Güzel İkili 23


Mükemmel...

Bobö



Tepedeki foto Beşiktaş'ın Avrupa maçından. Aşağıdaki ise lig maçından. Görüldüğü üzere 2 font birbirinden farklı. Baktım bütün Avrupa maçlarında tepedeki font kullanılmış. Premier Lig fontunun kendine ait bir lisansı var ve uluslararası turnuvalarda kullanılamıyor. Ancak bizim ligde öyle bir durum yok. Bütün takımlar kafasına göre takılabiliyor. Daha önce bir takımın Avrupa için ve lig için ayrı fontları kullandığını görmemiştim bizde. Beşiktaş'ın sebebi ne anlamadım. Hadi sırtta reklam olsa ve lig fontunun yapısı kapatamıyor desek, reklam da yok. İlginç buldum. Bilen varsa sebebini, kapımız açık.

Edit: Bu arada fontlar aslında aynı, sadece biri çerçeveli hali.

Wide


Bugün mal gibi evde oturup asosyallik yaptım. Belki de -soğuk olmasına rağmen- son güneşli İstanbul gününü evde geçirdim. Ne kadar maç varsa da izledim. Çakışa çakışa bütün maçlara baktım. 2 maç ve bir Capello vardı bugün dikkatimi çeken.

Bugün Chelsea Blackburn Rovers maçı vardı. Her hafta olabildiğince çok maça gitmeye çalışan Capello bu maçta da vardı doğal olarak. Maç Blackburn'deydi. Bitti ve 15 dakika sonra diğer maç başladı. Manchester United Tottenham. Bir baktım orada da Capello. Yanlış mı gördüm derken, bir kez daha gösterdiler.

İngiltere coğrafyasına hakim değilim, ancak 2 takımın da ayrı şehirlerin takımları olduğunu biliyorum. Nasıl oluyor da Capello 2 farklı şehirde 30 dakika arayla görüntülenebiliyordu. Açtım baktım, allahtan yakın şehirlermiş. 2 stad arası maksimum 50 km. Yardırsan maçın bitimine 15 dakka kala, diğer maçın 10. dakikasına yetişirsin. Ancak gitmesen yardımcını göndersen de neden gitmedin diyemezsin. Başka şehirde maç...

İngiltere Türkiye kadar iyi bir takım değil. İngiliz oyuncular da zaten Türk oyuncular kadar kaliteli değil. Capello desen bir Hiddink olabilmesi için 454 fırıncı küreği kemirmesi lazım. E olacak tabi bu kasışlar İtalyan'da. Normal karşılamak lazım.

Fcb


Malum sebeplerden Barcelona'nın beyaz renk deplasman forması giyemeyeceğini biliyoruz. Deşsek belki çıkar çok eski zamanlardan ama, en azından son dönemlerde olmadığı kesin. Peki ama olsa nasıl olur, şu minik topa bakarak fikir sahibi olabiliriz. Ben olsun isterdim şöyle bu sezonki S.Donetsk beyazı gibi. Çapraz şeritler filan.



Reklam Panoları

Futboldan ne öğrenilebilir?

-Çok şey. Her ülkenin, insanının yeri, kültürü, insanlarının dili, dini, rengi ne olursa olsun, bizim gibi olduklarını, onların da birer Fenerbahçeleri olduğunu ve onlara saygı duymayı öğrenebiliriz. Ama öğreniyor muyuz, şüpheliyim. Futbol ayrıca oyuncuları tek tek zayıf olmasına rağmen kafayı kullanırlarsa bir takımın güçlü olabileceğini de öğretir ya da bunun tam tersinin de doğru olduğunu öğrenebiliriz futboldan. Fena yenilgiye uğramışsak, maçtan sonra bir bahane bulup dayak atmanın pek iyi bir şey olmadığını da futboldan öğrenebiliriz. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy "Türkiye Avrupa'ya ait değildir" derse, ona Fenerbahçe'nin elli küsür yıldır Avrupa Kupaları'nda oynadığını da hatırlatabiliriz.

xxx

Albert Camus "Ahlak ve başkalarına saygı hakkında öğrendiklerimi futbola borçluyum" demiş bir kere.

-Bu 1930'ların Cezayir'i için doğru olabilir, ama günümüzde futboldan ahlak dersi almak saflık olur.

---------

Manzaradan Parçalar'da bulunan, Pamuk'un Spiegel ile futbol üzerine yaptığı röportajdan 2 soru ve cevapları. İkincisine katılmak zor.


Brc


Zamanında bu blogda NBA Preview'lar filan yazılırdı. Pii... Heat'e ilk günden geçirdikleri iyi oldu. Biz de Bobby Simmons'ı almışız. Katkı yapar. Yeni sezon hayırlı olsun o zaman. Batug.com yine güzel preview hazırlamış, da keşke Spurs'ü başka adam yazsaydı.

Edit:Bizim şom olmamızla alakası var mı bilmem ama, Simmons'ı serbest bırakmışız. "Cacık olmaz artık" dediler herhalde.



FxPro


Konumuz Fulham 3rd shirt. Daha yeni tanıtılmış. Düşünün şimdiye kadar ihtiyaç duymamışlar ve büyük ihtimalle de duymayacaklar. Ancak taraftarlar için ve 3-5 maç için yapılmasını uygun görmüşler, iyi de etmişler. Rengi tam olarak ne bilmiyorum. Petrol yeşili diye bir renk varsa, sanki öyle bir şey. Detay olarak bu renge çok çok iyi giden bir altın sarısı kullanmışlar. Mükemmel bir forma çıkmış ortaya.

Fenerbahçe'ye uygun 3rd formalar diye bir başlığımız olsaydı bu formayı ilk sıraya alırdım. Fenerbahçe biraz bu forma kültürünü benimserse ve 3rd formalar yapmaya başlarlarsa (bu sene bir yeşilleri var ama giymeyecekler sanırım) bu forma onlara cuk oturur. Hem her sezon illa beyaz forma yapan bir takım olarak koyu bir alternatif 3rd iyi gider onlara. Öneririm bu formayı.

Kappa'ya da şu çirkin logolarını omuzlara koymamasını öneririm.

Car


Yazayım mı bir şeyler ? Gerek yok sanki ... Susanlar olmuştur mutlaka. Oturup izlesinler şimdi.

Rasho


Pazartesi günü Euroleague ("Turkish Airlines Euroleague") açılış maçında Olympiakos ve Real oynadı, Murat abi anlattı, güzel maçtı. Sergen, M.Doğan, Küçük yetmiyor gibi bir de İ.Kutluay çekeceğiz mnakoyym. Real'e çaktı Teodosic ve tayfası tabii ama bizim odak noktamız başka. Bi'kaç post önce Barcelona açısından futbol ve basketbol takımlarının formaları arasındaki paralelliklere göz atmıştık. Hoş şeyler. Bütünlük sağlanıyor. Bu konudaki örneklere zamanla bakacağız tek tek. Şimdi bu.



Real'in bu seneki away'i hafif yeşilimsi veya fosforlu denebilecek sarı katkılı siyah ya da çok koyu lacivert. 07-08'de de denemişlerdi bunu. Ve aynı renk kombinasyonu, basketbol takımının deplasman forması için de uygulanmış. Beyazın da desteğiyle sonuç güzel.



Ve fontlar da aynı. Sadece renk uyumuyla bitmiyor paralellikler. Çok güzel.


İşin ilginci, Real'in bu renk ikilisini denediği 07-08'de, Ş. Ligi'nde Olympiakos'la oynamış olması. Ve Olympiakos'un da, pazartesi günkü maç gibi çubukluyu giymesi.

Vermögen


Gözden kaçmış bir forma. Antepfıstıklı çikolata gibi allahsız. Bir de Simpson falan tabii.

Nerden Nereye 32


İlk kez bu seride tek resimlik bir post koyuyorum. Her şey ortada zaten, bir de Eskişehir-Beşiktaş maçını beklemeye hacet yok.

Learn More

Kendi adıma geldiği gün söylemiştim. Kimse çıkıp "yalan söylemediğin ne belli yarraam" filan çekmesin, bilsem kayda alırdım. "Bu adam Galatasaray'dan kovulursa veya olumsuz şekilde ayrılırsa, bu takımı bırakırım" demiştim. Siz aynı açıdan bakmıyo olabilirsiniz, Ekşi'deki bazı orospu çocukları gibi takımı tutmayı askıya almayı başarıya endeksli bi'şey olarak algılayabilirsiniz. Eğer böyleyse, bilin ki hata sizde. Bu 2 adam, "şanlı tarihinde" Avrupa kupaları bulunan bu takımın eline geçebilecek en büyük şanstı. Bi' daha da kafasını alırız. Benim kişisel protestom (bir sürü kişi var gerçi) kulübün, veya kimsenin sikinde olmayabilir. Ben kaçan balığın büyüklüğünün farkındayım, tepkimi de böyle gösteriyorum.

En azından bir süre, bu blogda Galatasaray hakkında yazı görmeyeceksiniz. Ben ve Selocan kesin, ama diğer blog yazarımızı bilemem, ki onun da bu duruma kızgın olduğunu sanıyorum. Büyük ihtimalle kenardaki Gs ile ilgili resimleri de kaldırırız. Hadi eyvallah.

Right


Hidayet haberleri sayesinde Suns formasının yakasının değiştiğini görüyoruz. En azından benim için önceki daha iyiydi. Önceki hali için:

10


Geçen senenin Messi ile birlikte en formda ismi olan Rooney şu aralar sıkıntılı. Dünya Kupası'nda takımı yerin dibine gömülürken misinanın ucundaki kurşun Rooney'di. Lige de sıkıntılı giriş yaptı. Son olarak Sir ile papaz olmuş. Man U'nun gidişat fena, tıpkı İngiltere gibi Man U'nun da kötü gidişinin sebeplerinden Rooney. Sir'ün de biletini kestiği, Ocak'ta göndereceği dedikodusu var şu aralar.

Sir sert adamdır, silerse siler. Ancak Rooney, Man U'nun gelecekteki bayrak adamı olma yolunda hızla ilerliyordu. Bir kaç aylık kötü gidişatın bu adamı silmek için yeterli olmadığını düşünüyorum. Ancak Ferguson'ın bu adamı göndermeyi düşünmesinin sebebi performansı değil disiplinsiz hareketleri olduğu da konuşuluyor yabancı bloglarda. Yine de en azından Ocak ayında gitmeyeceğini, sezon sonunu bekleyeceğini düşünüyorum. Kaldı ki Rooney toparlar ve bunalımdan çıkarsa Man U taraftarının büyük sevgilisi olarak Old Trafford'dan gitmek istemeyecektir. Bana kalırsa toparlayacaktır ve Manchester'da kalacaktır.

Ancak gitme ihtimali olduğu takımların da ağzı sulanmış bu haberleri görünce. İspanya'nın ve Dünya'nın en büyük 2 takımı Real Madrid ve Barcelona'nın Rooney'i isteyebileceği konuşuluyor. Barça bir türlü gelişme gösteremeyen Pedro ve Bojan'ın yerine Rooney'i düşünmeye başlamış olabilir. Hem Villa ile değişmeli olarak ileri 3'lünün kenarlarında oynayabilecek kapasitede, hem de olası bir Villa eksikliğinde de kendisini hiç de aratmayacak bir forvet Rooney. Mourinho'nun da forvet istediğini biliyoruz.

Bir de İngiliz zenginler var. Rooney belki İngiltere'den ayrılmak istemez diye kapısında yatan 2 takım daha var. Tabi ki City ve Chelsea. Ancak kaç para verirlerse versinler Rooney'in Tevezlik yapmayacağını ve City'e gitmeyeceğini düşünüyorum. Chelsea ise her ne kadar gol sorunu yaşamasa da Torres, Agüero ve Rooney gibi genç yıldızlara hayır demez. Rooney hayır der mi bilemiyorum.

Son olarak Real Madrid taraftarı olarak fikrimi belirtmek isterim. 2 sene önce çıksa bu haberler havalara uçardım. Ancak Rooney'in şu anda bu takıma gelmesi belli huzursuzluklar yaratacaktır. Higuain şuan çok formda, Rooney'in olası gelişi onu etkileyecektir. Sonuçta Rooney gibi bir adamı Higuain'in arkasında bırakmak için almazlar. Bu transfer hem Higuain'i hem de Rooney'i olumsuz etkiler. Hem Higuain'i, hem de Rooney'i kaybetmek var işin sonunda. Bir Owen geçmişi de var bu takımın. Ben açıkçası gelmesini istemem.

Rooney bir an önce kendisini toparlamalı ve Manchester United için uzun süreler oynamaya devam etmelidir.

.


Çok şerefsiz görmüştür bu takım şimdiye kadar ama, bu kadar orospu çocuğu olanı herhalde görmemiştir. Çok açık bak, orospu çocuğu.

Uhl


"Federasyon gibi seçtiğiniz topun amına koyym, hipnoz olduk maçın içinde ipneler şekle bak"

55


Sabri yine tutturamamış. Resmi sitede defans değil ortasahada oynayan takım arkadaşlarının arasında yerini almış. Aslında tuttursaydı ilginç diye başlık açmamız gerekirdi. Yoksa sağ bek değil mi lan Sabri ?

TT


Lappap Hoca'nın Barcelona Logo'su konusunda ne kadar hassas olduğunu biliyorsunuz. NTV Spor başta olmak üzere, birkaç yayın organının Barcelona ile ilgili yazdığı yazılarda veya girilen haberlerde Barça'nın eski logosunun kullanılmasına haklı olarak kıl oluyor. Mesele Barcelona değil tabi, meseleyi anladınız hepiniz. İşini doğru düzgün yapıyorsan, ilgili olduğun konulara hakim olacaksın. Ciddi yapacaksın yani bu işi.

Bizi daha fazla ilgilendiren bir konu var aslında. Türk Telekom Arena Stadı'nın henüz pek çok gazete ve blog daha ne biçim olacağını bilmiyor. Açıyor büyük ihtimalle google images'i, en popüler veya görüntüsü güzel olan resmi bloguna, çok daha önemlisi, bir gazeteye koyuyor.

Bildiğiniz gibi uzun zaman önce TT Arena için bir kaç firma ihaleye çıktı. Teknik meselelerini bilmesem de, ihaleyi batmadan önce Eren Talu ve firması kazanmıştı. Şuan yapılan stadın da şekli şemali Eren Talu ve firmasının tasarladığı şekilde. Adamlar batmış olabilirler, ancak tasarımı koruduk, değişmedi yani. Eren Talu ile birlikte ihaleye -yanlış hatırlamıyorsam- 2 firma daha katılmıştı (3 de olabilir). Bu firmaların da kendi tasarımları vardı. Başka stadlar yani... İçlerinde en ilgi çeken, arma şeklinde yolun olduğu (bkz: yukarı resim) staddı. Ama o stad ve o tasarım Eren Talu'nun ihaleyi almasıyla çöpe gitti. Yapılmayacak yani.

Geçen gün bir gazetede görmüştüm, geçen senelerde çok daha fazlaydı bu gazetelerin sayısı. Hemen hepsi yukarıdaki ilgi çeken resmi TT Arena olarak haberlerinin bir köşesine koyuyorlardı. Bloglar da yapıyor bunu. Galatasaraylı bloglar, hala TT Arena'yı yukarıdaki stad olacak zannediyorlar. Kendi takımının yıllarca beklediğin stadının şeklini şemalini bilmemek ve sitende, blogunda veya gazetedeki bir haberinde alakasız bir resim koymak, benim garibime gidiyor. Aha de gerçeği aşağıdaki...


Dediğim gibi geçen senelerde bu hata çok daha fazlaydı. Artık stad yükselmeye başladı ve projenin resimleri internette çok daha fazla dolaşıyor. Hatalar da azaldı haliyle. Ancak yine rastlayınca, bu sefer yazayım dedim. Kısacası yazının başındaki stad hakikaten çok çok güzel bir stad, ancak bizim stadımız değil. Bunu ısrarla kullanmayalım yazılarımızda.

Bir konu da hala yanlış biliniyor. Galatasaray Seyrantepe'nin bir kısmının isim hakkını aldı ve ismini değiştirdi. Artık resmi kayıtlarda da stadın olduğu kısım Seyrantepe olarak değil, Aslantepe olarak geçiyor. Hala gazetelerde, sitelerde veya bloglarda Seyrantepe diyenler, orada da hata yapıyorlar.

Nerden Nereye 31

Flo





Yanılmıyorsam Lyon ve hatta öncesinde farklı saç stili kasmıyordu Malouda. Hepsi bu değil tabii, ufaktan Epl takip edenler bile farkındadır. Şöyle genel bir "böyleydi-böyle oldu" yapayım dedim. Herif her maç saç değiştiriyor abi, hepsini nasıl bulup koyalım zaten. Ha manyağın biri her maçı takip edip, her saç stilini koyup bi' site açmıştır filan, onu da görürsek paylaşırız zaten.

Fevzi


Bir alttaki postun üstüne Matthias Chevalier, Ordu'nun sarı formasından haberdar etti bizi. Teşekkürlerimi iletiyorum. Mor-beyaz renklere sahip bir takımın sarı deplasman formasına sahip olması harika. Ve de 2. Ligde. İnanılmaz cidden. Bakalım oralardan daha neler çıkacak.

Bayağı da tanıdık sima var ha.

Edit:Yakalar ve kol uçları da mor-beyazmış abi Yakanın arka kısmı mor, ön yüz beyaz olunca ben farkedemedim. Daha da güzelmiş yani forma anlayacağınız. Vay anam vay.

Pala


Ülke edebiyatının sağlam ama çokça ıskalanan kalemlerinden İskender Pala'nın 3. romanı. Yine tarihsel arka plan var, Babil'de Ölüm&İstanbul'da Aşk ve Katre-i Matem'de olduğu gibi. Ki ikisini de şiddetle tavsiye ederim. Bunu artık ne zaman okuruz bilmiyorum ama, bakacağız. Ben tanıtma/duyurma görevimi yapayım da. Kapak neden böyle diye merak edene de açıklayayım, malum, bu resim bizde Yavuz'un olarak bilinir, işte küpe muhabbeti filan. Aynı resim, İran'da da Şah İsmail'in olarak bilinirmiş. Öyle olunca da kapak için böyle bi'şey düşünülmüş, hoş olmuş.
Konu işte Alevilik adına büyük kırılma noktası olan Çaldıran savaşı dönemi. Kitap için İran'a filan da gitmiş Pala. O değil de Albeni Kek diye bi'şey çıkmış oğlum. Bi' an önce yemeli.

Bank Asya Birinci Lig, Birinci Lig Bank Asya

Giyen takım belki 2. ligde ama, forma 1. seviye. Bu sezon memleketteki Profesyonel Liglerin en iyi kreasyona sahip takımı olabilir Karşıyaka.



Beyaz forma bu seneki Juventus deplasman formasının çok benzeri ama, arak olma ihtimali nedir bilmiyorum. Bu tasarım sık kullanılır. Benim vurgulamak istediğim nokta, bu formanın kırmızı şortla giyilmesi. Çorap da yine beyaz. Çok güzel tercihler.


Güzel Formalar 61



Bundan önceki koyu away'lerinde de bu yönde çapraz çizgiler vardı. Bu sefer çift renk yapmışlar çizgileri, ve forma bir kademe daha ileri gitmiş.

Blok Geldi Faul Dedi


Hani bazı insanlar normalden fazla umutsuzdur. Kimi istediği arabaya erişmesinin zor olacağını düşünür, kimi sevdiği kızın kendisine varamayacağını, kimi de vitrinde gördüğü ayakkabıyı alamayacağını düşünür. Ümitsizliğe kapılmayın. Elbet bir gün gerçekleşecektir. Şu resmi büyütüp odanızın duvarına veya en yakın billboard'a yapıştırın ve o günü bekleyin. Bu yukardaki manzara var olduysa, bu evrende her şey olur aga. HER ŞEY.

33





Chelsea'den art arda çok güzel Ş. Ligi fontlarından sonra, bu sezon büyük fiyasko. Bunun bir benzerini geçen sene Beşiktaş kullanıyordu, ona da anlam veremiyorduk.

Şef

Cem Akaş'ın blogu var, haberimiz yok anasını satıyım. Buyrun bakın edin.

Amcıklar

Chao da yazdı, ben de yazacağım, bütün Gs'li blogcular da yazsın. Yetmezse idman çıkışına dövmeye gidelim amına koyym. Bu ne abi? Ne yapıyor bunlar? Ne hakla bu durumda böyle eğlenebiliyorlar? Arkadaş zaten adama her yandan saldırıyorlar, bilen-bilmeyen sallıyor, çoluk-çocuğun ağzında sakız oldu. "Bari siz yapmayın" demeyeceğim, zaten fazlasıyla yapıyorsunuz da, be hayatını siktiklerim, şu gününde yapmasanız ha. Götümüzün zorundan en yazmayacağımız şeyleri yazıyoruz ha, oyuncuya nasihat yapar gibi. Haram olsun lan bütün o kulüpten aldığınız paralar, götünüzden çıkamasın yedikleriniz. Talukatını siktiklerim.

Buyrun izleyin.

Pijama

Özel tasarım İngiltere Forması

Güzelim formayı 5 ayda s.kip attılar, şu hale bak. İngiltere tarihinin ve bence futbol tarihinin gelmiş geçmiş en güzel formalarından olan İngiltere'nin Dünya Kupası'nda giydiği iç saha forması dallama bir modacı yüzünden yok oldu. Sokmayın abi modacıları bu forma işine, bu işi sadece modaya uysun diye yapıyorlarsa sokmayın. Skerim, saf hali ne kadar güzeldi, ne kadar 60'lar 70'lerdi... Şimdi gitsin takım bu yeni formayı Londra Moda Haftası'nda giysin.

İngiltere'nin Dünya Kupası forması

Futboldan anlamayan, formaların kıyafetten öte olduğunu bilmeyen, kendi takımının forma tarihini bilmeyen adam isterse Lagerfeld olsun, ama bu forma tasarım işinden uzak dursun. Bu işin püf noktası; en az tasarım, en az yenilik. Köklere bağlılık. Formanın ve kulübün tarihinin bütünleşmesi. Zaten bu maddeleri bilen adamın kusursuz bir forma çıkartması için modacı olmasına da gerek yok. (bkz:08-09 Galatasaray Parçalı forması)

2011-2013 İngiltere forması

Bu formayı skip atan dallama son olarak özel bir versiyon satışa sunmuş. Sınırlı sayıda satılacak olan şu formaya bir bakın allah aşkına (en tepedeki resim). Ben yatarken pijama giymem, ancak eminim buna benzer bir pijaması olan okuyucu vardır. Ya da çoluğuna çocuğuna almıştır pazardan. Sen kalk şimdi bu "özel"pijamaya 100 küsür pound bayıl. Uzak durun modacılar, futboldan-formalardan uzak durun. İngiltere vesilesi ile bu taraflara da mesajımızı iletelim.

Güzel İkili 22

12Bet


Adamların Avrupa kupaları forması var abi. Blog açıldığından beri her sezon başı yazıyorum bunu sanırım ama olsun. Ş.Ligi'nden elenip Uefa'ya kaldılar gerçi, ama herifler turnuvaya göre değil, bildiğin Avrupa Kupaları için özel forma giyiyor. İnanılmaz ya. Elimde imkan olsa, ciddi gider Joma'yla anlaşırım, sonra da Adnan'ı kafalarım, takıma Joma giydiririm amskm.

Kinyas

" 'Malafa' dışında ‘Kinyas ve Kayra’nın Kayra’sını yazıyor. Zaman geçiyor, Kayra uykudan uyanıyor, yaşlanmış. Benim için yazıyor. Ben oynayayım diye. Tek kişilik yazıyor. ‘O sensin’ dedi bana. Yani Hakan’ın teklifiydi. İkimiz için de çok heyecan verici. Üzerinde çalışıyoruz. Ne zaman ortaya çıkar bilmiyoruz. Romanın altında kalmamak gerekiyor.

Bir de ‘Zargana var. ‘Zargana’yı film yapalım diye tanışmıştık zaten. Onunla da uğraşıyoruz. Uzun vadeli bir proje... Böyle hayaller kurup uğraşıyoruz işte..."

Sözler Murat Daltaban'ın. Tamamı için şurdan.

Başta Kinyas ve Kayra, Hakan Günday eserlerinin sinemaya uyarlanıp uyarlanmaması meselesi sıkça tartışılır okurları tarafından. Tiyatro kısmı oldu, sinema uyarlaması da yakında olmasa bile gelecek gibi. Ben olmasın istiyordum kendimce, ama oyunla ilgili röportajlarda söylediklerine bakılırsa, Hakan dayı eserlerinin farklı sanat dallarına uyarlanması hususunda istekli. Tiyatroda yine bir derece ama, eğer kitaplarından birinin filmi çekilirse, Türk malı bir "Faytkılab sendromu" görebiliriz.

Bir


Bir biz mi kurtarılması gereken takımız, merak diyorum. Kötü futbol, ancak alınan 3 galibiyet, ardından fena olmayan Baros katkılı futbol ve alınan bir galibiyetten sonra sanki ŞL şampiyonu olmuş gibi övülen, her gazetede ve spor kanalında başarısı konuşulan Galatasaray'ın aynı futbol - Baros'suz olup 1 mağlubiyet aldığı karşılaşmanın hemen ardından 180 derece dönen yorumların gelmesi, ülkedeki futbol yorumculuğu mesleğinin aslında ne kadar ucuz olduğunun göstergesi.

Carlo Ancelotti'yi futbolcu olarak tanıyorduk. 2001 yılında Milan'ın başına geçtiği zaman bütün ülke tanır olmuştu kendisini. Fatih Terim'in şutlandığı Milan'ın başına geçmişti çünkü. Bize göre dünyanın en iyi teknik direktörünün yerine sadece 6 senelik bir TD kariyeri olan Ancelotti gibi yeni yetmenin Terim efsanesinin yerini almasına içerlemiştik. Ancelotti'nin gizlice Terim'in kuyusunu kazdığından tut, Milan patronlarıyla yediği yemekler - tonla ikna çabası ile Milan'a zorla getirildiği falan konuşuluyordu. Fatih Terim'in hakkını yemişti Ancelotti bize göre. He tabi bir de meşhur "zaten aynı ülkenin vatandaşı" kıyağının da geçildiği yazılmıştı. Adamın anasından girip amcasından çıkmıştık. Dünya'nın en pis herifiydi Ancelotti. Fatih Terim'in Milan'dan gönderilmesinin esas sebebini nedense konuşmadık hiç.

Sonra n'oldu, her Milan mağlubiyeti bizim zaferimiz oldu. Ancak Ancelotti buna pek izin vermedi ve lig bir yana 2 kez ŞL şampiyonluğunu kaptı getirdi bu takıma. 2001 yılında ertesi hafta gider bu herif dediğimiz adam 2009 yılına kadar kaldı. Daha sonra allahın belası Ancelotti yine içten kaleleri fethetmiş olacak ki, Chelsea havada kaptı kendisini. Geldiği ilk sezon rekor gol sayısı ve 2 kupa kazandırdı takıma. Sürekli oyun bilgisini geliştiren ve taktik, teknik kullanan bir teknik deha haline geldi 2001 yılındaki yeni yetme. (Peki ya Fatih Terim ne yaptı ? Hangi takımlar bu büyük TD'nin kapısında kuyruk oluşturdu, bir bakalım)

Fatih Terim ise bizim kurtarılmamız gereken zamanı bekledi. Çok da bekletmedi sağ olsun merhum Özhan Ağabey. Lucescu bizi acayip kurtarılması gereken bir hale sokmuştu zaten. Çeyrek final ve lig yetmedi takıma, daha fazla kurtulalım dedik. Dünya'nın en büyük gazcısı takımın başına geldi. Bir Hagi bir Popi ve en önemlisi 96-2000 oturaklılığı olmayınca kurtaramadı tabi ve bizi 15 sene geriye götürdü Terim. 6-0'da kaymağı. Yine şutlandı. (kısa araya gireyim; Lucescu'nun gönderilmediğini ve bir Ancelotti kadar takımın başında kaldığını düşünün, sadece bir düşünün) O sıralar Milli takımın kurtarılması gerekiyordu, oraya gitti bir kurtardı, 2 batırdı. Anlık başarının kralı son kupaya gidemeyince, anlık başarısı sayılan, oysaki yine futbolcuların başarısı olan 2008 şampiyonası unutuldu, şutlandı. Şimdi bir kez daha Galatasaray'ın kurtarılması gerekiyor. Bir 25 sene daha geriye gitmemiz gerek yani.

Ben Fatih Terim'i severim. Parçalı altında kaptanlığı bile ona sonsuz bir saygı-sevgi kredisi sağlar benim gönlümde. Ancak Fatih Terim teknik direktör değildir. Anlık başarıların adamıdır, onunla bir gelecek, bir alt yapı kurmak mümkün değildir. Çünkü o kadar futbol kapasitesine sahip bir adam değildir. Fatih Terim inanılmaz derecede lider ruhlu bir adam. Kaptanlığı 25 sene önce bıraktı ancak hala soyunma odasında takımın kaptanı bu adam. Takımın kaptanının yapacağı işi yapıyor, bunu da dünyada hiçbir kaptan yapamıyor belki, o kadar iyi yani. Ancak yaptığı şey liderlik, takımı ruhlamak. Daha fazlası değil. Hiçbir zaman Terim'in iyi hoca olduğuna inanmadım, ancak çok büyük bir lider, bunu tartışmam. Keşke adamı gençleştirsek Cana'nın yanında sahaya sürsek. Ancak sakın ola ki bu adam Teknik Direktörlük sıfatı ile bu takımın başına geçmesin. Galatasaray belki bu seneyi kazanır ancak çok daha fazlasını kaybeder. Carlo Ancelotti gelecek bu takıma deseler bile çıkıp Florya'ya kendimi asarım, bir Fatih Terim dönemine yüreğim kendiliğinden dayanmaz.


Jesus


İlginç işler. Hristiyanlar (mezhep fark etmeksizin) daha gevşek sanki bu konularda. Yani adam tişörtüne de yazdırıp gösteriyor, el-kol işaretleriyle de belirtiyor, ayakkabıya da işletiyor. Samimiyetten şüphemiz yok ama, olay kendi kültürümüz açısından bakmaya gelince değişiyor. Bizde de (islamiyeti merkez olarak alıp bakarsak) dindar oyuncular var. Ama, ne bileyim bu tür bir cümleyi buralardan bir oyuncu yaptırabilir mi? Yaptırırsa ne olur? Dini otoriteler ne ahkam keser?
Veyahut artık maçla ilgili her bir detayı görmemizi sağlayan yayıncı kuruluş sayesinde memleketteki yabancı oyunculardan birinin ayakkabısında bu tip bir cümle görsek, nasıl tepki alır?