Ezik


Ben hayatımda bu kadar ezik bir insan görmedim. Kendi başarısızlığını örtmek için, her boku der bunun gibiler. Resme bakın yeter zaten...

Çaylak


Yılın çaylağı beklendiği gibi ve maalesef, Kevin Durant oldu. Az da olsa Horford umudu vardı ama zor olduğunu biliyorduk. Hayırlı olsun ne diyelim ki. Ben hiç ısınamadım bu elemana yalnız. Çok da ilerleyeceğini sanmıyorum.
Forma da kolpa mıdır, nedir...

Hmm

Nette bir yerlerde buldum bu fotoğrafı. Hırvatlar yapmıştır büyük ihtimal. Benziyor da evet. Geçenlerde Tottenham ile anlaştı Luka Modric, tam 23 milyon euro'ya. Acaba kendisi de demiş midir Essien gibi, "ben bu kadar para eder miyim?" diye? Şu an için etmediği aşikar. Ama önümüzde Euro 2008 var. Ve de Eduardo Da Silva'sız bir Hırvat takımı. Böylece de elemana daha fazla kendisini gösterme imkanı düşüyor.
Resimdeki üstad gibi olur mu, bilemeyiz. Çok zor olduğu kesin. Büyük futbolcu olsun, yeter ona. ne bileyim Spurs'e Premier Lig aldırsın filan...

Lig Vaziyetleri

Şu anda deli gibi esniyorum, açım ama tutup da Süper Lig hakkında yazı yazıyorum. Manyağım sanırım.
Puan durumunu biliyorsunuzdur az çok. Gs, Fb ve Sivas'ın 3 puan önünde. Ve bu hafta Sivas-Gs oynayacak. Gs kaybederse, Fb de yenerse, 3 takım son haftaya aynı puanla girecek. Derbi galibiyeti hiçbir halta yaramamış olacak. Beraberlik bile alsa avantaj Gs'de kalacak ama, 1 puan farka güvenmek de ne kadar doğru;2 sene önce Fb'ye olan niye bize olmasın ki? Olursa da neler olur allah bilir...

Eğer Bjk, o saçma mağlubiyetlerinden birini almasa, 4 takımın birden, son haftaya, aynı puanla girme ihtimali oluşabilirdi. Ne heyecan ama...
Geçen Demirören yine ağlamış, "hakemler 15 puanımızı katletti" filan. Her sene aynı terane. "Ham" Ertuğrul'u takımın başına koyarsan olacağı bu, ne ağlıyorsun ki?

Bizim şampiyonluklar da hep bir mucizevi oluyor arkadaş ya. Zorluklar, son dakika golleri, imkansızlığa rağmen başarı vs.
Bunu aldık say, 02, 06 ve 08 şampiyonlukları son 3 şampiyonluk.
02 zaten belli, kadro dağılmış, sezon içinde 40 küsür oyuncu yer almış takımda. Diğerlerinin de inişiyle birleşince, al sana şampiyonluk.
06 desen, sondan 2. hafta Hasan Kabze'nin bitime 10 saniye kala attığı gol ve umutların taşınması (diğer son dakika gollerini saymıyorum ha), son maçta Fb'nin 1-1 berabere kalması ve şampiyonluk. Gözyaşları...
Bu sezonki ise, yabancıların yarısından fazlasından verim alınamayan, 20 küsür milyon dolar verip takıma liderlik yapsın denilen adamın sezonun yarısından fazlasında olmadığı, hocanın 5-6 hafta kala takımın başından ayrıldığı, genç bir kadro ile savaşılan bir dönem. Ve inşallah da mutlu bitecek.

Bunlar da akla, "eğer eksik-gedikken böyleysek, 'tam' olunca neler yaparız" ı getiriyor doğal olarak.

Oha...

Direk kopyalar.

"

1 EKİM 2008'DEN SONRA GEÇERLİ OLACAK KURALLAR

FIBA Dünya Yönetim Kurulu'nun yaptığı toplantı sonunda, 1 Ekim 2008 tarihi itibariyle geçerli olacak oyun kurallarındaki değişiklikler şu şekilde:

- Yeni kurallar kapsamında oyuncular formalarının altına hiçbir şey giyemeyecekler.

- Bir oyuncu, maç içerisinde top kontrolündeyken, yere düşerse, yerde kayarsa bu hatalı yürüme sayılmayacak.

- Dripling yapan bir oyuncunun geri sahasından, ön sahaya geçmiş kabul edilebilmesi için, oyuncunun her iki ayağının da ön sahaya temas etmesi gerekiyor.

- Oyun esnasında, oyuncu, kendi sahasından sıçrayıp, havada yeni bir top kontrolü sağlarsa, kendi sahasına düştüğünde bu geri pas ihlali olmayacak.

- Eğer bir oyuncu, çemberin altına elini sokup topa temas ederse, bu topa müdahale sayılacak ve sayı rakip takıma verilecek.

- Eğer bir savunma oyuncusu, maç içerisinde arkadan veya yandan fast break'e giden oyuncuya temas ederse ve hücum oyuncusu ile çember arasında herhangi bir başka savunma oyuncusu yoksa bu tür temaslar sportmenlik dışı faul kabul edilecek.

- Bir oyuncu, maç içerisinde dirseklerini hızlı bir şekilde sallarsa, rakip oyuncuya temas olmasa bile, bu pozisyon teknik faul olarak değerlendirilecek.

2010'DAN SONRA GEÇERLİ OLACAK KURALLAR

Türkiye'de gerçekleştirilecek olan 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'ndan sonra yürürlüğe girecek diğer kurallar ise şöyle:

- Kısıtlamalı alan (3 saniye koridoru) dikdörtgen şeklinde olacak.

- Üç sayı çizgisi 6.75 metreye çekilecek.

- Hakem masasının karşısındaki kenar çizgiye, dip çizgiden ölçüldüğü zaman 8.325 metre (3 sayı çizgisinin tepe noktasına eşit) iki çizgi çizilecek. Dördüncü periyotun ve uzatma periyotunun son 2 dakikasında kendi sahasından topu oyuna sokma hakkı olan takım mola alırsa, ön sahadaki bu yeni çizgilerden oyuna başlayacak.

- Çemberin altı, yarım daire şeklinde işaretlenecek. Bu yarım dairenin uzaklığı, çemberin orta noktasından 1.25 metre olacak. Eğer savunma oyuncusu bu yarım dairenin içinde ise hücum oyuncusu savunma oyuncusuna şarj (hücum faul) yaparsa, hiçbir zaman hücum faul çalınmayacak.

- Eğer geri sahadan ya da ön sahadan top oyuna sokulurken kurallara göre 24 saniye başa alınması gerekiyorsa başa alınacak. Oyun durduğunda 24 saniye cihazında 14 saniye ya da daha fazla bir süre varsa 24 saniye cihazı başa alınmayacak, kaldığı yerden devam edecek, 13 saniye ve daha az varsa 24 saniye cihazı 14 saniyeye ayarlanacak."



E bari FIBA'nın başına da David Stern geçsin tam olsun.

Nasıl Okuma Şevki Kırılır-1


Evvelsi gece, yani çarşamba gecesi. 200 sayfa filan kalmış, Empati'yi bitireceğim. Sayfa 576'ya geldiğimde bir farkettim ki, 561-576 arasını tekrar basmışlar. 576-593 arası yok...
Öyle ".." gibi kaldım. Ne yapacağımı bilemez halde. Kitabı aldığım Migros'a götürsem kabul etmezler. Bugün Altınoluk'a gitmiştik, hem kitap almak, hem de başka bir sebepten. Girişte ben Empati'yi gördüm, söyleniyorum anneme, "şöyle oldu böyle oldu" filan, o arada mekana bakan eleman çıktı, kitabı tanıtıyor; abi dedim, aldım okuyordum, böyle böyle oldu... Gidin geri verin dedi, yukarıda olduğu gibi "almazlar" dedim, biliyorum. O zaman getirin, ben göndereyim dedi. "E" dedim "kitapta karalamalar var, noolcak". Sorun olmaz dedi. O anda nasıl sevindim tahmin edemezsiniz. Ulan 22 milyondan kurtuldum daha ne.
Onu da bırak, heyecanın içine sıçıldı. Baştan mı okuyacağım kitabı? Ya işaretlediğim yerler? Neyse artık...

Jose


Deminki yazıyı (Chelsea-Liverpool) yazdıktan sonra aklıma Jose geldi. Ben de öyle bir söylüyorum ki, babamın oğluymuş gibi... Neyse işte Jose Mourinho geldi aklıma. Dedim bi' analım edelim.
2 kez yarı final yaptılar Cl'de. İkisinde de Benitez çomak soktu. 2 kere lig aldı ama, Cl'de hiç yarı finali aşamamıştı. Aştılar ama bu kez de Jose yok. Olsun, bilen bilir, bu "O"nun takımı.

Yazı için resim ararken, bir yandan da kardeşimle konuşuyorum, daha doğrusu anlatıyorum. İşte şöyle oldu, böyle oldu, kupayı alamadı Chelsea'de filan. En sonunda da "olmadı naapalım" dedim, o anda ekrana kafamı çevirdim:bu resim... Bu kadar olur.

Avery Johnson, Mike D'Antoni, Sports Illustrated, Steve Kerr

Dallas Mavericks bu sabah Avery Johnson'un görevine son verdi. Hornets'e 4-1 yenilerek sezonu kapattılar zaten. Ben bekliyordum açıkçası. Zaten sevmem kendisini. Kaç senedir yüzük diye çıkıyor Dallas ve Cuban yola, her sene bir hüsran. Son olarak Kidd'i getirdiler, olmadı. Bakalım koç değişince ne olacak?

Phoenix Suns dün akşam biraz haksızca da olsa Spurs'e elenip sezonu kapattı. Sabah Sports Illustrated başlık: "D'Antoni will not return next year." İki saat sonra Steve Kerr bağlandı ESPN'in "Pardon the Interruption" programına, "Şu anda öyle bir şey yok, hocamıza güveniyoruz," dedi, ancak ben bekliyorum yani D'Antoni'nin dönmemesini.

Asıl olay şurda:

3.maçta Denver-Lakers serisi, Denver 23 sayı geride, Melo oyundan alınıyor, George Karl eli uzatıyor otururken, el havada. Melo oturuyor yerine dönüyor hocaya ve: "O geniş kıçını kaldır da bir şeyler yap yeniliyoruz, ibne" diyor. "İbne" yani "faggot." Karl takmıyor. 4. maçta soruyorlar Melo'ya "Özür diledin mi?" Cevap: "Özür dilenecek bir şey olduğunu düşünmüyorum."
Iverson da koçtan yakınanlardan. "Beni çıkarmamalıydı, kendimi küçümsenmiş hissettim," diyor kendileri. Velhasılı, ben Karl'ın gitmesini bekliyorum Denver'dan, her şey o zaman daha güzel olacaktır.

Çelsi Finalde


Finalde Benitez'in ne işe yaradığı merak edilen saçma talimatlarını görmeyeceğiz çok şükür. Şu "futbol oynamaya niyeti olmayan" Liverpool finale çıkmadı ya sonunda, şükür namazı kılasım var.
Lampard yaslı halde çıktı, daha doğrusu çıkmayı tercih etti, gol de attı. Gol sonrası sevinci sanırım herkesin yüreğini sızlatmıştır. Siyah bandı öpmesi, ruh halinin dışavurması vs. Sırf bunun için bile insan Chelsea'nin finale çıkmasına sevinir.

Ligdeki rekabeti de göz önüne alırsak, zevkli bir final geçecek diyebiliriz. En azından Liverpool yok, o yeter! Bakalım 2 cephenin kaçını Manutd, kaçını Chelsea alacak?

Babel bir ara en uçtaydı, Gerrard forvetin solunda. Torres çıktı, Kuyt oyunda kaldı. Kuyt'a daha önce sövmüştüm sanırım, abi ne işe yarar bu adam?
Ne olursa olsun, son 3 dakika bir gol atsalar, L'Pool çıkıyordu, futbol böyle bir oyun işte. Ama "allahtan" olmadı. Ne diyebiliriz ki...
Drogba'nın 2 golü de müthişti. Hele ilk golde top acaba ne kadar hızla gitti?
Hyppia'nın penaltılık pozisyonunda, ilk kısımda Lampard'ın müdahelesi penaltıydı, ama Hyppia düşmeyince vermedi tabii. O çok kritikti.

3 yarı finalden sonra final:alsın bari Chelsea. Hazır Manutd almasın istiyoruz kupayı.

Edit gibisinden not:Drogba'nın ilk golde, Kalou ofsayttı, onu söylemeyi unuttum. Bir de Torres sakatmış, ondan çıkmış.

Saygısız

Bir tane hıyar var 2-3 tane yorum yapmış, çok bilir gibi Salih'in yazılara. Kaman neden oy aldı izlemiyor musun maçları vs. diye. Ulan dallama, En çok gelişme gösteren oyuncu ödülü bu takımına en çok katkı yapan değil. "Labunya" yazmış bi' de. Amele midir nedir. Aç götünle uğraş değerli okur. Keymark9'muş nicki de. Birkaç forumda filan balktım Kenyon Martin fanmış kendileri. K-Mart'a keymark yazan adamdan ne beklersin, hiçbir şey.

I Love This Game

Güzel bir seri oldu aslında. İlk maçta acayip işlere girişmedeydi Mr. Fundamental, Phoenix son maçta son periyotta 7 top kaybı yapmasaydı, Dan Crawford maçı tabiri caizse "sikip atmasaydı," Suns son maçta yüzde 59'la serbest atış kullanmasaydı, Suns da kazanabilirdi. Şimdi bu ihtimallerin karşılığını Stern amca yaptırdı zaten sezon başında. "NBA: Where Amazing Happens."

Dan Crawford


Hatta ve hatta Bam Güm Crawford. Maçta son 20 saniye, Spurs 2 sayı önde, Phoenix kenardan top çıkarıyor. Bell topu kısa köşeye doğru yolluyor, Bruce "Kasap" Bowen Nash'in arkasından el kol sallayıp topa vuruyor. Herkes rahat, ben de dahil. Tekrar hücum şansı vesaire. Aa o köşeden bi' tane kel (şu yukarıda parlayan), bir de ters köşeden, gelip kararı değiştiriyor, seriyi Spurs'e hediye ediyor, gidiyor. Güzel. Sanırım bunla Timmy bi' ara kavga filan birşeyler olmuştu. Telafi etti işte, memnundur umarım Spurslüler.

Sikerim Lan


Bu yazıyı objektif yazamayacağım kısmen, okuyanlar kusura bakmasın. Hakikaten futbolun adaleti yok. Bütün maç biz oynadık ama muhtelif sebeplerden (en başta Eto'o ibnesi) gol bulamadık. Belli bölümlerde baskıyı çok arttırdık, ilk yarının sonu, ikinci yarının ortaları gibi, ama olmadı.
Messi vs Cr7 kapışmasının galibi belli oldu. Cr7, hadi anam, git hakeme çemkir sen. Kollarını çiçek yap, homurdan. Finalde sikecekler ananı.

Koca Manutd, yarım saat kapandı ya, yazıklar olsun. Kimse çıkıp da, "oyunun gereği" demesin, üstüne atlarım. Ayıp. Kupa yerine babayı alırlar inşallah. Yaşasın pozitif futbol.


Cr7 denen göt, uluslararası arenada fiyasko. Bunu 2 sezondur rahatça görebilirsiniz Şampiyonlar Ligi'nin üst kademelerinde. Daha önce yazmıştım, geçen yıl Kaka, bu sezon da Messi karşısında ezildi. Bu sezon takımı belki galip ama, kişisel rekabet olsun, takıma fayda olsun, yine çok yetersiz. Eğer elenselerdi, o kaçan penaltı için neler denirdi biliyorsunuz değil mi?

Şükür ki güzel bir gol yiyip elendik. Onu çıkaracak 2-3 adam var işte. Onlardan biri Valdes değil, o kesin!

İlker Yasin'e ne demeli? "Henry 8 sene Ajax forması giydi.". Önce yanlış duydum sandım, sonra maçın ardından ekşi'ye bir baktım doğruymuş. Elemanlar geyiğini yapıyor tabii. İlaveten, golün asistini Ronaldo'nun yaptığını söyledi, üstüne 3 posta övdü. Yazık, bunamış iyice.

Bu sezon da boş geçti, bakalım kimler gidecek yaz boyu, kimler gelecek Barça'ya.

Messi vs Cr7 Part 2

Ve işte dana, öküz, manda ve bilumum büyük başın kuyruğunun kesileceği gün geldi. Gerçek finalin galibi bakalım kim olacak? Tabii ki Manutd daha avantajlı. Ama neden bilmiyorum, Messi'nin azacağını düşünüyorum bu maçta. Ayrıca biliyorsunuz "Henry, Manutd sever". Bakalım.
Sezonu kurtarmak için son şans bu.

Çirkef

Hayatta da, futbolda da, her bi' bokta da şu tip adamlardan kaçacaksın. Yüz ifadesini görüyorsunuz değil mi? Bir halt yemiş de, üstünü örtmeye çalışıyor. Dahası, hiiç umrunda değil yaptığı şey. Ceza da yese, kınansa da aynı tavır.
Geçen Arsenal-Reading maçında rakip takımdan Murty'ye tokat atıyor. Hem de nasıl. Ben gördüm olayı.
Maçta bir şey olmadı itirazlara rağmen, hakem işte, görmedi mi çalmaz. O sırada da, Hleb bu yukarıdaki hareketi çekiyor Reading'lilere. İfadeyi görüyorsunuz.
Ardından federasyon 3 maç ceza veriyor elemana. Az bence. Hatta kulüp de ceza vermeli. Herife bak ya.

Yazık

Şimdi bu tişörtteki soruya ne cevap versin Denver ahalisi? Adamlar 50 galibiyetle Play-off'a girip süpürülen ilk takım oldu. George Karl, Play-off öncesinde "50 galibiyet alıp Play-off yapamazsak rezillik" diyordu, ya buna ne diyecek? Birinden kaç, diğerine tutul.
Melo daha 8/20 atsın, süperyıldız olur belki.
Hiçbir şey değil, Iverson'a yazık. Şimdi bu adam ne yapsın? Yüzük için takım takım dolaşsın mı? Ne bileyim, Spurs'e filan mı gelsin?

Kobe şu anda zevkten 4 köşedir. Takım birden (aslında birden değil de, neyse) Play-off'a girmeye çalışan takımdan, ilk turda Denver'ı süpüren, yüzük peşindeki takım oldu.

Boston'a da helal. Aslında Doğu'nun hepsine helal. Ne tahmin ettiysek tersi çıkacak sanırım. Bir de Wiz, Cavs'i 3-1'den gelip yensin, tam olur.
Bu saatten sonra, Boston'ın elenmesine üzülmem. Eğer 4 maç sonunda (9 senedir ilk defa Play-Off yapan) Hawks ile 2-2 durumdalar ise, zaten bırakıp gitsinler.

Magic hayırlısıyla ilk turu geçti. Şimdi 5 gün rahat. Adam gibi dinlensinler, Phila da gelse, Detroit de gelse konsantre çıksınlar maçlara. Hedo triple-double'a yaklaştı.

Dün itibariyle 2 takım konferans yarı finaline çıktı. Bugün de 3 tane daha eklenebilir bunlara. Hepsi Batı'dan.

Daha önce dillendirmiştim ama, blog'da yazmamıştım:Spurs, Suns-Mavs-Lakers üçlüsünü geçip, bir de Boston'ı eleyip yüzüğü alsa, ben bırakırım Nba'i. Elemanlar da bıraksın, hatta takım kapansın.

Ingilizce ve Hidayet

"I gotta thank..."
"work kkkhhhaaardd"

Ingilizce oturmus, gramer de var az daha film filan seyretse de aksan da otursa tam super olacak.

he bi' de "createable" ya da "confidencely" ya da "freedomly" diye kelimeler de yok.

creative, confidently, freely var.

Hedoo!!!


Ve beklenen sonuç! Hido MIP (en çok gelişme gösteren oyuncu) seçildi. Böylece Hido, başarılı sezonunu taçlandırmış oldu. Daha büyük başarılara inşallah. Aşağıya puanlamayı kopyalıyorum. İki çift laf da ona var...

Hedo Turkoglu Orlando 61 22 9 380
Rudy Gay Memphis 23 14 10 167
LaMarcus Aldridge Portland 9 22 17 128
Al Jefferson Minnesota 6 16 22 100
Rajon Rondo Boston 6 10 17 77
Mike Dunleavy Indiana 3 9 9 51
Jose Calderon Toronto 2 10 5 45
Chris Paul New Orleans 5 4 4 41
Beno Udrih Sacramento 1 2 6 17
David West New Orleans 1 2 4 15
Ronnie Brewer Utah 1 2 1 12
Andrew Bynum L.A. Lakers 1 1 3 11
Chris Kaman L.A. Clippers 1 1 1 9
Louis Williams Philadelphia 1 -- 3 8
Monta Ellis Golden State 1 -- 4 7
Andrew Bogut Milwaukee -- 2 1 7
Rafer Alston Houston 1 -- 1 6
LeBron James Cleveland 1 -- -- 5
Andre Iguodala Philadelphia 1 -- -- 5
Travis Outlaw Portland 1 -- -- 5
Brandon Bass Dallas -- 1 1 4
Deron Williams Utah -- 1 1 4
Linas Kleiza Denver -- 1 -- 3
Jason Maxiell Detroit -- 1 -- 3
Tyson Chandler New Orleans -- 1 -- 3
Dwight Howard Orlando -- 1 -- 3
Shaquille O'Neal Phoenix -- 1 -- 3
Brandon Roy Portland -- -- 2 2
JR Smith Denver -- -- 1 1
Danny Granger Indiana -- -- 2 2
Roger Mason Jr. Washington -- -- 1 1

Calderon, West ve Bynum neden bu kadar az oy aldı? Shaq'a kim oy verdi? Kaman'a neden bu kadar oy çıktı? Gay ne yaptı da bu kadar oy... Neyse.

Footix



Hacı çok maskot geldi geçti de Footix dışındakiler yalan. Zidane gibiydi şerefsizim. Maskotların Zidane'ı.

Arif?


Geçen gün, sanırım cumaydı, Show'da derbi tarihinden maçlar verdi. Taaa bilmemkaç senesinden başlayıp, günümüze kadar geldi. Tabii çoğunu Fb kazanıyor filan, insan izledikçe kötü oluyor. Özellikle son sezonlarda.
90'lardaki maçın birinde, Arif (kameraya göre) sol üst köşede sıkışık vaziyette, sonra bir hareket yapıyor... Ama ne hareket. Yani herhangi bir futbolsevere izletsek, Arif olduğuna inanmaz.
Rakip oyuncuya sırtı dönük, bir anda topuğuyla rakibinin bacak arasından atıp, ters tarafa, çizginin hizasında kaleye gitmeye başlıyor. Ben yerimde kaldım bunu görünce. Youtube'da filan da yoktur bu. Bir daha izlemek lazım.

Bu hareketin en kralını Redondo'da gördüm. Başkaları için de öyledir az çok. İzleyelim...

Reklam




Şu iki resim arasındaki farkı görebiliyorsunuz, değil mi? Görseniz de görmeseniz de ben söyleyeyim:Kapitalizm!
Önce reklamın formaya basıldığı bölümün tek renk olması isteği ve formanın s...lmesi, sonra da "avea" kelimesini eşşek kadar koymak. Bok var illa zemin düz olacak. Sanki (koyu da olsa) sarı ve kırmızının üstünde "siyah" görünmüyor. Mesele adam s.kmek, gerisi bahane işte.

Avea logosunun ortadan kaybolması belki gerekçe gösterilebilir, ama yemezler.

Fitbolcu


Geçen cumartesi taraftar formasından aldım-daha anca. Maç öncesi filan iyi oldu tabii, giydik uğurlu geldi. O arada 2. ürün alana indirim varmış, bir de şu resimde gördüğünüz siyah tişörtten aldım. Daha önce forma çok aldık da, hiç bu tip ürün almamıştım. Çok da istiyordum açıkçası.
Var ya, yemin ediyorum, giyince kendimi takımdan biri gibi hissettim. Şimdi bu kamp esnasında giydikleri tişörtlerden ya, nedense kendimi farklı hissettim.

Ayrıca, genelde kendimden bahsetmeyi sevmem blogda ama, bunu yazmalıydım. Derbinin de üstüne tabii...

Hido MIP

Hidayet Türkoğlu NBA'de en çok gelişme gösteren oyuncu (Most Improved Player- MIP) ödülünü kazandı. All-Star olamayınca atar yapmıştık, ama bu ödülü kaptı. Helal olsun. Bugün olur sanırım basın toplantısı. Resimleri filan geçeriz.

Azmanlar

Doğal olarak seneler geçtikçe yeni oyuncular piyasaya çıkıyor, yeni nesiller ürüyor. Yeni yetenekli oyuncuları görüyoruz, izliyoruz. İşte bu olayın son evresi çok farklı.
Son 5-6 sezondur yetişen yetenekli oyuncularda farklı şeyler var. Adam gibi açayım.

Mesela futboldan girelim ilk olarak. Messi, Cristiano Ronaldo ve Kaka. Bunlar sırayla 87, 85 ve 82'li.
Bu yazıyı yazmamın sebebi de Kaka'nın az önce okuduğum şu sözleri:
''Zirveye, 2010 Dünya Kupası'nda ulaşacağım. Güney Afrika'ya en yüksek formda gitmek istiyorum. O zaman belki de olgunluk ve deneyim açısından kariyerimin zirvesi olacak 28 yaşıma geleceğim. 10 yıl daha futbol oynamayı düşünüyorum. Ülkem Brezilya'da yapılacak 2014 Dünya Kupası'nı bekliyorum''

Bu adamın almadığı kupa yok, almadığı bireysel ödül yok. Ortalığı dağıtıyor.Ve daha "olmadım" diyor. Bu hem harika, hem de korkunç bir şey.
Cristiano Ronaldo;azmanın teki oldu. Şu anda okuduğum habere göre de, 2. kez üst üste İngiltere'de yılın oyuncusu seçildi. Hak ettiğinden kimsenin şüphesi yok. İnsan, "bu 5 sene sonra ne olacak" diye düşünmeden edemiyor. Çünkü hakikaten "aşmış" bir oyuncu olacak böyle giderse, 28-29 yaşında.

Messi. Daha 21 yaşında. Bu adam 30'larına doğru ne olacak peki?

Demek istediğim şu:yeni nesil yıldızlar çok çabuk gelişmiş oluyorlar. Erken yaşta kendilerini kanıtlıyorlar. Ama aynı zamanda bu, maksimumları olmuyor. Bu da bizi daha fazla heyecanlandırıyor tabii ki. Yani düşünsenize, bundan daha iyi bir Ronaldo...

İşin Nba kısmına geçelim.
Lebron James, Chris Paul, Deron Williams. James ve Paul 85'li, Deron ise 84'lü. Ve bu sezon yaptıklarına bir bakın. Eğer bu ivmeyle devam ederlerse, üçü de kafadan Nba tarihinin en büyük 20-30 ismi arasına girecek. Hatta James ilk 5'e kesin girecek bu gidişle. Korkunç performanslar. İlk Play-Off maçında triple-double yapmak (James), kariyerinin ilk 2 Play-Off maçında 30s-10a-3tç barajını geçip, Nba tarihinde 2 maç üst üste bunu başaran ilk oyuncu olmak (Paul), kariyerinin ilk Play-Off sezonunda takımına Batı finali oynatmak ve bu seride yenilmelerine rağmen kırk yıldır o seviyelerde oynuyormuş gibi davranmak(Deron)...

Dwight Howard desen, o da 85'li. Çok eksiği var ama, şu anda bile Nba'in en patlayıcı güce sahip pivotu. 20-20'leri rahatça yapıyor. Panyanın üstüne değip smaç yapabiliyor vs. vs....

Eğer kariyerlerinin başında bunları yapıyorlarsa, olgunlaştıklarında neler olacak siz düşünün. Bu nesil, belki de hem futbol, hem de basketbol açısından, tarihin en iyi oyuncularına şahit olacak.

Suyunu Çıkarmak


Evet Fenerbahçe'lilerin çirkef, çarpıtma yanlısı, ezik ve daha birçok şey olduklarını biliyoruz. Ama bu kadar olduklarını bilmiyorduk...

Koş koş, belki yakalarsın


Volkan dün gece barda,
götün iyisi onda,
bu gece de barda,
göster ona Nonda, göster ona Nonda... oooooooo oooooo !!

Nba'den Notlar


Dün Nba ile ilgili toparladığım birkaç not. Ayrı ayrı yazmak istemedim. Buyrun:

-Kaan Kural'ın ağzından söyleyeceğim:"Görmeyeli Jason Kapono, Ray Allen olmuş.". Mesele aynen bu. Adam saf şutörlükten çıkıp başka bir şey olmuş. Tam bir skorer olma yolunda. Fake sonrası hareketler, çok şık tek kişilik oyunlar. Bir haftada 2 maçını izledim, ve izlenim sonucu direkt budur. Şaşırtıcı ve sevindirici.

-Orl-Tor maçı. Guardların yaptıklarını gösteriyor. Bir ara durum şuydu: Toronto'nun 2 oyun kurucusu( Ford ve Calderon) 14 asist, 1 top kaybı;Magic oyun kurucuları (Nelson ve Dooling) 5 sayı, 8 top kaybı mı ne. Vallahi yazık oluyor şu Magic'e. Hayrına Raptors guardlardan birini verse diyip saçmalasam mı...

-Vicente Calderon...Pardon Jose Calderon, Nisan ayında 66 asist yapıp, sadece 1 top kaybına imza atmış. Yorum bile yapmıyorum.

-Chris Paul denen adam, kariyerinin ilk 2 Play-Off maçında 30+ sayı, 10+ asist ve 3+ top çalma yaparak, Nba tarihinde bu rakamları 2 maç üst üste yapan ilk oyuncu oldu. İleride nasıl bir adamla karşılaşacağımıza dair ipuçları bunlar canlar.

-Phila, Detroit'i eler mi?

-Hawks da galibiyet aldı, iyi oldu bea. Valla.

Teşekkür

Bugün sabah, Kalearkası'nı okurken, gelişigüzel aşağılara baktım. Sık kullanılanlar bölümü var. Orada bizim blogun ismini görmeyeyim mi? Acayip şaşırdım. Sevindim de doğal olarak.
Bizim için önemli bir gelişme bu. Sonuçtaen çok ziyaret edilen bloglardan KaleArkası. Ve bir şekilde o blogda ismimizin geçmesi mühim. Umarım okuyucu sayımıza etki eder bu durum. Etmese bile bizi beğenip oraya linkimizi koymaları bizim için sevindirici. Teşekkür ediyoruz büyüklerimize buradan.
Daha önce Coşkun Çelik ağabeyimizle bir tartışma geçmişti ufak, ama bu, onlara teşekkür etmemize engel değil.

İnsan Mısın?


2 hafta önceki Manutd-Arsenal maçı. Cr7 sol köşeye çekiyor Hoyte'u ve...

Derbi Preview


Balık baştan kokmaz, baştan sıçar! Sıçtık sanki.
Sezon başından, ne sezon başı, adamı karşıladıktan beri "Lincoln Fener'in Anasını S.." diye bağırıyoruz. Sakattı, düzeldi. Form da halloldu. Ama maça bir günden az kala, gece bir haber:Lincoln yok.
Bu demek oluyor ki, 4-4-1-1 oynayamayacağız. Tabii Arda koyulabilir or(t)aya ama, o zaman da sol kanat avantajı uçup gider.

Bütün sezon adamın Fb'ye yapacağı muameleyi bekle anasını satayım, sonra da elde patlasın. Son durum, maçta oynamayacağını söylüyor. Yine de takıma güveniyoruz ama, biz bu adama böyle zamanlar için bu kadar para saydık. Şimdi de yok.

Şeytan diyor, yendikten sonra da şu üstteki gibi bir pankart aç ama yakışmaz bize. Ha, yakışmayacağı, yapılmasına engel mi? Hayır. Galatasaray tribünlerinin nasıl bir profile sahip olduğunu gördüm bu yaz ilk elden. Yapılır yani ama olmaz inşallah.

Bir de yeni marş meselesi var. Bildik bir latin şarkısının üstüne okumuşlar.
İlaveten Volkan'ın elinin sıkılmayacağı söyleniyor. Bakalım.

Son dakika golü olmasın be abi. Kalpten gideriz valla.

Aslında öyle bir durum var ki, insan korkmuyor. Her sezon Fb bizi yener, sonra biz gider şampiyon oluruz. Anlayacağınız, şampiyon olacaksak, Fb yensin bizi. Ama bunu önceden bilemiyoruz, malum. Hayırlısı.

3-0


Yani tamam "eleyeceğiz" diyorduk ama, bu kadar çabuk olmasını da beklemiyorduk. Şu aşamaya geldikten sonra her Spurs taraftarı Suns'ı süpürmek ister değil mi? Hayır, ben istemiyorum. Cidden.
Şampiyonluk peşindeki bir takımın daha ilk turdan (kimle oynadığı önemli değil) böyle elenmesini asla istemem. Bari bir veya iki maç alıp şerefi kurtarsınlar. Zaten 3-0'dan dönme şansı yok o malum.
Suns kaç yıldır, böyle savunmasız, gevşek (ama göze filan hoş geliyor tabii, o ayrı) bir sistemle (sistem?) yüzük peşinde. Ama finale bile gelemedi...

Bu arada Popovich'in o söylediklerinin üstüne gerçekten hiçbir şey denmez. Ve de umarım bırakmaz seneye. En azından şu takım dağılana kadar kalsa...

Felaketin Reçetesi: D'Antoni


D'Antoni yine çıldırttı. Maç boyunca Spurs pick 'n' rolllarında gard ve Shaq'i switch yaptırarak sezonun en büyük maçının kaybedilmesine, Tony Parker'ın Avrupa yılları dahil kariyerinin en yüksek rakamına ulaştı, 41. Hack-a-Shaq iyice abardı. NBA yönetimi her şeye çare buldu bi' buna bulamadı. Hele 4. çeyrekte Big Fella'ya çalınan bir sportmenlik dışı faul var ki akıl almıyor. Pick-n-Roll yine, Duncan devriliyor, Shaq hücum faul için rotasyona geliyor, geç kalıyor. Karar? Sportmenlik dışı faul. Ayıp. Neyse, şu diyalog her şeyi açıklıyor aslında. Maç sonrası;

"ESPN: Seride 3-0 öne geçtiniz, mutlu musunuz?
Popovich: Hayır. Ama yakınım.
E: Neden değilsiniz?
P: Bizim gibi takımların mutlu olması için 4-0 yapmış olmaları gerekir.
E: Sizin gibi takımlar derken?
P: Sen de haklısın, bizim gibi başka yok."

-Olay budur. Popovich'in sezon sonu ayrılma ihtimali varmış, olursa yazık olur.

Cahil-Cüheylan

Kırk yılda bir öylesine Tv'ye bakarız, her seferinde de bir rezilliğe denk geliriz.
Az önce kanallar arasında dolaşırken, şu Süper Aile diye bir yarışma var, eskiden Beyaz filan sunardı, o başlamış yine. Bakayım dedim. Demet Akbağ sunuyor bu kez.

Soru "Türk edebiyatından bir roman söyleyin" 4 tane söylenebiliyor. Ben açtığımda her nasılsa şunlar söylenmişti:Yaprak Dökümü, Çalıkuşu, Sinekli Bakkal.
Bunları da nasıl söylediklerini biliyoruz: Diziler.
Sonra tek cevap kalınca elemanın bir tanesi "Çılgın Türkler" cevabını verdi.
...
Hak karşı masaya geçti bir süre sonra, hepsi mal gibi bakıyor. Karşı tarafın cevabı hazır! Ne biliyor musunuz? Dudaktan kalbe. E şaşırmadım tabii. Nedense cevap kabul edilmedi.

Türk halkı manzarası işte.

Kobe Vol.2

Sadace birkaç not daha Salih'in üzerine:

-Kobe ilk çeyrekte 20 sayı attı, bir sayıyla ilk çeyrek kariyer rekorunu kaçırdı.

-İkinci çeyreğin 3. dakikasında 25 sayıdaydı 10/12 isabetle, ve bu giren 10 şut peşpeşe. Yani Bryant ilk iki şutunu kaçırdı, arkasından peşpeşe 10 şut soktu.

-Biraz sakindi 2. ve 3. çeyrekte ancak 4. çeyrekte oyundan çıkmadan önce takımının 17 sayısının 16'sını o attı.

-Kariyer sayı rekoru 51. 2 dakika daha kalsaydı oyunda o da çıkmış olacaktı aradan, ama Kenyon ile devam ederse Denver o zaten olur.

Cr7 Vs Messi Part 1

Aslında öne geçen yok ama geriye düşen var. 2. dakikada penaltı kaçırıp serinin gidişatının içine edersen düşersin tabii.
Cr7 de Messi de iyiydi. Messi 70 küsürde çıktı. Çıkmak istemedi ama Rijkaard kabul etmedi, Krkic girdi onun yerine.
Manutd anlaşılmaz bir şekilde geri çekildi, ataklara 4 kişi bile çıkmadılar.
2. maç harika olacak, bu kesin.

49

Bazı oyuncular 2 maç üst üste kötü oynamaz derler. En büyükleri. Kobe de ilk maçta 9/25 attıktan sonra, o oyununu tekrar edemezdi;etmedi de. 18/27 ile 49 sayı. Yanına 10 asist ve 4 ribaund. Maç Lakers'ın tabii ki.
Bu seri de büyük ihtimal 4-1 filan biter. İşte orda bir maç alır Lakers, dönünce evde de bir maç, tamam.

2-0

Evdeki maçları kazandık. İkisi de zor oldu ama "oldu" ise sorun yok demektir. Yine bir 3. periyot harikası var: 27-11.
Yine 3 yıldızın atıp, diğerlerinin sayı bulamaması gibi bir sorunumuz var. 3 yıldız 79 sayı atıyor, geri kalanı ise 23 sayı. Ve bu 23 sayıyı da 4 kişi atıyor. Oyuna girip de sayı bulamayan 4 kişi var. Bu dağılımı iyi yapmalıyız. Udoka'nın kaçırdığı üçlükleri Barry kullanmalı sanki ama, maç içinde bunu dengelemek zor. Söylemesi kolay.

Suns bir dönem salak bir 5'le oynamış, Hüseyin söyledi. D'Antoni, son şansını kullandığının farkında değil sanırım. Skor dağılımı sıkıntısı onlarda da vardı bu maç. Barbosa çok kötü bu sıralar. Şansımıza işte.

Manu


Ve Manu en iyi 6. adam seçildi. Buradan Terry ve Barbosa'ya oy verenleri kınıyorum. Adam, Nba tarihinde 32 dakikadan az süre alıp 17 sayı ortalamasını geçen ilk oyuncu oldu. Sayı alanında kariyer rekoru kırdı. Kariyer ortalamasının 6 fazlası bir ortalama tutturdu. Ve ilaveten, takımının en skoreri;benchten gelerek...

Bu resim sanırım Manu'yu en iyi anlatanlardan bir tanesidir. "No fear".

Majesteleri bizi ...

Reklam var işte yeni, Jordan markasının, majesteleri konuşuyor önünde yeni basketbolcular filan var:

"Belki bu benim hatam,
Belki çok kolaymış gibi gösterdim, aslında değilken,
Belki ben görüntülerimin serbest atış çizgisinden başladığını düşündürdüm, antreman salonundan değil,
Belki ben size 'Bunun her attığı şut son saniye basketi' dedirttirdim,
Belki ben oyunumun ateş değil de birkaç kıvılcım üzerine olduğu hissini uyandırdım,
Belki ben size her zaman rahat olduğumu hissettirdim, korkum benim motivasyonum değilmiş gibi,
Belki ben basketbolu sanki Tanrı tarafından bana verilmiş bir hediye olarak gösterdim, 5 yaşımdan beri durmaksızın her gün çalıştığım bir şey olarak değil,
Belki ben oyunu yıktım, bitirdim,
ya da
Belki de siz sadece bahaneler uyduruyorsunuzdur."

Majesteleri kendisi yazmış senaryoyu vesaire. Geniş görüşlü adam vesselam.


Videonun linki

İsmet Özel

Akşam gazetesindeki İsmet Özel röportajı. Aşağı alıntılıyorum, bir zahmet okuyun.

  • Türkiye zor günlerden geçiyor diyorlar.

    Osmanlı’nın son dönemini hatırlayın. Önce çökme psikolojisi yaratıldı, sonra ülke yok oldu.

  • Bu psikoloji yaratılmasa çökmeyecek miydi?

    Çökmeyecekti. Mohaç Zaferi’nde Türkler Macarlar’ı mağlup edince Avrupa’da ‘Türkler yenilmez’ fikri oluştu. Bu fikri silmek Papalığın takıntısı oldu. Avrupa kendine bir açılım imkanı aradı. Böylece kapitalizm yükseldi.

  • Batı’nın gelişimi Türkler sayesinde oldu diyorsunuz, öyle mi?

    Benim iddiam o. Ben dünya tarihinin ekseninde Türklerin olduğu kanaatindeyim.

  • O dönem Osmanlı vardı. Neden Türk diyorsunuz?

    Çünkü Osmanlı ortadan kalktı ama Türk hâlâ var. Demek ki devam eden şey Türk. Osmanlı’nın çökeceği fikri de “Türkler mağlup edilebilir” fikri üzerine bina edildi.

  • Türkler bu fikri hemen içselleştirdiler mi?

    Başta devlet adamlarını ikna ettiler. Lale Devri filan da onun için başladı. Devlet adamları kendilerini Avrupa’ya uyduramazlarsa imparatorluğun geçersiz olacağına inandılar.

  • Bu gidiş Kurtuluş Savaşı ile kesintiye uğradı mı?

    Kurtuluş Savaşı diye bir şey bilmiyorum.

  • Siz İstiklal Harbi diyorsunuz biliyorum ama ben de Kurtuluş Savaşı diyorum.

    Kurtuluş Savaşı dediğiniz zaman bir şeyden kurtulmuş olmanız lazım. Neden kurtulduk? Bazıları saltanat ve hilafetten diyor.

  • Kurtulmadık mı onlardan? İkisi de yok oldu.

    Hayır biz Türk varlığımızı yüklenip götürdük. Bu harbi kazananlar ne pahasına olursa olsun yok olmamayı göze alan insanlardı.

  • Türk müydü bu insanlar?

    Bana göre kafirle çatışmayı göze alan Müslüman’a Türk denir.

    ‘TÜRK’ÜZ’ VE ‘TÜRKİYELİYİZ’ FARKI

  • ’Biz Amerikalıyız’ın buradaki karşılığı nedir? Biz Türkiyeliyiz değil mi?

    Hayır, eğer karşılık ‘Biz Türk’üz’ ise bir sonuç elde edebilirsin. ‘Biz Türkiyeli’yiz’ dediğin zaman zaten bugüne kadar başka bir yerli değildin.

  • ’Amerikalıyım’ ve ‘Türk’üm’ arasındaki fark ne?

    Amerikalı olmak Amerikan rüyasına ait olmak demektir. Türkiyelilik diye bir ideal var mı?

  • Neden olmasın? ABD’deki gibi yaratılabilir.

    Türkiye bir mozaiktir diyorlar, değil mi?

  • Son dönemde ‘mozaik değil ebrudur’ diyorlar.

    O daha gevşek bir doku. Buyurunuz, yani Türkiye olmayan bir şey.

  • Sizin tanımınıza göre Türk, kafirle çatışmayı göze alan Müslüman, değil mi?

    Evet, göze almak yeterli. Çatışma şart değil.

  • Ama Müslüman olmak şart?

    Evet, Müslüman olmayan Türk olmaz.

  • Yani bu ülkede yaşayan Ermeni ve Rumlar Türk tanımına girmez.

    Girmez. Onlar azınlık. Bu insanların dinlerini, dillerini yok etmemekle yükümlü Türkiye devleti.

  • ‘Burası vatanım’ demek için ortak paydalar bulmak gerek dediniz ve ABD örneğini verdiniz. Bu vatanın ortak paydası Türk olmak ise ve Rum ve Ermeniler asla Türk olamazlarsa burayı nasıl vatanları olarak görecekler?

    Güzel. Kaç doğumlusunuz?

  • 1977.

    Yani Türkiye’de her şeyin iflas ettiği bir zamanda doğdunuz. Onun için anlamanız çok zor.

  • Okuyarak anlamaya çalışıyorum. Aksi takdirde tarihin bir noktası hakkında bile bilgi sahibi olamayız.

    İstiklal Harbi verilmemiş olsa Türkiye diye bir şey olmayacaktı. Yunanlılar ya da Ermeniler savaşı kazanmış olsa Büyük Yunanistan ya da Ermenistan kurulacaktı. Onlar burası vatanım derken ‘Burası Ermenistan’ Yunanistan demiş oluyor.

  • Zaman içinde kavramlara bakış değişmez mi? 1920’ler ile 2000’lerin hedef ve arzuları aynı mıdır?

    Ermeniler, Rumlar, Süryaniler tarihi iddialarından vazgeçtiklerini deklare mi ettiler? Türkiye Ermenilerin de vatanı demek Türkiye sadece Türkiye değildir demektir. (Bu sırada oturduğumuz yerde bize kulak kabartıp etrafımızı saran 5-6 kişi İsmet Özel’i alkışlamaya başladı)

    AKP MUHAFAZAKAR DEĞİL

  • AKP’nin İslami bir rejimi getirecek gizli bir ajandası olduğu iddia ediliyor.

    AKP güya halk desteğini almış olarak başka programları uyguluyor. Oysa başka boyutu daha önemli. Sermaye aktarımı meselesi.

  • Sermaye aktarımını sağlarken AKP’nin muhafazakar Müslümanların hayatını diğer sağ partilerden daha çok kolaylaştırması bekleniyordu. Bunu yaptı mı?

    Hayır. İnsanlara sahte bir çatışmayı kabul ettirip asıl yapılması gerekenleri birileri yapıyor.

  • Kim ne yapıyor yani?

    Erdoğan, CHP’yi Atatürk’ün resimlerini paralardan sildiği için suçluyor. Baykal’ın verecek cevabı yok. Düşünce namusu bu insanların hiçbirinde olmadığı için Türkiye’nin varoluş şartlarını dillerine değdirmiyorlar. İnönü’nün paralarda resmi olduğu zaman Milli Şef zamanıdır. O zaman Mustafa Kemal Ebedi Şef’ti.




    Örtünme demokratik bir hak değildir

  • ‘Kadınların örtünmesi demokratik hak değil’ diye bir yazınız var. İslam ve demokrasi birbirinin oksimoronu mudur?

    Hayır, sadece kadınlar ‘bu demokratik hakkım’ diyerek başörtüsünü savunmasın.

  • Ne diye savunsun?

    Hiç savunmasın. Dini vecibe. Yerine getirir ya da getirmez.

  • Getiremediği durumda getirebilmesi için ne yapsın?

    Örtünmek istiyorum ve gereğini yaparım diyecek.

  • Yani örtünmenin gereği olarak üniversiteye gitmem ya da kamuda çalışmam mı diyecek?

    Başka bir mücadele yürütebilir. Başı örtülü olarak derse girilmez dendiğinde o kızlar eve dönseydi YÖK onları tekrar çağırmak zorunda kalacaktı. Neyse Türkiye’de böyle bir ideolojik savaş cereyan etti ve bitti.

  • Hükümettekiler ne istiyor?

    Bir şey istemiyorlar. Aldılar onlar istediklerini.

  • Kapatma davası ile ilgili “İstiklal Harbi mağlupları AKP’yi kapattırmaz” demiştiniz

    AKP’ye Arkası Karanlık parti diyenlerin doğru ifade kullandıklarına inanıyorum.

  • Bu dava kime ne sağlar?

    Türkiye’yi yıkmak isteyenler avantajlı olacak.

  • Siyasetçiler arasında Türkiye’yi yıkmak istemeyen kim var?

    Yok.




    Ateist Türk

  • İnanmayan, ateist bir Türk Türk olmaz mı?

    Türklüğe ait olmak kolay mı? Ateist bir Türk ‘Artık ben böyle bir yol seçtim’ diyerek yaşar. Kayıtlarda ne olarak yer alacak? Kendini nasıl bir çerçeveye koyduğunu kendisinin düşünmesi lazım. Ancak ben şunu sorarım: Nereden belli Türk olduğun?

  • Türk olduğumuz neremizden belli olur?

    kafirle çatışmayı göze almasından.

  • Kafir ile Müslüman olmayan herkesi mi kastediyorsunuz?

    Hakikatin üstünü örtenleri, bu herkesi kapsayabilir.

  • O zaman Müslüman doğmayan herkesle benim mücadele etme isteği içinde olmam gerekiyor, değil mi?

    Çatışmayı göze almanın alternatifi uzlaşmadır. Uzlaşmayı istiyorsan Türklüğü reddediyorsun demektir.

  • Ben sizin tanımınıza göre Türk değilim. Kafir olarak tanımlamak istemediğim insanlarla çatışmak yerine uzlaşmayı tercih ediyorum.

    Olabilir, sizin tercihinizdir.




    Kimseyle sahici bir bağ kuramadım

  • Sizden solcular vazgeçemedi, sağcılar da tam sahiplenemedi gibi bir durum var. Cemal Süreyya söylemişti sanırım bunu. Kendinizi arada kalmış, yani biraz Türkiye gibi hissediyor musunuz?

    Şiirimdeki ‘ben’ Türkiye’nin ifadesidir. Ömrümün bir kısmını sosyalist ideallere bağlı, daha büyük bir kısmını İslami ideallere bağlı geçirdim. Ama bu süreçte yoluma çıkan herkes ileride işgal edecekleri yerlerin planlarını yapıyorlardı. Dolayısıyla kimseyle sahici bir bağ kuramadım. Beni bir kampta tutacak bir güç doğmadı Türkiye’de.



  • İlk Maçlar


    Play-Offlarda ilk maçlar oynandı evet. 1 maç dışında sürpriz yok. Belki 2 denebilir.

    İlk gün Hornets, Spurs, Cavs ve Utah'ın galibiyetleri vardı. Spurs-Suns maçı zaten bu seneki Play-Offların nasıl geçeceğini ilk günden gösterdi. 2 uzatma, son saniye basketleri, geriden gelmeler, harika bir mücadele. Duncan mekanına gelince azıttı tabii. Shaq hani onu en iyi tutan oyuncuymuş ya, onu göreceğiz bu seride.

    Paul her Play-Off maçında böyle oynayacaksa elerler Dallas'ı evet, ama öyle olacak mı, ben sanmıyorum. Kidd-Nowitzki ağırlığını göreceğimizi umuyorum ben yakında.

    Böyle giderse Uta-Hou serisi 4-0 bile biter çok rahat. Bobby Jackson 3/15 atarsa, benchten destek gelmezse, T-Mac de atamazsa...
    Ha Utah çok mu konsantre? Hayır, ama Rockets öyle bir halde ki, az iyi oynasalar yetiyor. Belki 1 maç alırlar, o kadar. Durum çok vahim.

    Hornets için olanlar, Cavs için de geçerli. Arenas iyi oynadı ama, sonlarda çok kaçırmış. Yeter artık şu "James attı, Cavs kazandı" olayından gına geldi;ama devam ediyor hala, edecek gibi de. Hiç objektif bakamayacğım bu seriye. Wizards kazanmalı, o kadar. Jamison da adam olsun daha isabetli atsın...

    Lakers-Denver maçı müthişti. Lakers, maçın başı ve 3. çeyreğin başlarında "nasıl oynanır" dersi verdi. Denver çok dağınık. Maç kazanabilmeleri veya seriyi alabilmeleri için, çok isabetli atmaları gerek. Öbür türlü çok çok zor.
    Bir ara maçta şu görünüm vardı:Topun herkesin eline değip, asist sonucunda sayı bulunan Lakers hücumları ve karşılığında, Denver'ın Melo veya Ivy ile gelip şutu salladığı ataklar vardı. Takımların yaptıkları, o kadar birbirinden kopuktu ki, bir ara maç bitmiş gibi Lakers oyuncuları saldı. O arada da Kleiza ve J.R manyağı girip üstüste sayılar bulunca, maç dengelendi. Ama 3. çeyreğin başında yine azıtınca Lakers, maçı aldılar.
    Gasol, kariyerinin ilk Play-Off galibiyetini yaşarken, harikalar yarattı. 36 sayı, 16 ribaund, 8 asist, 3 blok. Ve burakamlara 4. periyodun başında ulaşmıştı hemen hemen, onu da söylemeli. Lakers "makinası" öyle tıkır tıkır işledi ki, o da çoğunlukla doğru yerde bulununca, atakları rahatça tamamladı. 12 maç, 3 seri ardarda kaybettikten sonra, iyi aldı hıncını.
    Kobe 32 attı belki ama, ilk 3 periyot bomboktu. Yine de büyük oyuncu olduğunu, son çeyrekte sorumluluk alarak gösterdi. Serinin bundan sonraki maçlarında böyle olmaz büyük ihtimal tabii.
    Ayrıca Odom da yine çok iyiydi.
    Melo-Ivy ikilisi 22/50 attı.
    Maçta Kaan ve Murat abilerin dedikleri gibi, bu takım Bynum ve Ariza'sız böyleyse, onlar gelince ne olacak Allah bilir.


    Magic Raptors'u ilk çeyrekte yendi. 43-23 bitince ilk çeyrek, gerisi de öyle devam etmiş. Hido 21-6-6. Howard 22 ribaund.

    Celtics, Hawks'ı rahat geçti. O maç da erken çözülmüş. Mike Bibby 2/10 atarsa normal. Diğerleri de isabetsiz atmış.

    Ve işte sürpriz: 76ers:90-86:Det. Deplasmanda alınan bir galibiyet. Saha avantajı ellerinde. Peki eleyebilirler mi Pistons'ı? Çooook zor. Eğer olursa Dumars takımı dağıtır, yeniden kurar. Elemanlara da helal olsun. Igo isabetsiz atmışken böyle bir galibiyet.
    Sheed 24 sayı-7 blok. Belki de daha fazlasını yapmalı.

    Devrenin özeti bu. Bir de reklamlar var tabii:

    -"ayaklarda empii kulaklarda remziiii, sen yeter ki iste hepsi var bizde."

    -"cimbom haklııııı, vestel farklıııııı..."

    -"i'm gon' find ya', imma getcha, imma getcha getcha getcha getcha... one way or anotha'.."

    3 Forvet

    Birkaç maçtır dikkatimi çekiyor, Newcastle United 3 forvet oynuyor. Premier Lig için riskli sayılabilecek bir tercih bu. Ama işe yarıyor. Ve işe yaradığı sürece de, sorun yok demektir. Belki bu hamle sayesinde küme düşmeyecekler. Çoğu zaman Chelsea ve Arsenal bile tek forvetle oynuyor.
    Viduka, Owen ve Martins üçlüsü birlikte oynuyor Newcastle'da. Totenham da ara sıra yapıyor bunu. Berbatov-Keane-Bent üçlüsüyle. Gerçi onlar alışsa iyi olur bu düzene, Kanoute gelecek diyorlar.

    :03.0 SA - T. Duncan made a 25-foot three-pointer from the right wing. Assist: M. Ginobili


    Spurs ilk maçı aldı. 2 uzatmada. İlk kez 4.periyodda 2:52 kala öne geçebildiler, normal sürenin sonunda Finley'in üçlüğüyle eşitliği yakalayıp uzatmaya götürdüler. Normal süre sonunda Barbosa dengesizi 3 boş oyuncu etrafındayken 3 kişinin üstünden dengesiz bir şut denedi, e girmedi tabii. İlk uzatma devresi de maçın sanki bir özeti gibiydi. Kısa sürede Suns 5 sayı öne geçti, son hücumda-fark 3 sayıyken- Ginobili'nin penetresinde Shaq ikili sıkıştırma için orada kalınca üç sayı çizgisinde boş kalan Duncan'ı buldular. Mr. Fundamental klasik şutlarından birini yakalamıştı. 2 metrenin lafı olur mu? Şlank! Alnının ortasına yazdı üçlüğü. 2. uzatmaya götürdü. Bu arada Amaré de 6 faulle oyun dışı kaldı. 2. uzatmada Spurs devamlı önde götürürken, 11 saniye kala Steve Nash köşeden zorluk derecesi had safhada bir şut sokarak beraberliği getirdi. Spurs molası olmasına rağmen almadı. Zira maç boyunca Shaq'in tuttuğu dakikalarda TD pek bir varlık gösterememişti, ve Shaq kenardaydı. Mola almak demek Shaq'i de oyuna almak demekti. Popovich almadı molayı, hızlı bir şekilde topu karşı sahaya geçirdiler, ve Ginobili teke tek kaldığında neler yapabileceğini gösterdi. Kolay bir drive sonucu turnikeyi bıraktı ve takımına galibiyeti getirdi.

    "Top Tim'in elindeyse ve pota 7 metreden uzaksa her zaman tereddütüm vardır. O da bunu biliyor. Çizdiklerimin tamamen dışında bir oyundu. Tim inandı ve başardı. Kazanan her zaman haklıdır." -Spurs koçu Gregg Popovich

    Güzel Formalar 20


    Bilmemnaparım haçını. Fıstık gibi forma. Alacağım da.

    Güzel Formalar 19

    Çapraz şerit geçen formalar yüzde 99 harika olur. Bu da öyle.

    Ayzeah


    Sonunda Isiah Thomas gitti. Şimdi mesele, New York'un kaç senede toparlanabileceği. Bekleyip göreceğiz. Donnie Walsh ne numarası varsa göstersin bakalım.

    Cisse Ve Nonda



    Bugün farkettim. Beşiktaşlı Cisse ve Galatasaraylı Nonda, 2004'de Porto ile Cl finali oynayan Monaco'da birlikte top koşturmuşlar. İlginç bir tesadüf, aynı takımda oynayan iki oyuncunun yıllar sonra alakasız bir ülkede rakip takımlarda karşı karşıya denk gelmesi.

    İkisinin de o dönemki vaziyetlerine bakalım bir:Cisse kariyerinin neredeyse tümünü PSG'de geçiren bir oyuncu. 3 kez birer sezon olmak üzere kiraya veriliyor. Bunların bir tanesi de, 03-04 sezonunda Monaco'ya gerçekleşiyor. Ve o sezon da Monaco, Deschamps önderliğinde tarihinin belki de en iyi performansını ortaya koyuyor ve Cl finaline çıkıyor. Cisse de orta sahada iyi işler çıkartıyor ve bir daha da kiraya verilmiyor. Ta ki Bjk'ye gelene kadar. İşin garibi, bu sezon Cisse PSG'den ayrılıyor ve şu anda PSG küme düşme tehlikesiyle karşı karşıya. Hatta düştü-düşecek. Bu durumla Cisse'nin ayrılışı arasında bir bağıntı kurabilir miyiz acaba? Belki.

    Nonda ise, en iyi dönemini atlattıktan sonra, sakatlıklardan kurtulmaya çalışır vaziyette yine Monaco kadrosunda o dönem. Finalde sonradan oyuna giriyor. Pek bir şey yapamıyor. Ama onun neler yapabildiğini belki de en iyi Gs taraftarı bilir. 00-01 sezonunda oynadığımız 2 Monaco maçında da neler neler yapmıştı. İşte o dönem en iyi zamanlarıydı Nonda'nın. Daha sonra sakatlık filan derken, eskisi gibi olamadı hiç. Sonradan işte Roma'ya gitti, oradan da Blackburn'de oynadı yarım sezon. Şimdi Gs'de kariyerini yeniden diriltti diyebiliriz, düzenli forma şansı bulmasa da.

    Yine ilginç bir tesadüf; finalde Cisse oyundan çıkarken oyuna giren Nonda oluyor.

    4-4-2'deki röportajında Cisse, beraber oynadığı en iyi forvetin Nonda olduğunu söylemişti. Bu gerçekten önemli. Çünkü Cisse'nin birlikte oynadığı forvetler arasında Pauleta, Prso, Morientes gibi oyuncular var.

    Böyle kariyerli oyuncuların Türkiye'de oynaması büyük şans hem ligimiz, hem de futbolcularımız için.
    Yalnız, adamların Monaco'daki zamanlarından doğru düzgün fotoğraf bulamadım ha. Hadi Cisse tamam da, Nonda nasıl oluyor?

    Yapmaz

    Korkunç cahil insanların, orantısız şekilde yüksek mevkilerde bulunduğu bir ülkedeyiz. Bunu her farkedişimde, ne yapacağımı bilemez halde sövüyorum hep.
    2 örnek yakın zamandan.
    Geçenlerde Arabistan'da bir Türk'ü, Allah'a küfrettiği gerekçesiyle idama mahkum etmişler. Ortalık ayaklanmış filan. Hani kendisi çok yetkili ya, Helin Avşar da olaya el atmış. Bir açıklama yapmış, o elemanı abisi ilan etmiş filan, bir de demiş ki, "Türkler asla Allah'a küfretmez".

    İkincisi:Dün mü, evvelsi gün mü ne, Akp'li milletvekilleri Kamer Genç'e "daldıktan" sonra "Benim partimin milletvekili şiddet uygulamaz" diyor.

    Gördüğünüz gibi hep bir "benden olan bunu yapmaz" düşüncesi. Helin'i bırakın, o olur. Ama ya diğeri...

    Hönk


    Ben anlamıyorum abi bir çok şeyi. Mesela şimdi bizim kaale almadığımız adamlar var birkaç tane ligde. Bunlardan ikisinin transfer teklifi aldığını duyduk. İbrahim Kaş ve Sabri.
    Anlayamıyorum.
    Kaş Getafe ile "prensipte" anlaşmış. İnanılır gibi değil. Sabri'yi de Fiorentina yetkilileri izlemiş. Lan nasıl iş bu? Bizim beğenmediğimiz Sabri'yi Fiorentina istiyor. Bir de Fati' Hoca önermiş olsun, tam olur...

    Hedo


    Hido, Nisan ayının oyuncusu da seçildi. Sezonu iyi bitirdi. En çok gelişme gösteren oyuncu ödülünü almasını da bekliyoruz ama, esas kendini göstereceği yer Play-Offlar olacak. Madem bu takımın lideri, sorumluluğu alması gereken yerdeler artık. Ve sorumluluk almalı. Bakalım ne kadar olacak?

    Altıkıllı'nın Kuponu

    Salih zaten yazmış çizmiş play-off analiz filan. Ben sadece benim tahminlerimle birlikte birkaç cümle yazıp bırakacağım.

    Önce Batı:

    Lakers-Nuggets (4-3 Lakers): Sanırım sezonu bu Batı'da birinci kapatan bir takım için en kötü eşleşmedir Nuggets. Belki de NBA'in en potansiyelli takımı. Bence Lakers ne yapar eder çıkar oradan ancak en az 6 maç diyorum ben, 7 daha güzel olur. Pazar sabahı şöyle, Staples Center'da... Tribünler karanlık. Tek aydınlık yer Nicholson'lu ilk sıra. Aman aman...

    Jazz-Rockets (4-3 Jazz): Şimdi bence deplasmanda maç kazanan seriyi kazanır ancak deplasmanda kazanan bir takım olmazsa 7 maçta Utah. İki takım da içerde daha iyi oynuyor, Jazz ligin en iyisi iç saha derecesi olarak.

    Spurs-Suns (4-2 Suns): Shaq'in gelmesiyle play-off takımı kimliğine bürünen Suns, sezon içinde de gösterdiği gibi bu sefer Spurs'e karşı iddialı. Her zaman Tim Duncan'a karşı bulamadıkları alçak post etkinlii gelmiş durumda. Herkesin tahmini aksine 6 maçta Phoenix diyorum.

    Hornets-Mavs (4-2 Hornets): Şimdi biraz subjektif oldu sanırım. Açıkçası ben bu iki takımı da sevmem. Chris Paul MVP değildir mesela, geçen senelerde de Dirk değildi. Ancak Mavs'in başındaki o çirkef herif bütün dengeleri bozuyor. Dün Mavs Hornets'i yenmesine rağmen, Ben New Orleans diyorum. Zaten bu eşleşmenin galibi gitse gitse bu turdan çıktıkları yere kadar gidecek.


    Gelelim Doğu'ya:

    Boston-Atlanta (4-0/1 Boston): Zor bir eşleşme değil. Rondo-Bibby eşleşmesi belirler ama kafadan Keltler yani.

    Cavs-Wizz (4-3 Cavs): Ben Cavs diyorum. Arenas döndü, Blatche çok iyi oynuyor, Antawn ve Caron zaten bildiğimiz gibi. Ancak ben her halükarda Kral'ın takımı diyorum. Real Cavaliers. (Hiç komik değil.. - Biliyorum)

    Orlando-Toronto (4-2 Orlando): Dwight Howard faktörü pota altını zaten aldı götürdü, Avrupa stili oyun, alan savunması Toronto'nun silahları. Şut yüzdesi önemli rol oynayacak. Ben Orlando şutörlerine inanıyorum. 6 maçta Orlando.

    Piçtons-Sixers (4-2 Pistons): Sevmem DetroİT'i de. Ancak Boston ile beraber Doğu'nun favorisi. Tekrar ev sahibi diyorum.


    Cumartesi ve Pazar 4'er tane canlı maç var TV'de. Ve play-off bitene kadar her gün doubleheader. Hayırlı olsun.

    Van Gaal

    Malum, hocasız kaldık. Belki bu sezonu "hocasız" şampiyon olarak kapatacağız ama, kesin olan bir şey var ki, önümüzdeki sezon için bir tekik direktör bulmalıyız.
    İsmi geçen birkaç kişi var. Bunların arasında Van Gaal de var. Bu ismi duyunca Hollanda ekolünü seven biri olarak, hemen dikeldim tabii. Belki zamanında Barça'dayken sövüyorduk ama, o, orası için geçerli. Futboldan azıcık anlayan ve Van Gaal'i tanıyan herkes, bu adamı ister. Kendini kanıtlamış biri. Hadi onu bırak, herhangi Hollandalı bir hocanın adı geçse de ben isterdim, Van Gaal olunca hele hele.
    Avrupa'da almadığı kupa yok. Ajax ve Barcelona dönemlerinde, takımlarıyla katıldığı bütün organizasyonlarda kupa kazandı.
    O Ajax'ın altın neslinin çıktığı dönem, takımın başında Van Gaal vardı.

    Şimdi Az'den ayrılacağı söyleniyor ve, Gs ile ismi geçiyor. Kendisi geçenlerde yaptığı açıklamada, Galatasaray'ın kendisini bir kez aradığını, fakat sonra ses çıkmadığını söyledi. Umarız, ses çıkar bir dahakine!

    Play-Off Başlar



    Normal sezon bitti. Play-Offlar da cumartesi başlıyor. Usulen bir tahmin, yorum filan yapalım şimdiden.

    Karışık Batı'da taşlar yerine bir şekilde oturdu. Eşleşmeler şöyle:Lakers-Nuggets, Hornets-Mavs, Spurs-Suns ve Jazz-Rockets.

    Bir kere en kötüsü Suns-Spurs-Mavs üçlüsünün ikisinin, konferans yarı finalleri sonunda elenecek olması. Böyle de cins bir diziliş var. Ne yapalım artık. Spurs ve Suns ilk turda karşılaşacak, kuşkusuz ilk turun en heyecanla beklenen serisi bu olacak. Yani bırakın Batı finali'ni, bu eşleşme Nba finali. Biri yalan olacak. Ortada diyebilirim yani hemen hemen. Amare inşallah biraz "durur". Giricek Warriors maçındaki gibi oynarsa, Hırvat katliamı çıkar. Bizimkiler açısından en önemli mesele, bench katkısı. Barry döndü. Son 2 maçtır oynuyor az da olsa. Bilmiyorum valla Udoka mı olur, Thomas mı olur, Barry mi olur;birileri destek verecek benchten. Manu'dan da sakatlık sonrası azıtmasını bekliyoruz.
    Ulan şu adamlar 2005 sonrasında bir kere bile Batı finalinde oynamadılar ha. Yazıktır valla.


    Hornets-Mavs de, bu sezona bakarsak eğer, potansiyel Batı finallerinden biriydi, o da olmadı. Dün geceki maçta Mavs, Hornets'i yenerek gözdağı verdi diyebiliriz. Kidd de kariyerinin 100. triple-double'ını yaptı-sonunda. Bu ayrıca Mavs'teki ilk t-d'ıydı. Bu da garip ha, son maçta adamları yeniyorsun, sonra da Play-Off'ta onlarla eşleş.
    Açıkçası Hornets'i çok şanslı görmüyorum bu seride. Tabii ki eleme şansları var ama, en fazla yüzde 15-20 derim ben. Dallas'tan Play-Off tecrübesi akıyor, bunların elinde ne var?

    Jazz-Rockets da, geçen sezonun izlerini taşıyacak bir seri olacak. Favori Utah evet. Houston'ın çok ekstra işler yapması lazım. Ne bileyim, şutörler iyi oynayacak, Scola içerden sayı bulacak, benchten destek gelecek filan. Bakalım Mehmet nasıl oynayacak? Son haline bakarsak Play-Off için hazır diyebiliriz kendisine. Gerçi Deron Williams geçen sezonki Spurs serisindeki gibi oynarsa, sorun kalmaz Utah için.

    Lakers-Nuggets. Yani tam olarak öyle olmasa da, Kobe vs. Ivy-Melo. Melo son maçlarda iyice azmıştı, hem de verimli azmıştı. Lakers sezon içindeki gibi organize oynarsa öyle veya böyle elerler. Ama buna karşılık bu 2 açık mavi renkli delinin ne yapacakları da o derece önemli. Sonuçta bu ikisi seriyi toplam 70 sayı ort. ile bitirebilirler, kimse de şaşırmaz. Ivy'nin öncelikle takıma yönelik olması Nuggets için avantaj. Benchlerinde zıpır J.R Smith var. Ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Kleiza ve o, seri boyunca istikrarlı katkı yaparsa, işler değişir.
    Bynum meselesi var bir de. Play-Off'a yetişecek diyorlardı. Acaba oynayacak mı?

    Tahminleri sunayım şimdi de:
    Spurs-Suns:4-2
    Lakers-Nuggets:4-2
    Hornets-Mavs:2-4
    Jazz-Rockets:4-1

    Sıra Doğu'da. Burası biraz daha keskin hatlarla ayrıldığı için, çok uğraştırmayacak bizi.
    Boston-Hawks ilk eşleşme. Ben pek yorum yapmayacağım;siksen 1 maç alır Hawks. O da bilmemkaçsene sonra girilen Play-Off'un hediyesi olsun. Memphis 3 sene geldi de, bir maç alamadı garipler.
    Detroit-76ers. Yani burada da söylenecek pek söz yok. Son 3-4 maçta full yedekleri oynattı Pistons, hepsini aldılar. Fazla üstünler Phila'dan. Yani bırak seriyi almak, maç kazanmak için bile çok ekstra oynamalılar. Andre Miller 2/11 filan atmaktan vazgeçerse, belki seri biraz daha heyecanlı olur o kadar. Bari 76ers'in gençleri kendini göstersin filan.

    Orlando-Toronto. İşte buradan bir şeyler çıkar hacı. Raptors çok cins takım. Bir maçta Kapono-Delfino ikilisi benchten 40 sayı getirebiliyor. Buna mesela ne kadar karşılığı olur Magic'in? Hedo'nun liderliği bu kez çok sıkı yapması gerek. Hataya hiçbir şekilde izin yok. Artık kendilerini göstermeliler. Oyun kurucusuz da olsa...
    Son maçlarda Evans iyiydi, bu onlar için iyi haber. Lewis de azıcık da olsa paranın hakkını vermeye çabalarsa iyi olur.
    Bosh'ın ne yapacağı da mühim. Bir de Rasho iti, böyle belli olmadık zamanlarda katkı yapıyor. Hem böyle olup, biraz da Howard'ı durdurursa, o zaman işler karışır.

    İşte en zevkli geçecek olan seri Doğu'da:Cavs-Wizards. Valla bu serinin favorisi Wizards kafadan. Bu adama cidden yazık oluyor diye düşünüyorum artık;Lebron yani. Ya adam gibi takım kursunlar, ya da gitsin başka takıma. Tek başına, bir takım, bir defa finale çıkartılır. O da oldu işte, bir daha da zor. Celtics var artık. Bu sebepten ve Wizards'a olan sempatim sebebiyle Wiz elesin istiyorum. Öyle de olacak gibi. Bu hayvan 35-12-15 ort. tutturmazsa tabii.
    Wizards artık deli bench desteği alıyor. Young-Mason-Blatche üçlüsü çok gelişti. Dahası Arenas da ısınma devresinde benchten geldi. Anlayacağınız, ilk 5'ten fazla benchten sayı gelebilir. Böyle de garip. Butler-Jamison'ı da ekleyin. Az-çok şekillenir seri kafanızda. Szczerbiak atsın daha 4/16 filan.

    Tahminler:
    Celtics-Hawks:4-1
    Pistons-76ers:4-1
    Magic-Raptors:3-4
    Cavs-Wizards:2-4

    Sonrası için şimdi bir şey söylemek istiyorum. Çünkü Batı'da özellikle, bu tahminlerin tam tersi olursa kimse şaşırmaz. Normal sezonun halini gördünüz. İşin kötüsü işte, Suns-Spurs'ün ilk turda oynaması ve Spurs-Suns-Mavs üçlüsünün tek kolda oynayacak ve ancak birinin finale çıkabilecek olması. Hani bir ara da Mavs-Spurs hep 2. turda oynuyordu, onun daha beteri bu.

    Rap Vs


    Rap dünyasından birkaç not:

    -Kimse kusura bakmasın ama, Sago artık Ceza'dan bir adım önde. Hep söyledik "aynı müziği yapmıyorlar" diye ama, mesele bunu aştı yani.

    -Ayben 3 senedir albüm çıkaracak, sonunda çıkarıyor. Ama çıkarmasın. Şu şekilde çıkarmasın yani. Gerek yok. Zaten başımızda Kolera var...

    -Ceza'nın 10. yıl gecesinde MvÖ ile yaptığı "Uyan" düeti müthiş. Keşke bir albümde yer alsa bu hali şarkının.

    -Tamam, Sezen geliyor, ya da herhangi bir şekilde resmi olman gerekiyor ama, sen rapçiysen tutup da, 10. yıl gecende ceket giymen doğru değil. Bu kültürün taşıyıcılığını yapıyorsun sen, ceket de ne.

    -Yine 10. yıl gecesinde İstanbul Attack ile ft. yapıyor Ceza. Aferin. Zaten yakında Nefret için yeniden bir araya geleceklermiş Fuchs ile. İyice düş gözümüzden.

    -Bu Ceza madem Mor Ve Ötesi, Manga ile "kanka", neden albümlerinde ortak çalışma yapmıyorlar? Geçenlerde Hayko'nun Ege ile stüdyoya girdiğini duyup sevinmiştik. Siz de yapsanıza işte...

    Al Sana Carlos


    Fenerbahçe'nin "sezon başında büyük umutlarla" aldığı Roberto Carlos, sezonu kapattı. Escude'nin ayaklarına sağlık. Belki attığı gol işe yaramadı pek ama, Carlos'u bizlerden mahrum(!) bıraktı. Fb Chelsea'ye elendiyse, sebeplerinden biri, Carlos'un olmamasıdır. Şimdi de izin alıp memleketine gitmiş.
    Olaya Gs açısından bakarsak, Sami Yen'deki maçta Arda'yı Wederson'un kanattan salarsak güzel olur.

    Ah Baron


    "İnternetsizlik" sebebiyle yeni görebildim: evvelsi geceki maçta (Suns-Warriors) Baron 2/13 atmış ve sadece 3 asisti var. Bu tip bir olay bizde olsa "maçı katletti" derler. Harbiden öyle yapmış. Geçen yine buna benzer bir performansını yazmıştım. İmam-cemaat meselesi işte.
    Ee, böyle olunca da giderse kimse üzülmez.

    Eden buluyor, başka bilmediğimiz bir şey yok.

    Transfer


    Bu yaz Avrupa transfer piyasası çok hareketli olacak gibi. Ne "olacak"ı, şimdiden hareketli bile. Birçok isim havada uçuşuyor. Yenilenecek, dağılacak olan takımlar var. Bu da demek oluyor ki, birçok yer değişimi olacak Avrupa futbolu'nda ve dengeler de (ne kadar olur, şimdiden bu ölçülemez) değişecek.
    Sırf Ronaldinho bile sezon başından beri konuşuluyor. Chelsea mi olacak, Milan mı denip duruyordu. Bir ara duruldu bu dedikodular ama, son 1 aydır yine revaçta. Kardeşi ve menajeri olan elemanın Gallaiani ile görüştüğü ortaya çıkınca, Milan'a gideceği iyice anlaşıldı. Bugün aldığım 2-3 haber de Milan'la anlaştığını doğruluyor önümüzdeki sezon için. İyi hoş da, Ronaldinho-Kaka-Pato üçlüsü Uefa'da mı oynayacak? Evet bu gidişle öyle olacak gibi görünüyor. Bu sezon Bayern'in Uefa'nın tek favorisi şeklinde (az kalsın eleniyorlardı, o ayrı) tüm kupayı oynaması gibi, Milan da seneye Uefa'nın favorisi diye adlandırılacak sanırım. Nasıl adlandırılmasın.

    Barcelona, kadronun yarısını değiştirecek gibi. Zaten sezon içinde birçok oyuncu ile isimleri anıldı. Hatta Santander'li Garay ile anlaştılar bile. Onun dışında Alves, Poulsen, Lampard, Drogba gibi oyuncularla ilgilendikleri duyuldu. Kaçı gelir veya gelmez, onu ağustos'da anlarız.

    Gönderecekleri düşünülen oyuncular şunlarmış:Sylvinho, Thuram, Deco, Oleguer, Ezquerro, Zambrotta. Bunlar dışında Puyol ve Valdes'in de gönderilebileceği söyleniyormuş. Puyol hiç sanmıyorum, çok zor ama Valdes isabet olur. Ayrıca Zambrotta'nın gideceği zaten biliniyor. Diğerleri de çok yaşlandılar. Şahsen gitmelerinde bir sorun görmüyorum. Deco İnter'le anlaşmış. İçim acıdı duyunca. İnter için çok iyi transfer;tabii sakatlanmadığı sürece! Burdan bu transfer için son sözüm şu:İnşallah hayrını göremezsiniz Deco'nun.

    Eto'o üst üste 3. sezon da "gitmeyecek" sanırım. Her yaz "gideceğim" der, sonra sezon başlar, Eto'o takımda. Kalmalı tabii ki, bunu söylemeye gerek bile yok.

    Carlos


    Real bir anket yapmış taraftarları arasında, kulüp tarihinin en iyi oyuncularını seçmek amacıyla. Birinci Di Stefano seçilmiş. Arkasından da Zidane, Raul, Carlos ve Barnebau geliyor. Fener'e övünme kaynağı işte.

    Barça da böyle bir şey yapmıştı. Kadronun yarısından fazlası 90 sonrası oyuncular. Tabii eskiyi bilen az. 80 yaşındaki dede de gidip böyle anketlere oy vermez. Şimdi Carlos, Hugo Sanchez'den daha mı büyük? Tabii ki hayır. Ama kim hatırlıyor ki Hugo'yu. Casillas Gento'dan daha mı büyük? Veya Hierro Redondo'dan daha mı iyi?
    Sonucu garipsemedim ben kendi adıma. Bilen bilir zaten, kimin daha değerli olduğunu.
    Ne bileyim, 1 Di Stefano ise, Gento filan da girsin ilk 5'e.