Tim Duncan'ın Sözlü Tarihi - 3


7. ZİRVE

Kontratını yenilemeden önce Duncan, Spurs'te harika işlere imza atmıştı. Gelmiş-geçmiş en iyilerden biri olarak anılmaya başlanmasını takip eden sezonlarda, O'Neal, Garnett, Kobe gibi isimleri geride bırakarak arka arkaya MVP ödülünü kazandı -- 2002 ve 2003. NBA tarihindeki en iyi kişisel playoff performanslarından birini ortaya koyarak, 24.7 sayı-15.4 ribaund-5.3 asist-3.3 blok ortalamaları ile sonraki hedefinden peşinden gitti ve Spurs'ü ikinci şampiyonluğuna taşıdı. Bu başarı aslında biraz da acı-tatlı denilecek cinstendi, çünkü Robinson'la ortaklığının da sonuydu aynı zamanda. 

Elliott: İstatistiklerine bakabilirsiniz, ama bunun Tim Duncan'ın bu takım, bu kulüp ve bu şehir için ne anlama geldiğini anlatabileceğini sanmıyorum. O, bunlardan daha fazlası. Bu adam, bir MVP'de istediğiniz her özelliği bünyesinde barındırıyor. Daha önce her gün izleyip de bu kadar etkilendiğim ve... Her maçta kalitesi ve sakinliğini ortaya koyuyor.

Duncan (01-02 sezonu MVP'si olduktan sonra): En çılgın rüyalarımda bile, bu kadar ileri gidebileceğimi aklıma getirmemiştim. Sezona kariyerimin en iyi sezonunu geçirmek amacıyla başlamıştım. Bu aklımdaki bir hedefti.

Claxton (takım arkadaşı, Duncan'ın Mart 2003'te yaptığı triple-double'ın ardından): O, ligdeki en iyi oyuncu. Onu daha çok izlemeye başladığınızda, oyununu daha da takdir etmeye başlıyorsunuz.

Adı bilinmeyen bir Spurs istatistikçisi (Duncan'ın 2003'te MVP yarışındaki durumuyla ilgili): Stephen Jackson bizim en iyi ikinci oyuncumuz. Ve Nets onu yolladı.

Isiah Thomas (New York koçu): Etrafına getirdikleri atletik ekleme ona yardım ediyor, ama adam cidden çok iyi. Bence Duncan onlara, onların Duncan'a ettiğinden daha fazla yardım ediyor.

Rose (2003'te): Bizi taşıyan o. Her zaman yaptığı gibi.

Duncan (2003 Finalleri, 6. maçında 21 sayı-20 ribaund-10 asist-8 blok yaptığını duymasının ardından): "Güzel."

Kerr (takım arkadaşı, 6. maçın ardından): Ona inanılmaz olduğunu söyledim. Cevap verme gereği duymadı.

Danny Ferry (takım arkadaşı, 2003 Playoffları'ndan): İnanılmazdı. Bu onun gelmiş-geçmiş en iyilerden biri olduğunu tasdik eden bir şey.

Robinson (6. maçın ardından): Biz ondan her zaman harika, harika bir maç bekledik ve o bizi ... Bizi her zaman ara vermeden taşıdı. Biz sadece ona yardım etmeye çalıştık.

Duncan (6. maçın ardından): Sahada bir an için, son saniyelerde, gerçekten "Biliyor musun, bir daha Robinson'la oynayamayacağım. Sahaya bir dahaki girdiğimde yanımda o olmayacak. Tuhaf olacak." diye düşündüm. Ne ummam gerektiğini bilmiyorum.


8. BÜYÜK ÜÇLÜ

Manu Ginobili ve Tony Parker zaten 2003 şampiyonluğunda takımdalardı. Ama Robinson'ın emekliliği, bir devrin sonu anlamına geliyordu ve kapıyı bu genç yabancılar için --bu değerli parçalar 99 draftında 57. ve 2001 draftında 28. sıradan seçiliyorlardı-- oyunlarını geliştirmek ve Duncan'a şampiyonluklar yolunda yardım etmek adına açıyordu.

Popovich (99 Draftı'nın olduğu gece): Ginobili perdelerden çıkmakta başarılı ve hızlı şut kullanabiliyor. Bizim işimize yarayacak birçok özelliği var.

Ginobili (2001'de, aklında NBA'e gelmek olup olmadığına dair): Göğsüme bakın. Tim Hardaway'inkinin yarısı kadar, ama o daha kısa. Biraz ağırlık çalışmalıyım ve zamana ihtiyacım var. 

Arjantin'den gelen bir taraftar maili: Ginobili oynamaktan ve topu dördüncü çeyrekte tiksinç Lakers potasına yollamaktan çekinmeyecek biri. Popovich ve Duncan'a bu çocuğun bir Kobe olmadığını ama yeterince coşkulu olduğunu söyleseniz iyi olur. Bu da Spurs'ün eksiği olan bir şey.

Ginobili (medyaya tanıtıldığı basın toplantısında): Çocukken NBA'de oynama hayalim yoktu. Benim için çok fazlaydı. Arjantin'den kimse buna yaklaşamamıştı bile. Ama büyüdükçe, hedefim haline gelmeye başladı. Şu anda çok mutluyum. Ekim ve Kasımın gelip de şovun başlamasını sabırsızlıkla bekliyorum. Oynayabileceğim biliyorum. Bunu koçum ve takım arkadaşlarıma göstermeliyim. 

Buford: Manu'nun taraftarların hayallerini karşılayacağına dair herhangi bir soru işareti bulunduğunu sanmıyorum. 

Popovich (2001 Draftı'nın olduğu gece): Heyecanlıyız. Parker iyi bir oyuncu. Draftta 28. sıradan seçtiğiniz bir oyuncuyla, eksiklerinizi kapatamazsınız. Birkaç yıl içerisinde belli bir role sahip olacak bir oyuncu seçmeyi umarsınız. Parker'la bundan fazlasını elde etmeyi bekliyoruz.

Parker (2001 Draftı'nın olduğu gece): İşim kolay olacak. Bir sürü Spurs maçı izledim. Topu Duncan ve Robinson'a vereceğim. 

Max Fleischer (Parker'ın menajeri): Tony, Spurs'le yaptığı workout'u bitirdiğinde, beni çağırdı ve nerede oynamak istediğini söyledi. Ona bunun gerçekleşmeyebileceğini söyledim. Bunun üstüne şunu söyledi: "Burada olmamı garantilemek için yapabileceğim bir şey var mı?"

Duncan (2010'da): Bana kalırsa, benim Parker'dan ne bekleyeceğim konusunda emin olmadığım gayet belgeli şekilde ortada. Çünkü onun yaşı, deneyimsizliği, dil eksikliği... yüzünden. Bence Ginobili'nin durumu da aynıydı, ama biraz daha farklı. Bu, Fransız çocuk için, onun 13 yaşında falan olması ve oldukça iyiye giden bir takımda oynamasının istenmesiyle alakalıydı. Çılgın çocuk (Ginobili) gibi biri içinse, sadece onun gibi biriyle oynamaya alışmak ve onun stilinde şutları kullanmakla alakalıydı. 

Duncan (aynı röportajda, 2003 şampiyonluğu sonrasında Parker ve Ginobili ile gerçekleşen dönüşümü tahmin etmenin kolay olup olmadığı hakkında): Hayır, eğer daha iyi oyuncular alabilirsek, bir dahaki sefere daha kolay olacağını düşünüyordum.

Ginobili (üçlünün kimyası hakkında): Oluverdi. En önemli kısmı, bencil olmamaktı. Sistem için oynamak. Egolarımızın ana hedeften daha önemli hale gelmesine izin vermemek ve birbirimiz için oynamaya alışmayı denemek.  Bence işin sırrı burada. Sonra, sistem Pop'un bizi hazırlaması ve bize en iyi zamanımızı yaşatması üzerineydi. Sistem, herkesin iyi bir şeyler yapmak için çabalamasının ve yaratmaya çabaladığımız şeyi yaratmış olmamızın bir ürünüydü. 

Matt Bonner (üçlünün uzun süreli takım arkadaşı): Eşsiz, özel, mükemmel... Benzer sözcükleri alın ve iyice abartın. Bu harika, profesyonel sporlarda benzeri görülmeyecek bir şey. Bunun bir parçası olduğum için kendimi çok şanslı addediyorum. 


9. UZMAN GÖRÜŞLERİ

Duncan'ın kendisinden daha istikrarlı bir şey vardıysa, o da takım arkadaşları, eski takım arkadaşları ve rakiplerinden gördüğü saygıydı. Aslında, uzun yıllar rekabet ettiği Kevin Garnett haricinde, bu kadar övgü alan başka birini bulmak zordu.

John "Hot Rod" Williams (Phoenix forveti): Ligde 13 yıl bulundum, ve onun gibi oynayan kimseyi görmedim. Sağ tarafta oynayabiliyor, sol tarafta oynayabiliyor, topu sürebiliyor, sol ve sağ elini kullanabiliyor. Şut atabiliyor, pas verebiliyor -- her şeyi yapabiliyor.

Shaq: Spurs kazandı; çünkü asla bozamadığım bir adam, yani Tim Duncan sayesinde. Patrick Ewing'e trash talk yapabilirim, David Robinson'ın suratına suratına bakabilirim, Alonzo Mourning'in damarına basabilirim, ama ne zaman Tim'e baksam, sıkılmış gibi görünüyordu. Bir Tim Duncan hayranıyla tartışıyor olsam ve bana Tim Duncan'ın tüm zamanların en iyisi olduğunu söylese, ona katılmamazlık edemezdim. 

Dikembe Mutombo (Sixers pivotu): Shaq'la Tim'i mukayese edemezsiniz. Oyunları benzer değil. Shaq'ınki smaç vurmaca. Tim'de ise her şey var. 

Bryon Scott (New Orleans koçu): Bel arkası paslar vermiyor, çemberi kıracak smaçlar yapmıyor, çok parıltılı şeyler yapmıyor. O sadece mütevazı bir şekilde işini yapan biri, ve sonra göreceğiniz şeyin bir 23 sayı-20 ribaund performansı olduğundan eminsiniz.

Eduardo Najera (Dallas forveti, zayıflıkları hakkında): Tek söyleyebileceğiniz, onun harika bir üç sayı kullanıcısı olmadığı.

Avery Johnson (Dallas koçu ve eski takım arkadaşı): Eğer Tim, 3 sayı kullanacaksa, hepimiz evlere dönelim.

Kareem Abdul-Jabbar: Bence jenerasyonunun en iyi uzunu Tim Duncan. O işini yapıyor, akşamdan akşama. O çok yönlü, tamamen takımının kazanması için gereken şeyleri yapabiliyor. Onun oyununda eksik bir parça yok.

Karl Malone: Tüm zamanlardaki favorim hâlâ Tim Duncan. Oynuyor. Yaşlandı, ama 15 yıldır böyle oynayabiliyor. Maçın önemini ya da ne düşündüğünüzü umursamıyor. Yalnızca oynuyor. 

Jerry West: Ona baktığım zaman, büyüklükten başka bir şey göremiyorum.

Dirk Nowitzki: Dört ya da beş şampiyonluğum olsun isterdim, o ne kadar kazandıysa. O durdurulamaz. Muhtemelen bu oyunu oynamış en iyi power forvet. Onda her şey var. 

Lebron James: Muhtemelen bu oyunun gördüğü en iyi oyunculardan biri. Eğer son 15 yıla bakacak olursanız, o muhtemelen bu 15 yıl içindeki oyuncuların tamamından daha istikrarlı ve daha baskındır. Dört şampiyonluğu var, bir sürü All-Starlık, MVP, ve devam ediyor. 

Bill Russell (2009'da Duncan hakkında): Ortak çok şeyimiz var. Onunla kıyaslanmaktan gurur duyuyorum. Sağlam oynadı, zekice oynadı, ve şampiyonluklar kazandı. Ve bence yapacakları henüz bitmedi. 


10. ZARAFETLE YAŞLANMAK

Duncan her zaman atletik yeterliliklerinin önüne yeteneklerini koyarak, güzel yaşlanmanın bir yolunu buldu. Fakat Duncan, sol dizindeki bir sorun tarafından engellendiği ve kariyerinin en kötü dönemini yaşadığı 10-11 sezonunun ardından, sonun yaklaşmak üzere olduğunu hissettirdi. Duncan, yenik düşmek yerine sonraki sezona dizindeki baskıyı hafifletmek için, çabalarını iki katına çıkarıp 10 kilo vererek başladı. Pop, Duncan bu duruma itiraz etse bile, yıldızını düzenli olarak dinlendirerek ona yardımcı oldu. Bir dönemin o canavarımsı Duncan'ı olmasa da, neredeyse çoğu oyuncunun emekli olduğu ya da kendini geri çektiği yaşta oldukça verimli kalmaya devam etti. Ve görünüşe bakılırsa, emeklilik, bir zorunluluk haline gelmediği sürece, böyle kalmaya devam edecek gibi görünüyor. 

2012'deki Sixers maçından, Duncan'ın oynamama gerekçesini gösteren Spurs esame listesi: "Oynamıyor -- Yaşlı"

Duncan (Popovich'in dakikalarını yönetme şekliyle ilgili) : Onunla asla kavga etmem. Her zaman kaybedersiniz.

Robinson (2013'te): Geldiğinde, arada bir ondan daha uzun süre ısınmak zorunda kalırdım, ve bana ne kadar yaşlı bir adam olduğumu söyledi. Ben dizlerime buz koymak ve jakuziye girmek zorundaydım. O ise farklı türde acıları deneyimlerdi.  

Stephen Jackson (takım arkadaşı): Tim hakkında iyi olan şu ki, onun oyuna olan aşkı hiçbir zaman azalmıyor. Yaşlandıkça oyuna kendisini daha fazla adıyor.

Erik Spoelstra (Miami koçu): O olağanüstü. Oyunu zaman ötesi. O yalnızca gençlik kaynağı değil. Her şeyi düzene soktuğundan eminim: Beslenme, antrenman, kondüsyon. Bu sadece şans olamaz. Vücudu harika görünüyor. Diri gözüküyor. 

Duncan: Birçok farklı şey var ama, açıkçası şu anda iyi hissediyorum. Uzun süre sonra ilk kez, bacaklarımın orada olduğunu hissettim. Diz ağrılarım kesildi, şu anda sahada kendimi iyi hissediyorum.

Randolph Childress (Wake Forest asistan koçu ve eski takım arkadaşı): Geçen gün Spurs maçını izliyordum. Spurs önde gidiyordu. Ve Timmy, sahadaki herkesi dize getiriyordu. Adam 37 yaşında. Ama sadece bu değildi. Ona faul çizgisinin orada bir pas verdiler. Menteşe Kuralı gibi, değil mi? Normalde faul çizgisinin oradaki bir uzuna topu vermezsiniz. Topu büyük elleriyle yakaladı, bir kere yere vurdu, iki adım, ve sayı. Şaka mı bu? Bütün dünyada bunu yapacak beş tane uzun yok, ve bu herif 37 yaşında. 

Brad Stevens (Boston koçu, Şubat 2014'te, onlara karşı 25 sayı atmasının ardından): Onun için uygun eşleşmelerimiz yok. O böyle olduğu sürece ligin geri kalanında ya da dünyada da onun için uygun eşleşme yok.

Popovich: Eğer onu yürürken görürseniz, (sakatlıklar yüzünden) bir bacağı doğru düzgün ilerlemiyor. Açık bir şekilde, bir dönemki atletizme artık sahip değil. Ama bu adam, güçlü ve zayıf yanlarını bilecek kadar benzersiz bir zekaya sahip. Kendisine karşı çok soğukkanlı ve... "Yaşım bu, vücudum bu. (Oynamak için) ne yapmalıyım?" diyor.

Chris Bosh: Nasıl becerdiğini bilmiyorum. Zamansız bir saat gibi.

Duncan (Finaller'den önce, ne zaman emekli olabileceği hakkında): Daha o noktaya gelmedim. Ne zaman bırakacağımı bilmiyorum. Etkenlerin ne olacağını bilmiyorum. Bunların hiçbirini bilmiyorum ve şu anda bu tip şeyleri umursamıyorum. Bunları düşünmüyorum. Ne zaman olacaksa olacak. Bir gün bunu hissedeceğim, bileceğim ve söyleyeceğim.

Tim Duncan'ın Sözlü Tarihi - 2


PART 4: DUNCAN GELİYOR

“Bunu öğretemezsiniz!” Sean Elliott’un Vinny Del Negro’ya bu baş döndürücü söylemi, Duncan’ın çaylak sezonu öncesi Incarnate Word’deki parıltılı oyunu üzerineydi. İki yıl kadar sonra Duncan, 1999’da Knicks’e karşı Spurs’ü tarihindeki ilk şampiyonluğuna taşıyacak, 2.16’lık David Robinson’la olan sorunsuz uyumu, onları NBA Tarihinin gördüğü en güçlü ön alan ikililerinden biri yapacaktı.

Charles Barkley, Houston All-Star, Duncan’ın çaylak sezonundaki bir pre-season maçından sonra: Geleceği gördüm ve gelecek 21 numara giyiyordu. Bu tarzda bir oyunu olduğunu bilmiyordum. Beklediğimden çok çok daha iyiydi.

Duncan: Bu kolejden biraz daha farklı. Bu tümüyle basketbol. Ben sadece olan bitenle baş etmeye çalışıyorum. Sezonun bir yerinde işlerin çok daha ağırlaşacağını biliyordum. Belki devam eden bu maratonda biraz daha ağırdan alabileceğim ve üstesinden gelmek için bir yol bulacağım ama şimdi oyuna maç maç bakıyorum ve hayatta kalmaya çalışıyorum.

Michael Jordan, beş MVP sahibi: Neden ilk sıradan seçildiğini görebiliyorum. Çok fazla yeteneğe sahip. Çok olgun ve gelişime açık. Dört sene kolejde kaldı ve bunun meyveleri yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Yılın çaylağı ödülünün kime gideceği şimdiden belli ve kesinlikle MVP yarışında da adı geçmeli, şüphesiz. 

George Karl, Seattle koçu: Benim bu zamana kadar gördüğüm en iyi çaylak.

Duncan, Yılın Çaylağı ödülü konuşmasında (tabii ki tişörtlü bir halde basın karşısında): Şimdi bir konuşma veya benzeri bir şey mi yapmam lazım?

Popovich: Birçok farklı yoldan kendini geliştirdi. Tim de Magic Johnson gibi oyununa sürekli yeni bir şeyler eklemek isteyen bir oyuncu. Kimse Magic’in bir gün üçlük atacağını düşünmezdi. Tim de aynı rekabetçi ruha sahip. O en iyi olmak istiyor.

Robinson, Duncan’a uyum sağlamak için rolünün değiştirilmesi hakkında: Çok fazla şut kullandığınız bir pozisyondan gelen için bu biraz zor. Fakat Tim’in yeteneklerine bakacak olursanız, ona izin vermemeniz için aptal olmanız gerekir. Çocuk cidden oynuyor. Eğer maçta 12 şut daha fazla kullanırsam, evet ortalama 25 sayıyla oynayabilirim. Ama bu tamamen ego olur. Şimdiyse kazanma zamanı. Takımınız için en iyisinin hangisi olduğuna karar vermeli ve buna sadık kalmalısınız.

Jeff Van Gundy, New York koçu 1999 NBA Finalleri sonrası: O kesinlikle ligin en iyi oyuncusu. Sadece yetenek seviyesiyle de alakalı değil. Oyun bilgisi ve olgunluğu üst düzey. Birinin oyununu izleyip onun amacının kazanmak mı yoksa başka bir şey mi olduğunu anlayabilirsiniz. Bu adam kesinlikle kazanmayı düşünüyor. Bana göre o sadece en iyi oyuncu değil, aynı zamanda fedakarlığı ve özverisiyle San Antonio’nun uzun yıllar elinde tutacağı ve etrafına takım yaratacağı adam.

Duncan, 1999 NBA Finalleri sonrası: Bunu başardığımız için şükretmeliyiz ve tekrar buralara gelebileceğimizin bir garantisi yok.


PART 5: DİKEN ÜSTÜNDE

90’ların sonunda salary’lerin patlamasıyla ve Shaquille O’neal gibi süperstarların büyükler için küçük market takımlarını reddetmesiyle, yerel taraftarlar çaylak kontratından sonra Spurs’ün Tim Duncan’ı tutamama ihtimaline karşı endişe duymaya başladı. Bu korkular 2000’de Duncan ciddi bir şekilde Spurs’ten ayrılıp Orlando ile yeni bir kontrat yapmayı düşündüğünde iyice ayyuka çıktı. Robinson’ın yaz tatilini yarıda kesip Duncan’ı ikna etmesi ve böylece Spurs’ün yaşlanan kadroyu rebuild edebilmesi görüşmeleri tam 11 saat sürecekti.

Popovich: Tim’i kimseye göndermeye çalışmam. Bu olasılıksız. Tim kendi kararlarını verir. Onun kriterlerinin olgunca olacağına dair hiç şüphem yok, kararları kesinlikle basketbolla alakalı olur, eline yüzüne bulaştırmaz. Tim Duncan halihazırda bizim ne olduğumuzu biliyor. Bana göre bunu şova dövmek budalaca olurdu.

Orlando havalimanındaki kadın, Magic’in free agent festivaline istinaden: Duyduğuma göre, adı Shaquweeeel bir şey bir şeymiş.

Andrea Sider, Orlando yerlisi, Duncan’la karşılaştıktan sonra: Açık kapı bıraktığı için özür diledi. Bu çok kibar bir hareketti. Orlando’daki bütün annelerden gelsin: “Seni istiyoruz, Tim.”

Lon Babby, Duncan’ın menajeri, Duncan’ın yolunu Orlando bölgesindeki bir eczaneye yöneltmesi üzerine: Sanırım uyuşturucu batağına saplandı.

Doc Rivers, Orlando koçu: Haftasonunun bizim için iyi geçtiğini düşünmüştüm. Haftasonu gerçekten iyi geçmişti. Sadece Orlando’yu değil (ki bu kolay olandı) kendimizi de sattık.

Holt: Burada diken üstünde gergin bir halde oturmadığımızı söylemek yalan olurdu. Ona yaptığımız onlarca muazzam şeyden bahsedecektik. Rivers ona başardığı şeyleri söylüyordu. Kime inanırsa o takım kazanacaktı.

İsimsiz Spurs kaynağı, Orlando görüşmesinden sonra: Hala cephanemizde birkaç kurşun var.

Jeff Austin, Robinson’ın menajeri: Tim’in San Antonio’da kalması David için önemliydi. Onun yolculuğunun mesajı açık bir şekilde buydu. Bizim anladığımız kadarıyla Tim kararsızdı. Yani Tim kararını vermeden önce, David onun kalması için elinden geleni yapmak istedi. David Tim’i Spur olarak kalması için ikna etmek adına her şeyi yapmak istedi.

Malik Rose, eski Spurs takım arkadaşı: Ayrılmaya epey yaklaşmıştı diyebilirim. Pop adımlarını epey dikkatli bir şekilde atıyordu. Menajerimiz Lon Babby’ye karşı hayal kırıklığı yaşıyordu, çünkü Babby’nin Tim ve Grant’i birlikte gönderirken karşılığında bir şey koyacağını düşünüyordu. Gideceğini duymuştum fakat son dakikada işler değişti ve kaldı.

Elliott: Tim’le Orlando’ya gitmeden (ayrılmadan) hemen önce konuştum ve dürüst olmak gerekirse, geri dönmeyeceğini düşünmüştüm. Fakat kaldığı için çok mutluyum. Bunun onun için de doğru hamle olduğunu düşünüyorum.

Duncan: Epey kararsızdım. Oradayken bana önerdikleri teklifi gördüğümde, karar vermek daha da zorlaşmıştı. Fakat burada birkaç sene daha kalmaya karar verdim, sadece çıkıp basketbol oynamaya. Süreç sona erdiği için mutluyum. İnsanların ve basının benim peşimden gelmesinin sona ermesini umuyorum.

Popovich: Duvarları tekmeliyordum ("yerimde duramıyordum" anlamında heyecanlı ve gergin), gerçeği söylemek gerekirse. Benimle uğraşmayı seviyordu. O adam cidden beni şaşırtmayı seviyordu.


PART 6: DUNCOVICH

Duncan’ın Popovich’le --gerek gördüğü zaman süperyıldızını geri çağırmaktan çekinmeyen hırçın koçla-- olan güçlü ilişkisi Spurs’te kalmasının ana sebebiydi. Aralarındaki bağ, takip eden 14 yılda kuvvetlenerek arttı ve NBA’deki en silinmez koç-oyuncu ilişkisi olarak şekillendi. Yaş, ırk ve geçmiş farklarına rağmen bu ikili aynı espri anlayışını paylaşıp, spot ışıklarından nefret ediyor ve ellerindeki göreve sıkı sıkıya sarılıyorlardı. Tıpkı birbirlerinin klonuymuş gibi.

Duncan, bir gazeteciye, 1999’daki bir idmanda Popovich’in sahipsiz cüzdanını karıştırırken: Nakite ihtiyacın var mı?

Popovich, 2013’te: Timmy tam bir baş belası ve ona koçluk yapmaktan yoruldum. Başka sorusu olan? Güzel. İyi günler.

Mike Budenholzer, Atlanta koçu ve eski Spurs asistanı: Popovich, Tim’e çok baskın koçluk uygulardı. Yüksek standartları ve yüksek beklentileri vardı ve Tim ne kadar mükemmel bir oyuncu olursa olsun her zaman bu istekleri karşılayamazdı. Bazen sinirlenirler ve konuşmayı keserlerdi ama aralarında her zaman birbirlerine karşı derin bir anlayış vardı.

Jacque Vaughn, Orlando koçu ve eski Spurs takım arkadaşı: Bunu bir daha görebilir misiniz bilmiyorum. Sadece NBA dinamikleri gereği yani. Onlar, egolarını azaltıp kazanabilmek adına bir yol arayan iki Hall of Fame’di.

Brett Brown, Spurs asistanı: Popovich mola aldı, sandalyesini kavradı ve Tim’in önüne çekerek onu azarlamaya başladı. Ben oturmuş şunu düşünüyordum; “Tamam, buraya yeni geldim ve buradaki ilk yılım. Tekrar başka bir yere gitmek istemiyorum fakat öyle gözüküyor ki bu da benim buradan ayrılmamla son bulacak çünkü bu maçtan sonra kovulabilirim.”

Herkesin önünde süper yıldızınıza karşı böyle bir muamele gösterdiğinde sizin de algınız ona göre şekilleniyor, koçla takımın en iyi oyuncusu arasında gerilimli bir ilişki olduğunu düşünüyorsunuz. Ve hatta bundan daha fazlası. Diğer çocuklar Pop’un koçluk stilini izledikçe... Bakın; takımın en iyi üçüncü oyuncusu veya yedinci oyuncusu olmanızın bir önemi yok, bu azarlara göğüs germeyi öğrenseniz iyi olur çünkü takımın en iyisi Tim Duncan’ın yaptığı şey buydu ve bunu bir profesyonel gibi yapıyordu.

R.C. Buford, Spurs GM: Bence bu ifade haddinden fazla sık kullanılıyordu. Fakat gerçekten de ligde bir oyuncu ile koç arasında ruh eşi olarak tanımlanabilecek düzeyde çok az ilişki görürsünüz. Pop ile Tim’in bu şekilde bir iletişimleri olduğu için epey şanslıydık. İşler sıkıştığında, bunu çözerlerdi. Bu, onların tılsımıydı.

Bill Walton, NBA Hall of Fame: Dünyanın neye dönüşebileceği konusunda model olacak düzeyde özel bir ilişkileri vardı.

Kobe Bryant, Lakers All-Star: Duncan’ın inanılmaz bir pozisyonu vardı. Popovich ve R.C. ile ve diğer herkesle olan ilişkisi, çok üst düzeydi. Üst düzey.

Brent Barry, eski Spurs takım arkadaşı: Elinizdeki işi bitirmeye çalışırken sizi kontrol eden iki çift göz olurdu. Koç ve koçun ilk oğlu. Yani abiniz. Evde babasının arabasını alabilen tek evlat gibiydi. Ve Tim sizi izler, yaptığınız işe kibarca paha biçer ve başka söylenecek söze gerek olmazdı.

Duncan: Onun hakkında takımı tanımladığından başka bir şey diyemem. Hep böyleydi ve burada kaldığı müddetçe de böyle olacak.

Popovich, 2014’te: Evde ne zaman dolaşsam, ayda bir, eşime şunu söylerim: “Tim’e teşekkür et.” Organizasyonun başardığı bir işi kutlamadan, herkese kredisini vermeden ve alkışa başlamadan önce her şeyin Tim Duncan’la başlayıp onunla devam ettiğini kendimize hatırlatmalıyız. O emekli olduğunda 10 adım geri gideceğim, çünkü aptal değilim.

Monty Williams, New Orleans koçu ve eski Spurs takım arkadaşı: Demek istediğim, Pop’la ben bile arkadaştık. Sadece Tim’le ne kadar yakın olabileceklerini hayal edin. Basketbol oyununun bu ikiliye nasıl bir son vereceğini düşünemiyorum. Bence bu adamlar mezara girene kadar arkadaş kalacaklar.