Takasa Gel...

ESPN'in az önce geçtiği habere göre Wolves ve Grizzlies takasa girdi. Mayo, Jaric, Antoine Walker ve Greg Buckner'ı Tennessee'nin azgın rüzgarına yollayan Minnesota; Kevin Love, Mike Miller, Brian Cardinal ve Jason Collins'i kadrosuna kattı. Bana sorarsanız kafadan Minnesota kârlı, hem Love, daha da önemlisi belki de Mike Miller. Hayırlı uğurlu olsun.

2008 NBA Draft- Birinci Tur

Hemen Salih'ten bayrağı devralayım. Teker teker seçimler, değerlendirmeleri. 11'den sonra pek bir değerlendirme yapamayacağım sanırım, zira bu seçimler zaman içinde ne kadar değerli olup olmadıklarını gösteriyorlar. Önce ilk tur listesi:

1

Chicago Bulls Derrick Rose, Guard, Memphis

2

Miami Heat Michael Beasley, Forward, Kansas State

3

Minnesota Timberwolves O.J. Mayo, Guard, USC

4

Seattle Supersonics Russell Westbrook, Guard, UCLA

5

Memphis Grizzlies Kevin Love, Forward, UCLA

6

New York Knicks Danilo Gallinari, Forward, Italy

7

Los Angeles Clippers Eric Gordon, Guard, Indiana

8

Milwaukee Bucks Joe Alexander, Forward, West Virginia

9

Charlotte Bobcats D.J. Augustin, Guard, Texas

10

New Jersey Nets Brook Lopez, Center, Stanford

11

Indiana Pacers Jerryd Bayless, Guard, Arizona

12

Sacramento Kings Jason Thompson, Forward, Rider

13

Portland Trail Blazers Brandon Rush, Forward, Kansas

14

Golden State Warriors Anthony Randolph, Forward, LSU

15

Phoenix Suns (from Atlanta) Robin Lopez, Forward, Stanford

16

Philadelphia 76ers Marreese Speights, Forward, Florida

17

Toronto Raptors Roy Hibbert, Center, Georgetown

18

Washington Wizards JaVale McGee, Center, Nevada

19

Cleveland Cavaliers J.J. Hickson, Forward, N.C. State

20

Charlotte Bobcats (from Denver) Alexis Ajinca, Center, France

21

New Jersey Nets (from Dallas) Ryan Anderson, Forward, California

22

Orlando Magic Courtney Lee, Guard, Western Kentucky

23

Utah Jazz Kosta Koufos, Center, Ohio State

24

Seattle SuperSonics (from Phoenix) Serge Ibaka, Forward, Spain

25

Houston Rockets Nicolas Batum, Forward, France

26

San Antonio Spurs George Hill, Guard, IUPUI

27

New Orleans Darrell Arthur, Forward, Kansas

28

Memphis Grizzlies (from L.A. Lakers) Donte Greene, Forward, Syracuse

29

Detroit Pistons D.J. White, Forward, Indiana

30

Boston Celtics J.R. Giddens, Guard, New Mexico


1) Chicago Bulls- Derrick Rose (Guard- University of Memphis) :

Rose zaten söylemişti, "Chicaho'da oynamak istiyorum" diye. Memleketi zaten. Sağlam gard, yeni Wade bana göre. Şutu pek iyi olmamasına rağmen atletizmi, kuvveti ve oyun görüşüyle iyi bir seçim denebilir. Aklıma takılan ise "takıma liderlik getireceğim" sözü oldu. Tamam guard filan ama biraz fazla iddialı.

2) Miami Heat- Michael Beasley (Forvet- Kansas State University):

2 gündür aptal aptal dedikodular dolaşıyordu. Yok efendim Heat Beasley kalırsa seçmeyecekmiş de Mayo'yu seçecekmiş de... Olur. Bence Bulls'un Beasley'i seçmemesi hataydı. 25-10 ortalaması tutturan ilk freshman tarihte. Kolları aşırı uzun, ribaunt yeteneği diğerlerinden iyi düzeyde ve iyi bir şutör. Tek soru işareti savunması. Eğer beklediğim olur da Marion giderse sezon başlamadan, savunma yönünde sıkıntı yaşayabilir Heat Franchise'ı. Marion'la Beasley yan yana oynar mı? Anasını bile beller.

3) Minnesota Timberwolves- Ovinton J'Antoni "O.J." Mayo (Guard- University of Southern California):

Bu elemanı biliyoruz. 7. sınıftan beri medya önünde. Aslında direk gireyim. Şu ana kadar gördüğüm mock draftların yüzde 70'inde 4-5ti Mayo, Lopez'di 3 numara hep. Aşağıda görürsünüz nerede Lopez. Minnesota bildiğiniz gibi direk rebuildingde. Süper seçim. Mayo'dan daha iyi bir direk bulamazlardı 3. sıradan. Kevin McHale'ın yaptığı en iyi hamle. Okan'a da hayırlı olsun.

4) Seattle Supersonics- Russell Westbrook (Guard- University of California at Los Angeles (UCLA)):

UCLA'i Final Four'a taşıdılar Kevin Love ile birlikte. Patlayıcı gücü had safhada. Kevin Durant'ın yüzünü görünce iyi bir seçim olduğuna karar verdim, umarım öyledir.

5) Memphis Grizzlies- Kevin Love (Forvet- University of California at Los Angeles (UCLA)):

UCLA'in Final Four'unda ikinci adamdı. Bütün sezon boyunca uzun pasları ve potadan potaya şutlarıyla bir quarterback'i andırdı ve şimdi Grizzlies'ın yeni Gasol'u olma yolunda. Benim tek sorum: Gasol'ü bağışlamasaydınız seneye neler yapabilecek olduğunuzu biliyor musunuz?

6) New York Knickerbockers- Danilo Gallinari (Forvet- İtalya):

GM'i "benim içime sinmeyen bir seçim yapacağız" diyen bir takımdan ne beklersiniz. Gallinari'yi seçtiler. Bağlantıları açıklıyorum. D'Antoni'nin annesi İtalyan, ve Gallinari'nin babasıyla aynı takımdalarmış, şu anda da çok iyi arkadaşlarmış. Draft sıralaması açıklandığındaki telefon konuşmaları da cabası. Soner Yalçın'a sesleniyorum; abi bunu Efendi 3'e koy.

7) Los Angeles Clippers- Eric Gordon (Guard- Indiana University):

Gordon bir combo guard değil. Point ya da shooting guard da değil. İşte problem burda, hepsinin ortasında sıkışıyor, hiçbirisini de tam yapamıyor. İyi bir skorer. Olup olabileceği maksimum Sam Cassell.

8)Milwaukee Bucks- Joe Alexander (Forvet- Western Virginia University):

R-Jeff takasından sonra Alexander'ı da alarak sağlam bir play-off takımı oldular. Bir dahaki sene için benim sürprizim kendileri. Sağlam ribauntçu, Tayvan doğumlu vesaire.

9) Charlotte Bobcats- DJ Augustine (Guard- University of Texas):

Bobcats gibi bir takıma gidecek bir oyuncu. NBA seviyesi oynamaya da hazır. Feltonla iyi bir ikili olabilirler.

10) New Jersey Nets- Brook Lopez (Pivot- Stanford University):

Nets yılın seçimini yaptı bana göre. Biraz da şanslılardı desek yalan olmaz. 3. seçileceği tahmin edilen adam 10.sıraya kadar kaldı. Jefferson gitmeseydi eski günlere dönebilirlerdi ancak şu anda her şey Jianlian'a bakar.

11) Indiana Pacers- Jerryd Bayless (Guard- Arizona):

Hemen şöyle gireyim, Pacers seçimi olmasına rağmen Bayless Trail Blazers'a gönderildi. Yanına Ike Diogu'yu koyup karşılığında Brandon Rush, Jarrett Jack ve Josh McRoberts'ı aldılar. Bayless'ı yollamazdım ben olsaydım. Portland da az ballı değil.

Draft

Efenim Draft bu gece yapılmakta. İlk 3 sıra Rose-Beasley-Mayo oldu. Mayo daha aşağı bekleniyordu. Takımlar da Chi-Mia-Min şeklinde. Ayrıntıları Hüseyin bildirecek Siedıl'dan...

Yuro İkibinsekiz

Her katıldığımız Avrupa Şamp.'da daha fazla yükseliyoruz. "Bir dahakinde final oynayabiliriz" veya "şampiyon olabiliriz" diyebileniniz var mı? Bence vardır. Biz Gaz milletiz, gerekli gazı aldığımızda yapamayacağımız iş yok. Bu olanları görüp de "bir sonraki şampiyonayı alırız hacı" diyen vardır, ben tanıyorum memleketimi.
Ben meseleye biraz tersinden bakmak istiyorum. Tabii ki bir gazetede filan yazmıyorum, okuyan da kısıtlı olacak ama, ne de olsa bu ülkede gerekli mercilerin tavsiye almakla veya öneriyle uzaktan yakından alakası olmadığını bildiğim için, öyle "ah okunsun vah eleştirilsin" gibi bir kaygım yok. Yazanlar da kaale alınıyor mu ki?

3 kez sıçradık...
(Hemen araya giriyorum. Şu anda Rusya-İspanya özeti var. Rusya kaleye ilk şutu 89'da attı. Bizim 30'da iki direğimiz vardı. İnsanın içi acıyor işte.)
Evet, 3 kez sıçradı çekirge, 4.cüde sıçtı. Şimdi bu, bir açıdan normal.
Şöyle ki;biz yarı finale çıktık belki ama, bunu yaparken ne düzen, ne sistem, ne belli bir yapı yoktu. Ve bunu bilen ve futboldan anlayan kişi, bu kazanılan başarıyı içine sindiremez. Sevinir ama, işin iç yüzünü bilir. Eksikleri görür.

Bu takımın, son hazırlık maçındakiyle, ilk grup maçındaki kadrosu arasında ne sistem, ne de oyuncular açısından benzerlik yoktu. Grup maçlarında hele hiç yoktu. Fatih hoca'nın fi tarihinde uygulayacağını açıkladığı 2-2-2-2-2-2-2-2-2-2-2-2, pardon fazla gitti, 2-2-2-2-2'den zaten eser yok. Kafasına göre oynadı hoca.
Eğer ortada bir başarı varsa, ben bunu "gaz" ve "iman gücü" kavramlarıyla açıklamayı öneriyorum. Sağı-solu olmayan bir milletiz işte.

Geçen duydum, Fifa, bizim Çek maçını son 50 yılın maçı seçmiş. Haksız sayılmazlar.
Tam 3 kez geriden geldik ama, öne geçince olmadı Böyle de cins bir yapı.

İşte doğru-düzgün oynamadan buraya gelince, o zaman da oynamaya kalkarsan, futbol senin yüzüne çarpar gerçekleri. Bir maç "oynayarak" kupa alınmaz mesela, alamadık da.
İkincisi;karşımızdaki takım, benim yukarda söylediğim bütün meseleleri halletmiş bir takım;bir ekol. Hoca değişimleri filan hikaye. Bu takımın bir karakteri var. Aslında bizim de var da, ona dengesizlik diyorlar.
İşte biz ne zaman Almanya-vari bir yapıya, sisteme sahip olacağız, o zaman başarı gelir ve başarı "içe siner". Önemli olan bu. İyi oyna, yenil, elen. Belli bir duruşun olsun. Tabii Terim sonrarı gelmesi beklenen hoca da Ertuğrul Sağlam'mış. Onla da ne duruş olur ya... Dua okur çıkarız biz sistem yerine.

Evet sakatlıklar, kart cezalıları büyük şanssızlıklar ama, sorunun temeli de belli.Bu gözardı edilemez.
Şu gerçek ki, bu turnuvada yediğimiz halt uzun süre konuşulacak, akılda kalacak. Ama 3 maçı son anda kurtarıp da sonradan yarı finalde "oynayarak" elenmek, bize diğer turnuvalarda başarı getirmez. Bunu düşünmeliler. Fatih Hoca da gidiyor, onun "gaz"ı da yok artık, ne yapacaklarsa.

Serveeet... Serveeett....

“Hocam öl de, öleyim. Şimdiye kadar üzerime düşen görevlerden hiçbir zaman kaçmadım. Yine fedakarlık yapmaya hazırım. Ayağım kopsa da oynamak istiyorum”

Yoklukta Notlar

-Milli Takım bokunu çıkardı. Düdük çalmadan maç bitmez abi. Yediğimiz golden sonra, bütün millet köşedeki köfteciye uçmuştu. Tek izleyen bendim neredeyse. Benim "gooaaallksndslnasnald" şeklindeki hönkürüşüme geldiler. Penaltılarda ise zaten "Yenebilir miyiz?" diye düşünmedik ki. Biliyorduk böyle olacağını.
Sonrasındaki geyikler daha fena. Henüz az önce bir arkadaş şunları söyledi:"Abi, Almanya maçında 0-5 geri düşeriz, sonra da 6-5 yapar finale çıkarız nedir ki yani". Daha ne.

-Herkesin kendine göre bir gerçeği olması, bu dünyanın en büyük aldatmacalarından bir tanesi. Bu yanılsama yüzünden Dünya bu halde. Gerçek birdir. Ama ego var ya işte ego... Bu farklı görüşler silsilesi bittiği zaman sorun kalmayacak işte.

-Tabi yaa...

Melo: Takas ya da sadece "Danışma"


Şu anda bu satırları okuduğunuza göre Carmelo Anthony'nin polisle ne kadar başı belada olan bir tip olduğunu da biliyorsunuzdur. Bir buçuk ay önce, play-off'tan elendikten hemen sonra bu paşamız sarhoş ve otun etkisinde araba kullanırken yakalanmış, para karşılığı sarıverilmişti. Bu olaydan sonra Nuggets yetkililerinin de tabii ki bakış açısı biraz değişti, hatta takası her zamankinden daha fazla düşündükleri iddia edildi.

Bugün Melo ve menajeri Nuggets ofisiyle bir araya geliyor. Amerika basını takas da takas diye tutturmuş durumda. Özellikle ESPN cephesi. Menajeri de çıktı, "sadece tutuklanma olayı görüşülecek" dedi. E tabi müşterisinin takasını görüşmeye gittiğini söylemeyecek ya...

Kişisel görüşüm Melo'nun önümüzdeki sezona Nuggets formasıyla başlamayacağı. AI da kalıyor, cap space olayı aştı. Eğer Miami'ye gelirse draft sonrası bir takasla kimse şaşırmasın, benden söylemesi.

Nah Ronaldo

23 yaşında Dünya kupası dışında bütün kupalara erişmek erken olurdu değil mi? Beklesin az daha.
Arda vs Ronaldo mücadelesini izleyemeyeceğiz FlyingDutchman'ın dediği gibi. Bir dahaki en yakın turnuvaya artık. Cl'de filan mesela önümüzdeki sezon.

Almanları Portekiz'e tercih etmezdik tabii ki. Daha sağlam takımlar. Portekiz favoriydi ama Hırvatların çıkışı belki de, onların yolunu kesti. Gerçi formda Hırvatistan da ters gelirdi bunlara ama, bu kadar olur muydu? Sanmam. Portekiz-Hollanda finali olmayacak, çok istiyorduk. Hollanda-Almanya finali olsun bari, ezeli rekabet. Daha bir güzel olur.

Bizimkiler yine mucize peşinde mi koşacak acaba. Son 2 maçta kalp hastalığına tutulma riskim arttı, daha da artmasını istemiyorum doğal olarak. Daha normal bir maç olsun, ne olur. Ben böyle diyorum ya, inadına penaltılara kadar gider.
Normal şartlarda bunları yenme ihtimalimiz yok mu? Var tabii ki. Ama Servet'siz daha az, o kesin. İlaveten ortada Aurelio yok. Yerine Ayhan ya da Hamit oynayacak. Bu Gökhan Gönül'ün sakatlığı takımı nasıl etkledi görün. Sabri'ye güvenemiyoruz sağ bekte, onun yerine Hamit'i koyuyoruz. Ortaya Hamit'i koyamıyoruz işte. Böyle de garip işler. Sabri'nin Çek maçının son 15 dakikasındaki oyunu garanti olsa, gözü kapalı koysun Fatih Terim. Sağbek tercihi çok kritik.
Yine farklı bir 11 çıkabilir. Hadi biz her maç değiştiriyoruz takımı, sakatlık, tercihler vs. Ya İtalya ve Fransa nasıl olacak? Gruptaki 3 maçta da her müsabaka takımın yarısı değişti. Ulan bizim yapımız belli değil, sistemimiz yok tamam da onlar öyle mi peki? Donadoni de Domenech de adam değil diye sallayayım bari, Ahmet Çakar usulu olsun.
İspanya İtalya'yı fena yapar son duruma bakarsak. Toni 4. maçta da kaçırmaya devam ederse, Bayern bile kapının önüne koyar, Gomez'in işini bitirmeye bakar. Bu kadar da kaçırılmaz, Hakan Şükür'ün nesi bu ya.

Rusya'yı doğru düzgün izleyemedim ama, çok iyi diyorlar. Bakalım, Hollanda-Rusya maçı turnuvanın en iyisi olabilir diyorlar. Olsun da şöyle futbol orgazmı geçirelim be hacı.

Fikstürü yapanı siksinler. Niye çapraz eşleşme yok ya. Mesela biz yarı finale çıksak, Portekiz de çıksa, büyük ihtimal yine bize kayarlardı. Ne anladım ki o zaman ben.


Finaller hakkında yazmayacağım, ne gerek var ki? Nasıl ki biz ilk maçı Sıteyplıs Sentır'da 20 sayıdan verdik, Lakers da 4. maçı öyle vermeyecekti abi. Bazı yazısız kuralları var bu işlerin. Dikkat edeceksin.

Amma ağladın be...


Şimdi, bu Doc Rivers denen "şampiyon koç"un bu hafta içinde üçüncü kere ağlayışını görüyorum. Şampiyon oldular diye şimdi ağlıyor, babasının ölümüne babalar gününde ağladı, çocukluğunu anlatırken Steward Scott'a ağladı. Ağladı da ağladı. Bir de "savunma hücumu yener"miş. Babamda zaten Paul Pierce, KG ve Ray Allen. Öyle olsa Bobcats'e savunma yaptır, şampiyon olsunlar. Olur.

NBA 07-08 Şampiyonu Boston Celtics

Maç bitmeden yazıyorum bu yazıyı. 3. periyodun ortası. Evet, erken. NBA bu, basketbol. Neler görmedik ki, ne geri gelişler. Ancak bu akşamki Lakers'ın bırakın geri gelmeyi, sıçtıkları boku silmeye halleri yok. Kobe iyi başladı dedik- ki bunu geçen maçta da dedik- sıçtı batırdı. Fark 27 şu anda. Lakers'ın hücum ribauntu yok, asist top kaybı oranı 8/13. Diğer tarafta Celtics 10 hücum ribauntu çekti, 12 top çaldı, 21 asist ve 5 top kaybı yaptı. Bu maç dönmez, sezon biter... Hayırlı olsun Boston taraftarlarına. Çok istedik Lakers, olmadı. Hatta olmadı değil, yapamadınız. Bunun sonucunda herkes Phil'e yüklenecek. Belki de haklılar. Kendisi belki de bırakmanın daha doğru olacağından bahsediyordu sezon ortasında. Kobe de maç önceleri "Ben Lakers'lıyım," dedi hep ancak Ağustos gibi "I wanna get traded. I feel like I have accomplished all I can for this franchise." derse şaşırmayın. Bizden ayrılmayın, lappapla kalın...

Arda Vs Modric


Modric'e 23 verdiklerini duyunca "Arda da 50 eder" demiştim. Kader işte, karşı karşıya geldiler.
Maç analizi filan yapacak halim yok. Zafer sarhoşu kabilinden "mucize sarhoşu"yum.
74'te "böyle hocanın, takımın, sistemin ta..." diyorduk yanımdaki arkadaşımla. 75'te Arda attı. Sonrası korkunç bir yükleniş.
87'de Nihat attı, penaltılara götürdük diye delirdik, 89'da ise...
Orası işte bulanık. Havadaki sandalye ve masaları hatırlıyorum. Bomba patlamışcasına çıkan sesi hatırlıyorum. Kırılan bardakları hatırlıyorum.

Bu iş, sistemle, çalışmayla filan açıklanamaz. İman gücü gibi bir şey. Son 20-30 dakikada sahadaki dizilişi bana kimse açıklayamaz. Ama kazandık işte. Deşmemek lazım. Otur keyfini çıkar.
Turnuvada 2 tane geriden gelip kazanılan maç var, ikisi de bizim. Ve ikisi de son dakikada atılan gollerle. İnanılmaz yav, korkunç.

Objektif bakınca Hırvatlar yer bizi, bir ton sakat filan ama, görüyorsunuz işte. Olacaksa oluyor.

Hamit Altıntop'a burdan özel teşekkürlerimi iletiyorum naçizane. 3 asist de ondan. Kimse pek farkında değil ama neyse. İşte insanın Bayern'de oynayan oyuncusu olunca böyle oluyor caaanım, diyip övünerek de yazıyı bitireyim.

Hocam...


Kazım'ı aldın oyuna hocam, golden 2 dakika önce o orta yapacağına topa öylesine vurunca da bu hale geldin. Etme bulma dünyası...

El Turco


İlk yarı iğrenç bir oyun, pozisyonsuz bir maç. Doldur Koller'e eleman vuramasa da faul olsun, İsveçli hakemin niyeti belliydi zaten. 11 Çek artı 1 İsveçli.
İkinci yarı başladı, iyi oynuyoruz dedik, Arda dominasyonu başlamıştı. Derken ikinci gol geldi. Emre Güngör sakatlandı, yerine Aşık girecek. Faul oluyor hakem paşa oyunu durdurup değişikliğe izin vermeyince ters taraftaki bek Sabri iki oyuncunun arasında kalıyor stoper orda olmadığından, ve gol. Plasil, 2-0. Bu dakikadan sonra dedik 75'e kadar atarsak çeviririz maçı. Peşinden bir direkten dönen top, Aşık'ın dallamaca uzaklaştırma çabaları arasında yarılan bir kafa ve girmeyen top. Bundan sonra Hamit istediği yer olan sağ içe kayınca akınlar gelmeye başladı. Kazım Kazım Kazım Kazım sıçtı, batırdı. Allahtan Arda ve Nihat oradaydı. İlk golde Arda'nın bitiriciliğini ne kadar geliştirdiğini gördük. İkinci golde Hakan, Nihat ve Ümit Karan hariç hiç bir Türk forvetinin takip edemeyeceği topun nası gol yapılabileceğini, Cech gibi bir kalecinin korkulacak bir tarafı olmadığını, her şeyin yukarıdakiyle bağlantısı olduğunu sindirdik. Üçüncü golde ise beceri ön plandaydı. Boşu boşuna "El Turco" olamamıştı Kahveci. Aldı, döndü, iki dripling, sağ ayağının içiyle mükemmeli gördü. Tam "Allah Allaaaah.." kıvamına geldik, Volkan denen kişiliksiz kalecimiz durup dururken kırmızı kart gördü, Tuncay'a verdik eldivenleri. "Koca turnuva bir şey yapamadı belki bir top kurtarır," diye. İşte Koller küfür etmiş de, tutamamış da. Bak hacı, burası Türkiye Kupası değil, oynadığın takım Fenerbahçe hiç değil. 80 milyon sana bakıyor, senin yaptığın bu hareket tura mal olsa ne olacaktı biliyorsun değil mi? Bence bilmiyorsun, neyse. İyi kaleciliğine laf yok ancak kişilik açısından daha çoook olgunlaşması gerekiyor Volkan "Tikky" Demirel'in. Şimdi takımına ağabeyi Rüştü'ye bakacağız, gaza geldi filan ama ne kadar hazır burası soru işareti.
Luka Modric- Arda Turan karşılaşması da ilginç olacak.

Aforizmalar


Uzun zamandır Hoca'ya hasrettik. Daha doğrusu ben hasrettim. Epilepsi ile Orgazm'ı alamamıştım mesela, ondan ara uzadı. Geçen dergileri alırken, bir de kitap alma fırsatı oldu. Rafta gördüğüm gibi atladım.
Hoca'nın kitaplarındaki aforizmaları veya o tip cümleleri toplamışlar. Ve çok da iyi etmişler. Türkiye'de birkaç kişinin böyle bir çalışması çıkar zaten, biri de Yalçın hoca.

14 başlık altında toplamışlar aforizmaları. Devrim, Sosyalizm, Aşk, İnsan, Edebiyat ve Felsefe bunlardan bazıları. Kısacası, gidip alıyorsun okur, hadi anam.

Abla

Hüseyin ile birlikte bulunduğumuz sitelerden birinde bir ablamız bize feci sövmüş. Buradan ona cevap verme ihtiyacı hissediyorum. Blogu bu şekilde kullanmak istemiyorum ama mecbur kalıyoruz bazen. Ne yani, basın açıklaması mı yapayım?

Belki zamanında eski dönem Gs hakkında yazarım demişimdir ama, unutmuşuz ne yapalım. Bu ara birkaç şey yazarız inşallah.
Ayrıca belirteyim, o mesele hakkında sadece "babamda posterleri var ehehe" gibisinden bilgiye sahip değilim. Klasik "cahil genç" durumuna düşmeyelim. Kafasını siktiğim gençliği.

Bir de gençler var değil mi? Evet. Mngtnsktğm.

Yola Gel

Ronaldo paşa ne demişler:

"Türkiye, Euro 2008 ’in en iyi futbol oynayan takımları arasında. İsviçre ile oynadığınız maçı izledim. İlk yarıdaki futbolunuzu beğenmedim. Ancak, ikinci yarıda sahada bambaşka bir Türk Milli Takımı vardı. Oyuna sonradan giren oyuncular sayesinde milli takımınızın futbolu değişti. Daha çok pas yapmaya başladınız ve daha atak oynayıp golü düşündünüz.

O maçta Arda’yı çok beğendim. Tıpkı bizim Deco gibi teknik kapasitesi çok yüksek. Yaşının genç olması da en büyük avantajı.

Çek Cumhuriyeti, fizik gücü yüksek oyunculardan kurulu. Sionko, Ujfalusi, Plasin, Jankulovski üst düzey oyuncular. İki takım arasındaki tek fark fiziksel özellik. Çekler daha fizikli. Türkler ise daha teknik. Pazar günü süper bir maç daha izleyeceğiz. Türkiye-Çek Cumhuriyeti maçının galibiyle, yolumuzun yarı finalde kesişeceğini düşünüyorum."


Öküz Ronaldo adam olmuş, ya da biz ettik.

Hollanda

Maşallah diyerek girelim. Ölüm grubu denilen C grubunda "çıkamaz" denilen Portakallar iki maçtır düpedüz büyülüyor. İtalya'ya 3, Fransa'ya 4... Romanya'ya 5 olur mu? Göreceğiz. Takım halinde iyi oynuyorlar. Van der Sar büyülüyor resmen. Gol yemiyor adam.

Mutu penaltıyı atsa kariyer yalan olurdu. İyi tuttu bari Gigi. "Gigi" de pek yaygın bir kullanım değil ama Amerikan televizyonundaki spikerler sanırım "Gianluigi"yi okuyamadıklarından olsa gerek maç boyu Gigi dediler adama.

Salı Fransa-İtalya var. Kazanan çıkıyor, kazanamayan babayı alıyor. İzlenir, ama izleyemeyeceğim malesef. Bok var yeni öğrenciler geliyor, neyse...

Ösese

Yarın ÖSS var malum. Girecek arkadaşlar vardır mutlaka burayı okuyan. Hepsine başarılar dileriz efendim.
Çok sikko bir sistem zaten, ne yaparsa giremeyenler mi dersin, anne-baba zoruyla bir alan seçtirilmiş ancak diğer bir alanda çok başarılı ve lâkin seçtiği bölüme kafası basmadığından giremeyenler mi dersin, "çok da fiki fiki" deyip de 350ler yapanlar mı. Ama şartlara uyum sağlamak gerek. Gösterin bakalım elinizdekileri. Kendi deneyimlerimden dil öğrencilerine matematik yapmalarını ancak fen kasmak yerine Türkçe ve Sosyal'e zaman ayırmalarını önerebilirim sanırım. Yalnız önemli sınav haftaya. Ona göre.
Okunmuş pirinç filan yutun. Ben yuttum, kazandım. Siz de yutun, siz de kazanın. (Yok daha neler...)

Arda Turan

Sağı solu belli olmayan bir takımız işte. Devrede kaç kişinin ümidi vardı ki? Belki de bizimkilerin burda olmasını sağlayan, şanslarının hala devam etmesini sağlayan bu dengesizlik. İlk yarıda pozisyon yok doğru düzgün. Umut yok galibiyetten, saha göl. Devrede Topal ve Semih giriyor. Biraz daha kıpırdanıyoruz. Sonra Semih'in niye o kadroda olduğunun kanıtı geliyor. O arada bir ödümüz kopuyor. Bu maçı kazanacaksak, böyle son dakika golüyle aşırı heyecanla olacağı belli. Ki öyle de oluyor. Bize rahat yok ki.
Hep şey diyordum, "abi Arda bu turnuvada bir şeyler yapacak, değerini yükseltecek, belki de gidecek" diye. Aha işte oldu.
Yine ite kaka da olsa gruptan çıkma şansımız var. Diğer maç Tuncay oynamasın artık, ayıp yani yeter.

Döner Döndü, İçlerine Kaçtı

Karikatür varmış malum İsviçre basınında, Fatih Terim'i döner üstüne koyup filan. O döner döndü, Arda'nın kramponu oldu.
Yağmur yağdı, seller aktı, arap kızı camdan baktı. Türkler azdı, ama onlardaki Türkler. Hakan Yakın golden sonraki pozisyonu atsa maç bitecek. Önce Nihat'ın ortası, Semih'in Kralvari kafası, sonra hatta en sonda Arda'nın sahne alıp perdeyi kapatması. Pazar günü Çeklerle oynuyoruz. Kazanırsak çıkıyoruz, kaybedersek eve dönüş; beraberlikte ise penaltılar. Allah yardımcımız olsun.