluş yılları var. Güzel olmuş.
Bana bu kez denk gelen çıkartmalardan bahsedecek olursam, tek bi'şey söyleyebilirim:sanırım Sacramento yöresine gidecek olan paketler buraya düşmüş, ve bir tanesi de bana denk gelmiş.

Panini'nin Şampiyonlar Ligi serisi var bir de, ilgilenenler bilir. 2000'lerin başında 2 sezon bu albüm ve çıkartmalardan aldım. Her yerde yoktu, ama bir-iki yerde buldum, oralardan da olabildiğince aldım. Sonra sanırım 06-07'ye kadar ortalıkta görünmedi. Ya da en azından benim oturduğum muhite gelmedi, memlekette vardıysa da. Son 2 senedir de kartları çıkıyor Ş.Ligi'nin. Onlar da gayet hoş mallar. Da, bu sene daha bir egzantriğini çıkarmışlar. Super Strike diye isim de koymuşlar. Daha pahalı olmuş, o sakat.
Önceki 2 sezon alıyordum ben Cl çıkartmaları, ama geçen sezon yine görünmedi. Geçen,1 ay oldu, girdim Migros'a. Bir baktım, geçen sezonun kartlarından bir paket. Nasıl düşmüş ne olmuş bilmiyorum, kaptım hemen. En azından geçen sezondan da, az da olsa bir şeyler bulunacak.

Son olarak da Türksel Süper Lig için olanından bahsedelim. Eğer yamulmuyorsam, geçen sezon da vardı bu albümden. Alacağım paketlerde Galatasaraylı oyuncuların çıkacağını bilsem, gider alırım biraz. Ama onun haricinde almayı düşünmüyorum açıkçası. Tabii alan vardır, 13 yaş civarı filan. Zamanında sakızdan çıkıyordu bu işler, ondan daha iyidir.

Halil Çolak


Sessiz sedasız bir transfer yapmışız. Felemenk elleriyle olan bağlantılarımız işe yaramaya başlıyor. Hollanda taraflarından bir gurbetçi. Halil Çolak. Haziran 88 doğumlu ve sol açık ile forvette oynuyor. Yani bizde ön üçlünün solunda, ters kanat oynayabiliyorsa (inşallah) sağında yer alacak. Go Ahead Eagles'da 2. ligin en değerli oyuncusu seçilmişliği varmış kendisinin. Son 1.5 sezon istatistikleri de iyi. Transfer 600 bin dolara mal olmuş. Hollanda'da yetişen bir forvet alıyorsunuz, hem de Türk. Geldiği yer de, Go Ahead Eagles. Bu takımın ismini duyunca akla genelde tek bir isim gelir:Marc Overmars. Bunlar birleşince de insan güzel şeyler bekliyor tabii. Bakalım.

Edit:Aldık maldık diye yazdım ama, erken davranmışız. Daha kesin bi'şey yok. En azından oyuncudan haberdar olmuş olduk.

Fcb

Oldschool



Ita



Sanırım gördüğüm en iyi Milli takım forma kreasyonu. Keşke Dünya Kupası'nda giyseler. Dünya Kupasında giyecekleri forma için, burdan.

Acıların Çocuğu Jordi


Cruyyf'un evladı Jordi, babası gibi kral olamadı futbol konusunda. Ajax'ın alt yapısında futbola başladıktan sonra babasının kıyağıyla Barcelona alt yapısına geçti. Daha sonra 94 yılında Barcelona A takıma yükseldi ve babası 96'da kovulduğunda o da gitti Barça'dan. Sonra 4 sene Manchester United forması giydi ancak hep rotasyon adamı oldu (4 sene 34 maç!). Banko 11 insanı değildi Jordi. Kısacası iyi bir topçu değildi. Alaves'de biraz parlasa da kaç kişi bilir orada top oynadığını ? Bana zaten bu 2 büyük takımda oynama sebebinin (Barça, Man U) de hep babası sayesinde olduğu izlenimini verdi. Sanki babasının oğlu olarak, onda da bir Cruyff geni olduğu ve illaki iyi oynayacağı izlenimini yaratmış olabilir gittiği takımlar. Yani ne de olsa Johan'nın oğlu, ne kadar kötü oynayabilir diye düşünmüşlerdir muhtemelen. Ancak babasının genlerini alamamış, ne suçu var çocuğun. Belki babası topçu olmasaydı, o da hiç düşünmeyecekti futbolcu olmayı. Ya da babası Cruyff olmasaydı hiç Barça ve Man U forması giyemeyecekti Jordi.

Jordi bana en son Rocky filmindeki Rocky'nin çocuğunu hatırlatır. O da babasının isminin gölgesinde kalmıştır. Herkes ona ismi yerine Rocky'nin oğlu falan diye hitap ederler. Bence Jordi'de böyle. Belki hiçbir zaman futbolcu olmak istememişti, ancak Maradona'nın torunu ve Aguero'nun oğlunun nasıl futbolcu olacağı kesinse henüz 1 yaşındayken, Jordi'nin de kaderi babası tarafından çizilmişti. Dedim ya hiçbir zaman büyük bir topçu olmadı. Cruyff deyince kimsenin aklına Jordi gelmez, hep babası gelir. Hiçbir takımda hatırlanacak bir efsane olamadı küçük Cruyff. Fakat bence çabalıyordu. Cruyff adı altında hatırlanmaktansa kendi adını yaratmaya çalıştı sanki. Bu sebeple formasının arkasına Cruyff değil Jordi yazdırdı hep.


Şimdi Jordi 35 yaşında, muhtemelen sezon sonu bırakacak futbolu. Malta liginde Valletta adında bir takımda futbol oynuyor. Aynı zamanda bu takımın Hollandalı teknik direktörünün asistanlığını da yapıyor. Belki futbolcu olarak istediği yere gelemedi Jordi. Babasının gölgesinde kaldı. Şimdi sormak lazım, futbolu bırakınca teknik direktör olacak mı ? Olacaksa babasını gölgede bırakabilecek mi bu konuda ? İşi çok zor. Çünkü babası bu oyunu en iyi oynayan adamlardan biri olmasının yanında, bu oyunu yaratan adam. Barcelona'da teknik direktörlüğü malum. Kısacası bu konuda da Efsane. Ancak Jordi'nin de bir şansı var açıkçası. Çünkü babası sadece Barcelona teknik direktörlüğünü yaptı 8 sene ve şimdi ise hobi niyetine Katalan Milli takımının başında. Yani her ne kadar efsane bir teknik direktör olsa da, futbolculuğu gibi ulaşılamayacak bir seviyede değil TD başarısı. Bu sebeple Jordi bu ezikliğinden kurtulabilir gibime geliyor. Futbolu iyi bilmek ve yönetmek için iyi oynamaya gerek yok. Şuan en büyük örneği Mourinho. Jordi de belki iyi bir topçu değil ancak öğrendiği çok şey vardır mutlaka Johan'ın oğlu olarak.

Ben bu Jordi'ye çok üzülüyorum ama iyi bir TD olacağına da inanıyorum.

Bomba


Şimdi zaten şu laf başlı başına bomba:"Scarlett Johansson'u güzel bulan beni bulmasın kardeşim". Sonuna Türk usulü "kardeşim" hitabının eklenmesi de rezilliği bir kat arttırıyor. Hani pişkinlik var. Ben bu lafı okuyunca, sövmeden evvel soruyu merak ettim. Yani Ayşe Arman acaba gene ne acayip bi'şey sordu da, böyle bir cevap çıktı deyu. Merakım yersiz değilmiş:

-Güzelliğini Scarlett Johansson'la kıyaslayanlara ne diyorsun...

Soru buymuş. Gerçekten Burcu Esmersoy'u Scarlett Johansson'la kıyaslamak isteyen insanlar mı var? Varsa ne yiyip ne içiyorlar? Damarlarındaki kan ne renk? Oksijen mi soluyorlar, başka bir gaz mı? Sorular bitmez.

Forma Budur


Şimdiye kadar yapılmış en başarılı formalar listeme girdi. Hem de tepelerden girdi, öyle sondan falan değil. Puma Kamerun'a hep kıyağını çeker zaten, bu sefer de şovunu yapmış. Kamerun'un yeni sezon giyeceği formalar belli bildiğiniz üzere. Bu forma ise anlamlı bir düşüncenin eseri olarak yeni tasarlanmış. Kamerun, Puma ve UNEP'in (Birleşmiş Milletler Çevre Programı) ortaklaşa gerçekleştirdiği, Afrika'daki biyolojik çeşitliliğin korunması amacı güden bir kampanyanın eseri olarak yaratılmış. Tamam dikkat çekici olması, amacı vs... çok güzel ve anlamlı, ancak işin bu kısmına bakmayacağım ben. Sadece formanın görünüşü ile ilgilenirsek, efsane bir tasarım olduğunu da görürüz. Açık mavi, düz bir forma ile Afrika'nın kızıl toprağında maç yapmış ve maçın sonunda o açık mavi formalar bu hale gelmiş gibi gözüküyor. Müthiş bir düşünce, inanılmaz bir fikir. Kim yaptıysa ellerinden öperim.



Afrika'nın o biyolojik çeşitliliğinin en büyük kaynağı olan açık ovalarının kızıl toprağının rengi formaya bulaşmış adeta. O kadar doğal bir görüntü vermiş ki hakikaten kirlenmiş izlenimi yaratmış. Formanın üstü ise açık mavi ve Afrika'nın o temiz gökyüzünü simgeliyor olsa gerek. Yani Afrika'nın toprağı ile gökyüzü güzelce birleştirilmiş formada. Bu özelliği formanın yapılış amacına da oldukça uygun. Puma kısaca şov yapmış...