2K"JAY-Z"


  • Ekzekutif pırodüsır falan tamam da; oyunun her yerinden Jay Z fırlıyor. Abartmasa mıydın?
  • Celeb Team hakkında konuşmayacağim bile. Şaklabanlık. Bir de şöyle detaylar var. Talukatınızı sikeyim e mi. (bu arada Brooklyn benchinde de Jay Z oturuyor doğal olarak)





Oyuna geleyim:


  • En güzel değişiklik; pass fake tuşu gitmiş, hop step tuşu gelmiş. Lay up'lar ve Fade Away'lerde önceki oyuna göre daha rahat bir kullanım olmuş.
  • Hücum etmek daha kolay, savunma yapmak daha zor gibi geldi bana. Pick n Roll oyunu güçlendirilmiş. Daha kullanılır hale gelmiş. Step backler falan gırla. O yönden iyi.
  • Herkes koşuyor. Herkes. Diyelim guardınızla rakipten top kaptınız. Siz topu alıp yarı sahaya gelene kadar pivotunuz rakip sahayı yarılıyor neredeyse. Hangi pivot olduğu farketmez. Oyunda saçma bir hızlanma var.
  • Hücumun son 5 saniyesine girilirken savunma şalteri indiriyor. Ortalık boşalıyor. Kolay basket. Seviyeyi zorlaştırmak mı gerek bilmiyorum. Kıl oldum ama.
  • Top sürmede ciddi değişiklik var. Guard adımları daha net ve farklı.
  • Geçen oyunda Smaca kalkan oyuncuya block'a giderseniz başarısız olma durumunda %80 rakibinize bir de serbest atış servis etmiş oluyordunuz. Gerçekçi olabilir ancak görsel olarak pek başarılı değildi o çarpışmalar. O konuda gelişme var. Block denemelerinde fauller ve Potaya giderkenki çarpışmalar daha net. (Deron Williams ile LeBron'a block koymaya kalktım; Deron o hızla Beşiktaş'a dönüyordu az kalsın. Çok başarılı)
  • Oyunda kendini yere serme olayı bayağı basitleşmiş. Screen yaparken kullandığınız tuşa iki kere basarak serilebilirsiniz. FLOPÇULARA ÖLÜM AQ. neyse.
  • Şansıma tüküreyim ki ekran kartı sorunu yaşıyorum bir de. Onu düzelttikten sonra daha net bakmak gerek oyuna ama az çok ortada çoğu şey.


Jay Z ve Celeb cıvımaları dışında gayet keyifli bir hal almış oyun.

Lakerda


Şu Belöz'ün milli maçta mavi pazubandı takma olayını hatırlıyor musunuz? Blogda da bahsetmiştik sanırım, da kim arayacak şimdi. Braga maçı bittikten sonra farkettim. Muhtemelen bizden bir yetkili de Belöz'ün o zamanki mantıkla hareket ederek "hocam biz sarıyı takalım..." dedi ve bu manzaralar ortaya çıktı. Komik kaçıyor.


A4


Çok geçmeden bahsetmek lazım, ki 1 hafta olacak nerdeyse. Denver yeni bir alternatif forma tanıttı. Bu 4. forma mı olacak, yoksa lacivertin yerini mi aldı, onu tam bilmiyorum. Fakat 18 maç giyileceğinin açıklandığına göre, sanırım 3. forma. Ki zaten "throwback"leri saymazsak, NBA'de dört formalı takımlara rastlamıyoruz.

Aslında yaka haricinde bu da tamamen throwback havasına sahip. Ama yaka ve genel kalıp, diğer iki ana forma ve görünüşe göre "emekli edilen" lacivert formayla aynı. O kalıba Denver'ın 82-93 arası giydiği formada bulunan enine şeritlerin üstüne göğüs kısmındaki dağ ve şehir silueti ile şortun yanlarındaki enine kısa kısa şerit detayları eklenmiş.

Bir diğer nokta da şu: Denver Nuggets, yan renklerinden birini en çok "belli eden" takımlardan. Yani logolarındaki kullanımı, oyuncuların forma harici aksesuarlarda (sleeve, headband, bileklik, benchte kullanılan havlu vs.) hep bu rengi taşımasıyla, zaten sarı renk ve Nuggets belli bir çağrışıma sahip. O yüzden takımı sarı formayla sahada görecek olan basketbolseverler bunu pek de yadırgamayacaktır.

Ayrıca sıralamada 3. olsa da, bu renk bir formayla isimlerinin hakkını ("Nugget") biraz daha vermiş olacaklar.

Wasalu Muhammad Jaco


the Muslim MC rhymes over well-known hip-hop tracks and manages to outshine the artists who made the beats famous – without mentioning sex or illegal substances – his skill is undeniable. Washington Post (devamı: Patheos)

Lupe'nin son albüm, "Food & Liquor 2: The Great American Rap Album, pt. 1" öncesinde yayınlanan single'lara göre daha hafif kalmış diyesim geliyor. Neyse geçelim onu şimdi. Asıl mevzu başka.

Rap Genius sitesi güzel kaynak. Açıklamalar bakımından sağlam yer. Özellikle metaforun dibine vurulan parçalar için... Şansa buna denk geldim. Lupe, Lamborghini Angels'ı kendi ağzından açıklamış kısaca. Video yapmışlar bir de.
 


 Food & Liquor'ın üzerinden 6 sene geçmiş. Daydreamin' falan iyidi. O sıralar Jay Z tuttu elinden. Buradan masonluk geyiklerine girmeyeceğim ama Atlantic Records'un bir ucu Ahmet Ertegün. Bakıyorsun klasik Illuminati geyiklerine uyan pozları da var o zamanlardan. Kanye'nin "Jesus Walks"a yapılan "Muhammad Walks" falan. (Götüne güvenen dinlesin. Şarkı biraz ürkütebilir. Cenabetken de tıklamayın olm. Eheh)

Nereden nereye. Bağlamaya kalksan, buradan Chicago'ya kadar uzar yazı. Merak eden baksın, dinlesin, araştırsın adamı. "Şarkıcı"dan ziyade "Söz Yazarı" bu adamın hakkı bu topraklarda da verilsin (peheyy).

Evet, tek derdim de bu. Bir alıntı ile bitireyim yazıyı. Bu arada Teğmen Lap bir "hoşgeldin"i layık görmedi ama ben "Hoşbulduk" diyip blogcu klişelerinin ta ağzının orta yerine sıçayım.
 "My fight against terrorism, to me, the biggest terrorist is Obama in the United States of America. I'm trying to fight the terrorism that's actually causing the other forms of terrorism. You know, the root cause of terrorism is the stuff the U.S. government allows to happen. The foreign policies that we have in place in different countries that inspire people to become terrorists."(NBC Chicago)

bkz: Words I Never Said


ps: Başlıktaki isim, Lupe'nin gerçek adı.

Çıktı




Birkaç yıl arayla (aşağıdaki 08-09'dan) çok benzer iki tasarımı kullanmak... Ne icraatlerini gördüğümüz Umbro'ya yakışmıyor sanki.



Retro 232


Nerden Nereye 94

Bak bu çok ilginç. Arada 20 yıl filan var.





Dirsek



Geçen şu ESPN'in malum liste hakkında konuşurken, merak edip son sıraya bakmıştım ve Eddy Curry'nin 500. olduğunu görmüştüm, ardından da "ahuahuha" benzeri tepkiler vermiştim. Belki kasıtlı yapmış da olabilir yavşaklar. Aradan en fazla bir hafta geçti ve... Aklımdan "Fati'hoca adam eder abi..." tarzı cümleler geçmiyor değil. Bizde kendine gelir bakarsınız. Tabii bazı yarrak kafalar başladı şimdiden.

Önemli ekleme: Postu atarken "ofiste" lafladığımız güzide yazarımız Anıl, konu hakkında "Duncan'ın eCURRYsi" şeklinde bir espri yaptı.

Badem


"Things change.
Almost everyday.
Almost everyway."

2006 Mayıs'ına gidelim. Lisede hazırlık dönemini geride bırakıp ikinci seneme başlamışım. Mayıs'tan bahsediyorduk, ikinci senem bitmek üzere. Fenerbahçe şampiyonluğu Denizli'de ezeli rakibi Galatasaray'a kaptırmış. Çok, çok, çok sıcak bir mayıs günü. Okuldan çıkmak üzereyim. Kantinden cips falan alıp çıkacağım. Kantinci abimizle bayağı samimiyiz. Çok fanatik Fenerli. Adını hatırlayamadım kusura bakmasın ama lisede çoğu arkadaşımdan çok samimiyetimiz vardı kendisiyle. "Aziz Yıldırım istifa etti" dedi. Aman Allah'ım. Aziz Yıldırım. İstifa. O zaman nasıl seviyorum belli değil. Belki Fenerbahçe'den çok. Aziz Yıldırım istifa etti. O küçük bedenim, 16 yaşındaki ben. Bayıldım bayılacağım. Ne cips kaldı, ne okuldan eve gidecek olmanın verdiği mutluluk. Ağlayarak bindim otobüse. Gözyaşlarına engel olamıyorum ama asıl içime atmışım üzüntüyü. Takip eden birkaç günü hatırlamıyorum bile. Belki kaçan şampiyonluktan daha çok üzülmüşümdür, bilemiyorum.

2012 Ekim. 1 Ekim 2012. Yataktan kalktığım gibi laptop'u açıp twitter'ın başına geçiyorum. Herkes Alex'in süresiz kadro dışı kalmasından bahsediyor. İçimden büyük bir küfür, birkaç tweet. Okula yetişmem gerek. Üniversite son senem. Artık gerçek bir hayatım var. Duşu alıp okula gidiyorum. Arkadaşlarla konuşuyoruz falan. Galatasaraylı olanlar klasik "ne olacak sizin haliniz" muhabbetinde. Gülüşerek falan tartışıyoruz konuları ama böyle dediğime bakmayın, en fazla 5 dakika. Futbol, hayatımızın gündeminden çıkalı çok olmuş. Ders bitiyor, otobüse atlıyorum, twitter'ı açıyorum. Gördüklerime inanamıyorum. Alex'in tweet'i. "Kontratimi sonlandirdim. Hayatimin en uzucu imzasi oldu. Fenerbahce bir oyuncu kaybetti ama bir taraftar kazandi. Hersey icin tesekkurler." Kalp atışlarım hızlanıyor. Tweet yağmuru var. Herkes bir şeylerden bahsediyor. Hepimiz suçlu arıyoruz. Öylesine haksızca ve hak etmediği bir muamele görmüş ki Alex, gitmesine üzülemiyoruz rahat rahat. Bir iki küfür daha, sinir boşaltma seansları. Eve gelip bir iki tweet. Bu yazı. Akşama QPR-West Ham var Lig Tv 3'te. Sonra da Ümit Özat ile ROK kapışacak. Aziz Yıldırım'ın da amına koyayım. Alex'i hayatımdan çok seviyorum.

Kaiser Chiefs'in son albüm şarkılarından Things Change. Çok basit cümleler; "Düşünceler değişir, hemen hemen her gün, hemen hemen her şekilde." Aziz Yıldırım'dan nefret ediyorum, Alex'i hayatımdan çok seviyorum. 6 sene önce, şimdi sevmediğim adamın gidişinde neredeyse yaşamak istemiyordum, 6 sene sonra hayatımıza devam etmeyi öğrendik. Her geçen gün bir şeyler değişiyor ama her geçen gün içimizden bir parça ölmeye devam ediyor ve biz bunu normal karşılayacak kadar hissizleşiyoruz. Hissizleşmek. Alex'i hayatımdan çok seviyorum.

Kahkül



Ş. Ligi ve Avrupa Ligi galiplerinin yeni "patch"leri bunlar. Öncekiler için şuradan ve şuradan





Retro 231


Zodiac


Dün maçı izleyemedim ama göz ucuyla etraftaki yerlerin televizyonlarına bakarken Fenerbahçe'nin formasındaki abukluk dikkatimi çekti. Zaten nasıl çekmesin...

Fenerbahçe sezon başı formalarını tanıttığı zaman ligde giyecekleri çubuklu formalarının arkası da çubukluydu. TFF'nin sezon başı forma kurallarında, aynı UEFA gibi, formaların arkasında numaralar ve isimlerin olduğu bölge düz olmak zorunda yazıyordu. Fenerbahçe ise bu kurala uymayan formalar tanıttı ve ligde de kullandılar bir kaç maçta. Tabi UEFA lig gibi değil, onlar olmaz dediyse kullanamazsınız. Bu sebeple Fenerbahçe Avrupa maçları için arkası sarı çubuklu formalar da yaptı ekstradan.


Dün ise ligde oynadıkları maça daha önce giydiklerinin aksine arkası düz formalar ile çıktılar. Ancak UEFA maçlarında giydikleri sarı sırtlı değil, lacivert sırtlı formalar kullandılar bu sefer.

Ben böyle şeyleri çok merak ederim. Gelen bir uyarıdan sonra apar topar mı yaptılar da dikkat etmediler ? E madem zaten hazır UEFA formalarınız var arkası düz, neden bir de böyle bir forma yapma gereği duydunuz ? Biri çıkıp bu tip detayları anlatsa ne güzel olur Günt.


Kurala gelecek olursak. UEFA'nın Avrupa maçları için uyguladığı kuralın ligde de benimsenmesi tamamen saçmalık. Takımların gerçek formalarını bozmaya yönelik, saçma sapan bir uygulama. Ne olacak ligde Fenerbahçe arkası çubuklu, Galatasaray arkası parçalı giyse ? Sürekli olarak konan-yenilenen bu kurallar formaların özlerinden uzaklaşmasına neden oluyor. Ben anlamsız buluyorum. Hadi Avrupa'da neyse de, "annemizin liginde" bu tip kurallara hiç bir zaman sıcak bakmayacağım.

Fotoğrafları, bizim Galatasaray Formaları Forumundan materyal'in paylaşımından aşırdık.

Jabba





Kese



Los Angeles Lakers ve "pelerin" arasındaki ilişki araştırılsın. Büyük oyunlar dönüyor.

Flavored


Bu çok kıllandırıcı mesela. Bu kadar benzerlik olmasa keşke. 



Retro 230


Jenerik 8




Crown


Real Madrid Şampiyonlar Ligi'ne özel yeşil bir 3. forma yaptı biliyorsunuz. Bir de aynı renk ŞL'ye özel antrenman ekipmanı yapmışlar. Tema ve bütünlük açısından güzel hamle. Bizim bu seneki Avrupa rengimiz yeşil diyorlar. Bu tip büyük takımların Şampiyonlar Ligi'ne özel ürünleri oluyor. Chelsea falan da giyiyor biliyorsunuz. Şampiyonlar Ligi haftasındaki antrenmanlarda ve maç gününde bu ekipmanlar ile antrenman yapıp, ısınıyorlar. Hoş bir uygulama.

Burada dikkat çeken Real Madrid'in logosu. Bu konuda çok katılar. Genelde İngilizler'de gördüğümüz ve yavaş yavaş bütün dünyaya yayılan formaya uygun tek renk logo olayında biraz katı bir takım Real Madrid. Formalarında bu tip işlere girmiyor. Orijinal logosunu kullanıyor. Ancak bilinenin aksine diğer ekipmanlarda bu kadar katı değil. Bu tip yan ürünlerde, Şampiyonlar Ligi ürünlerinde logosunu fotoğrafta gördüğünüz gibi kullanıyor. Genelde lacivert çerçeveli olduğu için pek göze batmazlardı, ancak bu sefer daha belirgin kullanmışlar.


O kadar katı olmadıklarını hatırlatalım ve yakında formalarında da görürüz diyelim. Bu tepedeki beyaz da başka bir örnek.

Celtic


İlla karşınıza çıkmıştır bu forma. Nike'ın Celtic'e hazırladığı 125. yıl forması. Forma esasında "özel" değil. Zaten bunu yazmak için açtım başlığı. Yani klasik bir kalıp veya sadece Celtic'e özel bir kalıp ile hazırlanmamış. Kalıbı da, kumaşı da, içerdiği forma teknolojileri de günümüz Nike Authentic formaları ile aynı. Bence işin güzel kısmı da bu zaten.


Forma Nike'ın Revolution kalıbı. Örnek vermek gerekirse Nike'ın Fransa ile anlaştıktan sonra onlara hazırladığı ilk formanın kalıbı. Ya da daha yakın örnek verelim, Galatasaray'ın da şuan Parçalı forması aynı kalıp. Kısacası yukarıda da dedik, özel bir durum yok. Yani aslında Galatasaray'ın parçalısı da, bu forma da aynı, onları farklı kılan sadece tasarımsal detaylar. İster modern göster, ister klasik...

 Formayı "özel" yapan tamamen basit tasarım detayları. Üzerinde çok fazla uğraşılmadan, 1888 yılında çekilmiş olan ilk fotoğraftaki detayları basitçe bu modern kalıba uyarlamışlar. Zaten nerede basit uygulamalar varsa, orada güzel bir iş olacağı kesin. Nike da sadece yakayı siyah yapmış ve o ilk logoyu koymuş formaya. Ayrıca Nike amblemini de beyaz yaparak belli uzaklıktan görünmesini engellemiş. Reklam Celtic'in her özel formasında olduğu gibi göğüsten armanın altına kaydırılmış ve o da beyaz yapılarak formayı 1888'deki gibi düz göstermeyi başarmışlar. Sonuç, çok basit hamlelerle takımın da giyip sahaya çıkabileceği klasik bir forma... Aslında bu kadar basit işte.

Retro 229


Nebraska



Şöyle bir görsel var. Bulunsun istedik. Hakan'a teşekkürler.

Webo



Kimler kimler var.

Nerden Nereye 93



Edit: İlk foto için Sayın Rafet Baran Eryılmaz'a teşekkürler.

Snakecharmer


Büyük San Antonio'muz yeni forma tanıttı. 2000'lerin ortası gibi retro kontenjanından giyilen gümüş (ya da gri) forma, şimdi daha "modern" bir tasarımla, ve 3. forma olarak sunuluyor. Bu kararın altında asıl formaların tasarımını değiştirmenin zaten zor olması yatıyor olabilir. Bazı takımların öyle, malum. Celtics, Bulls, Spurs... En fazla işte, yakayı V yaptılar.

Ve en önemlisi, formada isim namına hiçbir şey yok, sadece meşhur "Spur"ümüz var. Bunun başka örneği var mı bilmiyorum. Yoksa ilktir, varsa da zaten azdır örnek. Her türlü orijinal bir görünüm yaratılmış. Alsak mı ne yapsak.

12 maçta giyecekmişiz, sezonun ilk maçı dahil. Hepsi de içerde olur sanırım, ya da dışarda giyilirse, ev sahibi diğer formayı giyer. Çünkü beyaza karşı giyilmez bu.





Ayrıca bu forma, zamanında Süper Lig'de giyilen bir formayı hatırlatıyor. Anımsayanları tebrik ediyorum. BarçaStuff gibi yapayım ben de.

Şimal


Fotoğraflarda arka plana dikkat. Şanslıyım ki bunları bulabildim. Yoksa sadece yazarak anlatmak zor olacaktı. Geçen Elazığ maçını izlerken, kameralar ne zaman tribünleri gösterse, ilk göze çarpan kırmızı formalı taraftarların bolluğuydu. Şimdi soru şu: İlk piyasaya çıkan ve uzun süre alınabilecek tek yeni forma olan kırmızı, bu yüzden mi bu kadar rağbet gördü; yoksa cidden kırmızı formaya bir özlem var mıydı, bu kadar seviliyor mu(ydu)? Bunu anlamak zor. Belki de sezon ortasına doğru tribünlere bakınca daha sağlıklı sonuçlar elde edilebilir.  Hani kırmızıların bir kısmı önceki sezonlara da ait olamaz. Son kırmızı 03-04'den. Ki eski kırmızılara sahip olanların da kaçı stada gelen kişiler? Çok çok azdır.


Winter


Ortalama bir dizi takipçisiyseniz, piyasaya yeni düşen Revolution'ı duymuşsunuzdur. Ortalama bir beyzbol izleyicisiyseniz Chicago Cubs'ın 1908'den beri World Series kazanamadığını da duymuşsunuzdur. Tamı tamına 103 sezon.

Revolution, Eric Cripke yarattı, yapımcıları arasında da J.J. Abrams var. Kısaca dünyada belirlenemeyen bir nedenden ötürü elektrikler gidiyor, yani gerçek anlamda bir daha asla gelmemek üzere elektrikle alakalı her şey gidiyor ve biz de o dünyanın 15 yıl sonrasını izliyoruz. Bir bakıma insanlık milattan önceye dönüyor. Orijinal bir fikir ama pilot bölümünü az önce izlemiş birisi olarak pek tavsiye ettiğimi söyleyemeyeceğim. Sadece bu tarz bilim kurgu dizileri artık gerçekten de sıktı. Fikirler orijinal olsa da işleniş hep birbirinin aynısı. Baştan aşağı mantıksızlıklar ve klişelerle dolu ve muhtemelen de reytingleri her geçen gün düşecek ve en sonunda iptal olacak. Henüz pilot bölümü yayınlanmış bir dizi için çok emin konuştum ama göt olmayı da istemiyorum değil. Birkaç bölüm içerisinde gidişatı değiştirebilmek yapımcıların ellerinde ama değiştirmeme olasılıkları çok daha fazla.

Her Yücel Özmetin yazısında olduğu gibi konudan sapıyor muyuz bana mı öyle geldi? Öhöm bu Chicago Cubs da Fenerbahçe'nin geçen seneye kadar yaşadığı Türkiye Kupası hasreti benzeri bir hasret yaşayanlardan. Amerika'da da bol bol taşak konusu oluyorlar bundan ötürü. Dile kolay 103 sezon. Sözde MLB'nin klas takımlarından ama başarı yok işte. Peki Revolution ile Chicago Cubs'ı birleştiren hikaye ne?

Efendim dizimiz Chicago'da geçiyor. 15 sene sonrasının görüntüleri gösterildiğinde Wrigley Field'ın, ki kendisi Chicago Cubs'ın ballpark'ı (beyzbolca konuşuyorum) olur, yanından geçiyor kahramanlarımız. İşte olay şu; mayıs ayında dizinin ilk trailer'ı yayınlandığında Wrigley Field stadyumunun dışında "2012 World Series Champions" yazıyordu. Bu artık bir çeşit göndermeydi sanırım. Ya da nükte diyebiliriz. O zamanlar Chicago Cubs 14-20'lik derecesiyle can çekişiyordu ama MLB bu, 162 maçlık normal sezon fikstürü var. Yani Cubs'ın playoff ihtimali hala vardı ve ligi gerçekten takip edenler biliyorlardır, her an her şey olabilir. Dizinin pilot bölümü yayınlandığında ise aynı sahnede Wrigley Field dışında "2012 World Series Champions" yazısını göremedik. Photoshop ile çıkartılmış. Bunun sebebi de Cubs'ın playoff yapma, dolayısıyla World Series oynayabilme ihtimali kalmaması. Merak edenler için Chicago Cubs'ın şu anki derecesi 58-90 ve ligin bitimine iki hafta falan kaldı. O zaman ne diyoruz? Cubs gol gol gol, 104 sene oluyor :(


Ha bir de, Chicago Cubs taraftarı takımının şampiyon olduğunu görürse ne olur? Playstation'ı kapatıp uyur :(

Monk

Henüz ilk maçlar oynandı daha, ancak 2 formasal gariplik meydana geldi bile. UEFA forma kurallarını git gide sıkılaştırıyor. Kesinlikle karışmayacak, onu anladık. Bugün bu konu ile alakalı değişik durumlar ortaya çıktı. Mavi-beyaz giyen takımlar bugün problemliydi.


İlki Dinamo-Porto maçında yaşandı. Bizim öteki blogu okuyanlar şu elit meselesini artık ezberlemiştir, burada kısa özet geçecek olursak, Nike özel tasarım hazırladığı elit kulüplere 2 forma hazırlıyor. 3. bir forma yapmıyor. Genelde bir önceki senenin dış saha formasını 3. forma olarak kullanıyorlar. Dinamo kendi sahasına koyu tonlar hakimiyetindeki lacivert iç saha forması ile çıktı (tabi bir de ligde giydikleri dümdüz lacivert formaları var iç saha olarak, ancak o da çakışır dediler herhalde - Dinamo formalar için tık), Porto bu sebeple ne iç saha, ne de dış saha formasını giyebildi. İç saha zaten renk yakınlığı yüzünden imkansızdı, dış saha da koyu ton çakışması sebebiyle giyilemedi belli ki. Tabi şortlar-çoraplar hepsi düşünülünce bu sene tanıttığı 2 formasını da + geçen seneki yine koyu tonlara hakim dış saha formasını da giyemedi Porto. Çok değişik bir şey yaptılar. Resmi olarak tanıtılmayan ve storelarında satışa çıkmayan ve muhtemelen tanıtılmayacak-satılmayacak bambaşka bir forma ile çıktılar. Bunu nasıl yaptılar ? Kuralardan sonra ön görüp, bu sene Nike'ın onlar için tasarladığı prototiplerden birisini mi seçtiler, bilemiyorum. Ancak resmi olarak şuanda Porto'nun böyle bir forması yok. Dinamo aslında açık renkli dış saha formasını giyebilirdi, porto da dış saha forması ile gelebilirdi. Ancak belki Porto'nun bu imkanı önceden bilindiği için iç sahalarından şaşmadı Dinamo. Porto ise tarihe geçmiş olabilir, araştırmak lazım.


İkinci durum Malaga-Zenit maçından. Malaga'nın iç saha formasını biliyorsunuz. Açık mavi-beyaz çubuklu formaları var (sol üst köşedeki dayı giymiş). Zenit de aynı renklere sahip. Onlar çubuklu giymiyor ancak açık düz mavi iç saha formaları ve beyaz dış saha formaları var. Elit kategori takımı oldukları için 3. bir formaları yok ve Porto gibi havadan forma yaratma durumları da yokmuş demek ki, Malaga'ya İspanya'da dış saha formalarını giydirdiler.

Şimdi buradan ne çıkartmalıyız ? 3rd formaların ne kadar önemli olduğunu ve eğer bir sene önceki dış saha forması, bir sonraki sene 3rd forma olacaksa, bunu hesaba katarak birbirlerini zıtlayacak renk tonlarının seçilmesi gerektiğini.. Bakalım, daha ilk maçlar. Diğerlerinde ne gariplikler göreceğiz.

Retro 228



Köz Patlıcan


Klozeti fark eden parmak kaldırsın.

Diego


Reebok hiç şüphesiz bu sene şovunu Brezilya kulübü Sao Paulo'ya yaptı. Güzel forma kotasını tek takıma harcadı. İç saha ve dış saha formaları zaten mükemmel, bir de anlamı olan bir 3rd forma yapmışlar. Şuradan inceleyin formaları.

Genelde tarihi bir maç, yıl dönümleri, ya da kulüpte yer etmiş bir futbolcudan ilham alınarak özel formalar tasarlanır. Reebok ve Sao Paulo ise daha değişik bir "özel forma" tasarlamışlar. Kulübün tesadüftür ki, Serie A ve Libertadores zaferlerini yaşadığı dönemlerin çoğunda, kulüpte Uruguaylı oyuncular mevcutmuş. Bir anlamda, büyük başarılar kazandığı dönemlerde uğurlu gelmiş Uruguaylı'lar. Bu sebeple Sao Paulo da tarihlerinde var olmuş Uruguaylı isimlere özel bir 3rd forma çıkartmış bu sene. Galatasaray'ın Romanya'ya veya ne bileyim Barcelona'nın Hollanda'ya saygılarını sunması gibi bir durum. Galatasaray bir sikim yapmadı da, Barcelona turanj forma giymişti.

Pedro Rocha, Forlan, Pereyra ve bizim buralarda da güzel zamanlar geçirmiş Lugano bu formanın doğuş sebeplerinden bir kaçı.

Tasarıma gelecek olursak, forma genel olarak Uruguay Milli forması rengine hakim. Ancak ortada Sao Paulo armasını ve formalarını bize hatırlatan kırmızı-beyaz-siyah çıbıklar mevcut. Bu çıbıklar ortada bulunan kulüp arması ile bütünleşmiş ki, müthiş de olmuş. Armanın olması gereken yerde Uruguay bayrağı var, bu da gereksiz olmuş bana göre. Ayrıca bu sadece taraftara satılan bir özel forma değil, kulüp de kullanacak yeri geldiğinde maçlarda.

Kekik


Meireles'in zaten "koca Chelsea"den, hatta (bir şekilde) son Ş. Ligi sahibi Chelsea'den, Fenerbahçe'ye gelmesi birçok kişi için şaşırtcıyken, olayın başka bir boyutu daha var.


Meireles, çok kaliteli, her biri orijinal tasarımlara sahip antrenman ürünleri kullanan Chelsea'de oynuyordu. Özellikle Ş. Ligi maçları için özel üretilen ekipmanlar ayrı bir dikkat çekici oluyor. Şimdi bu durum varken, çok basit dizaynlara sahip (kumaş kalitelerini bilmiyorum) Fenerium ürünleriyle görülecek olması gerçekten ilginç olacak. Büyük ihtimalle kendisi bile bunun farkında olmayacak ama, en azından dikkatli birkaç göz kendisini şu aşağıdaki gibi tişörtlerle gördükçe "Allah allah..." çekecek.