Retro 60

Infiniti


Günün reyizi ; Mark Webber. Sen 18. sıradan yarışa başla, sonra gel yarışı 3. sırada bitir. Yakın zamanda bunu yapabilen -hatırladığım kadarıyla- bir tek Schumi ve Alonso var. Belki Webber onlar kadar büyük bir pilot değil ama emin olun ki en az onlar kadar reyiz. Tabii altındaki arabanın da onun bu reyizleşmesinde büyük bir payı var, ama yani ne bileyim adam hakikaten korkusuz sürüyor. Atıyorum mesela ; Webber'in bu arabayla gösterdiği şu performansı, Rosberg çapsızı sergileyemez... Mazmunlaşmaya yüz tutmuş bir kalıp var ya hani ''şarap gibi'' diye... İşte Webber o kalıbın vücut bulmuş hali. Seviyoruz reyizi.

Retro 59

Salinger


Salinger hakkında bir süre önce çok uzun olmayan bi'şeyler yazmıştım. Niye bilmiyorum, yayınlamadım. Allayıp pullayıp koysam bloga ilerleyen günlerde. Ondan önce çok kısa şuraya yazayım, gecenin gazıyla:

Bu adam eğer ardında bazı hikaye ve romanlar bıraktıysa iyi olur dostum. Özellikle şunu okuduktan sonra bu konuda gayet umutluyum ve zaten bu herif sadece o 4 ince kitabı yazmış olmamalı. Daha fazlası olmalı.

Retro 58

Waka


İlkine az kaldı. Ortalığı ısıtalım. Aslında el atmak hiç istemiyorum, salak salak hadiseler çıkıyor. Neyse.

Şu sıra Justin Bieber ile birlikte popüler müzik seven bünyelere de Barcelona sevgisi aşılama görevini üstlenen Shakira ablamızın bu hallerini de biliyoruz. Hem de 5 numara. Valla bilmiyorum da, artık gider FHM'e Barça formasıyla mı soyunur, ne yapar, şunu unuttursun. Gerekirse Gerard ile bağlantıya da geçeriz.

Retro 57

Chartered


Liverpool'un yeni sezon 3. forması güzel, fakat kötü tarafı, Chelsea'nin 06-07 3. formasını andırması. Kırmızı rengin kullanımı dahil, çok fazla o formayı anımsatıyor. Biraz daha dikkatli olabilirlermiş bu konuda.



Stro


Maçta dikkatimi çekti, ki nasıl çekmesin? Şimdiye kadar kaç Japon oynadı ki zaten Ş.Ligi'nde? Nakamura kesin mesela. Onun haricinde pat diye aklıma gelen yok... Nakata oynadı mı emin değilim? Bırakın onları da, muhtemelen ilk kez iki Japon futbolcu karşı karşıya geldi Ş.Ligi'nde. Ayrıca mevkiileri gereği de karşı karşıya geldiler;Uchida sağ bekte oynadı, Nagatomo ise sol bek. İyi ki o mevkiilerde oynadılar da, şu resim ortaya çıktı. Yoksa o da sıkıntı. Eğer bu maçta gerçekten iki Japon ilk kez Şampiyonlar Ligi'nde farklı takımlarda oynadı ise, onu da yetkili abilerimizden öğreniriz.

Retro 56

Losc


Lille'in de önümüzdeki sezon giyeceği 2 forma (iç saha ve deplasman) sızmış vaziyette. Şu Bilbao formasıyla aynı kalıp kullanılmış. Büyük ihtimalle bir tane daha gelecek. O da son 3 sezon formalarına bakarak tahmin edilebilir durumda. Muhtemelen siyah olacak. Ama şu iki formayla aynı kalıp olması tekdüzelik yaratır. O yüzden başka bir kalıp olmalı.


Aşağıdaki 3 resimde sırayla, Lille'in son 3 sezondaki kreasyonları görülüyor. İstikrar var. Renkleri belirlemişler. En fazla 3. forma (siyah ve sarı ağırlıklı olanlar) değişir, başka renk denenir.

Retro 55

Nerden Nereye 46

Retro 54

Gece


Yeni kitap Az'ın kapağı bu. Alıştığımız H.Günday kapakları kadar koyu (yani siyah) ağırlıklı değil. Ayrıca Hakan Günday bugün 18 gibi Ntv'de Gece-Gündüz'ün konuğu olacak. Kendisi Tv'de sık görünmez, bu açıdan önemli olabilir.

Petronor


Umbro devam ediyor. Bu kez de yeni sezon için çok güzel bir Athletic Bilbao deplasman forması. Bilbao'nun deplasman formaları genelde lacivert ya da siyah oluyor. Bu kez de Ikurrina'nın (Bask bayrağının) pek kullanmadıkları rengi olan yeşili seçmişler ve çok da güzel yapmışlar. Daha önce yeşil formaları var mı, onu bilmiyorum. Ve yine klasik bir kalıp tercihi.

Formayı enine kesen çift şeritli deplasman formalarına çok örnek verebiliriz, fakat o şeritlerin kollara doğru devam ettiği forma var mı, varsa kaç tane var acaba? Sabahın 6'sında benim aklıma gelmedi varsa bile.

Retro 53

Mufc


Kluivert oğluyla sahilde top deperken. Acaba Hollanda basınında da "oynadıkları topun üstünde Manchester United logosunun olması gözlerden kaçmadı" tarzı şeyler yazdı mı?

"Bir dönem Ajax ve Barcelona formalarıyla fileleri bombalayan siyahi golcünün, oğlunun da aynı şekilde futbolcu olması bekleniyor. United başta olmak üzere bazı İngiliz kulüplerinin küçük Shane ile şimdiden ilgilenmeye başladıkları öğrenildi. Hatta bir kulübün profesyonel sözleşme önerdiği, fakat babası Patrick Kluivert'ın 'ben 19 yaşında Şampiyonlar Ligi kazandırdım da ne oldu, 30 yaşında kariyerin amına koydum. Acelemiz yok, hele bi' büyüsün' diyerek, tekliflere temkinli yaklaştığı kaydedildi. Shane'in kreşten arkadaşlarının da son günlerde genellikle kırmızı ağırlıklı giysilerle görülmeleri, iddiaları güçlendirdi. Yakın zamanda ajanslara düşen resimler de, ManUtd'ın bu yarışta rakiplerinden önde olduğunu gösteriyor."

Cosby Show


NBA'in en Tümer Metin'i LeBron James çizgi dizi işine de el atmış. İzlemek isteyenleri şuraya alalım. İş adamı, basketbolcu, yaşlı adam ve çocuk olmak üzere dört ana karakter üzerinden gidiyor çizgi dizi. Aslına bakarsınız dizideki tek karakter isimden de anlaşılacağı üzere LeBron. Her egomanyağın yapacağı gibi burada da kendisini ön plana çıkarmaktan geri kalmamış. Bir bakıma Nike'ın reklam kampanyası bu şov. Karakterlerin üzerilerindeki kıyafetlerin ve ayakkabıların markalarına bakıldıkça çok net anlayabilirsiniz bunu. LeBron yavşağını pek sevmem ama bu proje hoşuma gitti, takip etmenizi tavsiye ederim(şaka lan şaka tavsiye felan etmiyorum).

Retro 52

Çarliston


Zaten yeterince fangirl falan vardı, şu resimlerden sonra iyice boku çıkar bu işlerin. Yandık amınakoyym.

İğrenç Formalar 11


Bu serinin devam etmesini istiyorum, fakat materyal sıkıntısı var. Geçenlerde bi' abimiz bu konuda destek verdi gerçi, oradan bi'şeyler çıkacak. Elde de 3-5 resim var. Diriltelim bari ufaktan.

Aslında bir açıdan garipsemiyorum. 90'lar bunlarla doluydu. Şimdi de Nike sağolsun diriltilmeye çalışılıyor o dönemki forma akımı. Bu, 96-97 Juve 3. forması. Tanıdık renkler üzerinden bir 3. forma yaratma yoluna gitmişler. Ana renklerden siyah gelsin, diğer taraftan -sonradan klasikleşecek olan- deplasman formasındaki sarıyı alalım, şöyle bi' güzel karıştıralım, bakalım ne çıkacak denmiş gibi.

Omuzlardaki desen Zebra çağrışımı yapıyor. Gövdede de böyle bir ırmak geçer gibi. İkiye ayrılıyor yukarı doğru. Sonra sağ taraftan ufak bir kol ayrılıyor. Alüvyonlar falan.

O dönemki şık uygulama bu formada da var. Önde takım logosu yok. Ama öyle durumlarda yaptıkları gibi kola da koymamışlar gibi görünüyor. E siyah üstüne sarı renk atılmış, böyle olunca da yıldızlar zor görünüyor. Sanki takım logosunu basmayı unutmuşlar gibi. De kötü be işte abi.

Edit:Aklımıza logo hiç gelmedi yazarken. Müşkülpesent sağolsun, yorumlarda Juve logosundaki Zebra'yı hatırlattı. İlaveten de, gövdedekinin Boğa olduğunu ve bunun da Torino şehrinin simgesi olduğunu söyledi. Ki yine gözden kaçırdığımız gibi, Torino Fc'nin logosunda da Boğa var. Bunları göz önüne alınca, daha anlamlı hale geliyor en azından forma.

Güzel İkili 31


Aslında tam da bu şekilde bir fotoğraftan Stockton-Malone ikilisinin olmalı. Payton-Kemp ikilisini engelleyen de Majesteleri, fakat Seattle'a yaptığı, Utah'a yaptığının yanında pek bir şey sayılmaz.

Jordan'ın "bi' sakin olun bakalım" dediği bir ortaklık da onlar oldu işte.

Retro 51


Tanıdık biraz değil mi?

Guus

Şahsen futbol denen meretle ilgili en çok aklıma takılan noktalardan biri, hocanın takımla maç içindeki iletişimidir. Zamanla futbolu daha da kavradıkça, bu kenardan, sanki tam olarak söylendiği anda oyuncu tarafından gerçekleştirilecekmiş gibi verilen direktiflerin ne kadar işe yaradığını gördük. Hele de Fatih Terim gibi mimik üstadı bir adamdan bunları gördükçe, iyice. Kukla oynatmadıklarını acaba hangi safhada anlıyor hocalar. Birkaç tanesi dışında, hepsi bu konuda ibretlik. Özellikle Bülent Korkmaz'ın kısa Gs kariyeri sırasında yönettiği maçlardan birinde, Sabri'ye maç içinde (sağ kanattan hafiften ilerlerken) "git git, devam et" şeklindeki cümlelerini duyduktan sonra, bu konuya takılmamak mümkün değil.

Bu konuda "ayılmamda" özellikle, 2-3 sene önceki FourFourTwo'lardan birinde okuduğum Deschamps röportajı çok büyük pay sahibi. Diyordu ki Deschamps: "Futbol kariyerim boyunca hocalarım sürekli kenardan bir şeyler söyledi. Ama ben onları hiç duymazdım. Hoca olduğumdan beri de kenardan oyuncularıma direktif vermiyorum. Çünkü duymayacaklarını biliyorum."
Açıksözlülük ve gerçekçilik açısından müthiş cümleler.

Ve az önce gördüğüm, Uğur Meleke'nin bugün yayınlanacak olan yazısından, Hiddink'in cümleleri:

"Eskiden saha kenarında oyuncularımı uyarmak için kendimi hırpalardım. Ama sonra fark ettim ki sesim en fazla 10 metre mesafeye ulaşıyor ve futbolcular da zaten beni duyunca o 10 metrelik bölgeyi terk ediyorlar! Artık 65 yaşındayım, ne söyleyeceksem maç öncesi söylemek durumundayım. Maçtaysa tek müdahale şansım, 3 tane oyuncu değişikliğinden ibaret."

Oyuniçi iletişime böyle bakan birinin Milli takım'ın başında olması -en azından ben ve birkaç kişi için- harika. Umarım mümkün olduğunca kalır Hiddink, ve mümkün olduğunca çok kişiye bi'şeyler öğreterek ayrılır bu ülkeden.

Yazının tamamı için burdan.

Mia Hamm

Formaseverler, ya da daha geniş bakarsak, futbolseverlerin forma konusundaki önceliklerinden biri, bahsi geçen formanın maç harici de, bir tişört gibi giyilebilmesidir. Formayla çok alakası olmayan biri bile, şıklığına tav olup, edinebiliyor formayı. Mesela son Fransa forması için bu şekilde birçok yorum vardı. Onu üreten Nike, yine buna benzer bir icraat yapmış.




Nike, mesela Erkek Futbol takımı'na, genelde şık formalar yapar. Daha bir özenir. Sebebi ortada. Kadın takımı için de, mesela hatırladığım şu vardı, zamanında koymuşuz. Ne kadar güzel. 3 renkleri olmasına karşın, altın renkle böyle bir deneme. Şimdi de herhangi bir tişörtten, ya da bir tenis kıyafetinden farksız bu formalar.

Tabii artık Kadın takımlarının formaları, vücuda daha oturan şekilde yapılıyor. Kesimler daha uygun. Ki artık erkeklerde de öyle, malum. Kollar kısa filan. Daha rahat ediliyor sahada. Son olarak, lacivert formada da detaylar kırmızı yapılarak, yine 3 rengi de kullanmışlar 2 formada da. Buna dikkat etmeleri çok güzel. Ayrıntı için ise şurdan.

Retro 50

Parana


Umbro bu işlere imza atarken, nasıl hala diğerleri utançtan kepenk vurmadı, ben anlayamıyorum. Son şaheser de bu. Atletico Paranaense 87. yıl özel forması. Son dönem Neo-Klasiklere bakarsak, zirve budur. Muhteşem. Bu tip yakanın bir başka güzel örneği de, 01-02 Barcelona içsaha formasıdır. Ama bunda iplerin salkım-saçak olmadan yerleştirilmesi falan... Çok iyi. Daha fazlası için burdan.


Nerden Nereye 45

Retro 49

Rezalet Ki Ne Rezalet

Olaya ilk değinen FootbalLove'dan Koko B abimiz. Ki bu postu da ondan izinle atıyorum. Resim de ordan. Çok klişe bir cümleyle hayretimi belirtmeye girişiyorum:Ben hayatımda böyle bi'şey görmedim. Göreceğimi de sanmıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam, 2002'de Bayern Münih'in bi' deplasman formasını unutma hadisesi vardı. Ama bu onu geçti. Omuz kısmına baksan zaten anlayacaksın abi eski forma olduğunu. Oradaki mavilikten çakarsın. Ulan kimse mi görmedi şu farklılığı? Malzemeci görmedi? Takım arkadaşları görmedi? Hakem anlamadı? Hoca ve yardımcılar fark etmedi? Rakip anlamadı? Hiç mi dikkat etmiyorsunuz lan. Federasyon hemen bu rezillik için soruşturma açmalı abi. Manzaraya gel. İnşallah birinin piçliği filandır da, en azından anlamlandırabiliriz hadiseyi. Yoksa bu kadar dikkatsizlik... Çoğilginç Hilmi abi. Acaba maç sonunda filan ilk fark eden ne dedi, ne yaptı.

Ceni


Diğer bloglar Ceni'nin 100. golü yazar ama, bize düşen de budur. Dayının 100. golü için özel bir forma yapmışlar. Maçtan önce hazırlanmış. Maçta şu üsttekinin, daha normal versiyonunu giymiş. Golü atıp maç bitince de, önünde ve arkasında özel "100 Gol" logoları bulunan versiyonu giymiş Ceni. Yakışır.



Normal başka bir forma ile birlikte de set haline getirmişler. Satar da ha. Ama bu kırmızı formanın tasarım, 90'ların ortasındaki Adidas kaleci formalarından birinin aynısı-en üstteki resimde daha iyi görülebilir.. Rüştü falan giymişti hatta yeşilinden. 95 ya da 96 olmalı. Reebok bu araklama işlerine son verse.


Retro 48

Pfaff


Bu aralar sıkça Trabzonspor'un forma tercihlerini övüyoruz blogda. Konuyla ilgili postlardan biri şuydu. Nette bulduğum bir resim sayesinde, o kombinasyonun geçmişte de giyildiğini görüyoruz. Belki uzun süre giyildi, bir sezon boyu içsaha forması olarak kullanıldı, belki de tam aksi tek maç giyildi. O önemli değil. Acaba, bu Sivas maçındaki kombinasyon tercih edilirken, üstteki dönem göz önüne alındı mı? Eğer öyleyse harika. Değilse de böyle farklı denemeler için tebrik etmek lazım. Bu arada üstteki resim, 89-90 sezonundan. Pfaff falan var. Orhan, Hami, Lemi vs.

Retro 47