Çeviri: Pop İçin Oynamak


(Orijinali için şuradan.)

Gregg Popovich'in isteği, göründüğü kadar basit değildi, ama eski Spurs oyuncusu Sean Elliott'ın talimatları bu şekilde yorumlaması gerekiyordu.

Koçluğa gelmesinden sonraki erken şut antrenmanlarından birinde Popovich, Elliott'a çizgide savunmaya yardım etmesini ve sonra çabucak kendi görevine dönmesini söylüyordu -- yani köşedeki şutörü savunmak. Elliott talimatı duydu, fakat başta biraz şaşırmıştı.

"Pop, benden bu noktaya kadar gelip, sonra o noktaya kadar geri dönmemi mi istiyorsun?" dediğini hatırlıyor Elliott. "Şöyle yanıtladı: 'Eğer yapamazsan, ben de yapacak birini bulurum.'"

Kimse işini kaybetmek istemez, Elliott da kendisine söyleneni yaptı. Bu noktada, zorluğu ne olursa olsun, Popovich'in bu kendine has savunmayı istediğini anladı.

"Sizden çok şey istiyor," diye açıklıyor Elliott. "Birçok oyuncunun böyle bir koçu yok."

Konu Popovich için oynamaya gelince, gerek emekli, gerek faal birçok oyuncunun benzer hikayeler anlattığını görüyorsunuz. 69 yaşındaki koçun savunmada gösterilecek çabayı yönetme konusunda ne kadar kararlı olduğunu açıklıyorlar.

Eğer genç oyuncular onun stilini anlamazsa, onlara çabucak, Popovich'in takımın iyiliği için bu tip oyuncuları takımdan çıkardığı söylenir. Ve sonra her şeye nasıl katlanacakları konusunda bilgilendirilirler.

"Kesinlikle kalın bir deriye sahip olmanız gerekiyor," diyor Elliott. "Egonuzu bir kenara bırakmanız ve olan-biteni kişisel almamanız gerekiyor. Bu en mühimi."

Patty Mills şöyle diyor: "Bunu kaldırabilecek insanlar var, kaldıramayacak insanlar var. Ama nihai hedef, o kişinin takım için 'neyi ve 'neden' daha iyi yapabileceği. Bu sizin için. Nihai hedef, şampiyonluk."

Bu hedefe doğru ilerlerken, Popovich bu 82 maçın sonunda hayatta kalmak için, liderliğiyle gerekenleri sağlayacak -- Playofflar dahil. Kendi yoluyla Popovich, öğrencilerine sadece Spurs'le değil, tüm ligde başarıya ulaşmak için ne gerektiğini ortaya çıkaracak.

Çoğu durumda, iş zihinsel hazırlıkla başlamakta.


İşleri Yürütmek

Manu Ginobili, draftta 57. sırada seçilmesinden 3 yıl sonra NBA kariyeri başlarken, işlerin bu kadar kolay yürüyeceğini beklemiyordu.

Popovich'in güvenini kazanması gerektiğini biliyordu. Ama bunu nasıl yapacağını çözmesi gerekiyordu.

Ginobili yalnızca kendisi olabileceğini, kendi stilinde oynayabileceğini kesinleştirmişti. Bunun, kazanma yolunda takıma yardım edebileceği yol olduğuna Popovich'i ikna edeceğine karar vermişti.

Beklediğinden çok daha zorlu bir iş olacağı ortaya çıkıyordu.

"İlk iki yıl, cehennemde yanmadıysam da, zor geçmişti," diyor Ginobili. "Birçok kez konuşurken yüz yüze bakmıyorduk bile."

İlk sezonunda 69 maçta 7.6 sayı ortalaması tutturduktan sonra, ikinci sezonunda çıkışa geçti -- ama kendisini "bitip-tükenmiş" hissettiğini itiraf ediyordu. Bazı sebeplerden, Popovich ile işler hâlâ iyi gitmiyordu. Ginobili'nin oyun stili --anormal paslar, saçlarını savurarak bir sürü kişinin arasına dalmalar-- henüz Popovich için ikna edici değildi.

"İşe yarayacağını sanmıyordum," diyor Ginobili. "Vazgeçmeyecektim. 'Beni başka bir yere yollayın' demeyecektim. Ama çok zordu."

Ginobili'nin nihayet rahat hissetmesi için, Popovich'le birçok konuşma yapması gerekiyordu. Uzun yıllardır takım arkadaşı olan Tony Parker da onun kadar bıkmıştı.

Parker da kariyerinin ilk döneminde Popovich'in gazabına uğramıştı ve onun Ginobili'ye verdiği tavsiye de, Tim Duncan'ın ona verdiğiyle aynıydı.



"Sabırlı olmasını söyledim. 'Senin oyununun o çılgın paslardan öte olduğunu görecek. Günün sonunda o harika bir koç. Bence seni anlayacak.'" Devam ediyor Parker: "Pop'un alışması biraz zaman aldı, çünkü ben takıma geldiğimde bir yarı saha takımıydık. Her şey Timmy ve David Robinson için hazırlanmıştı. Herkes gibi biz de evrilmeliydik. Yavaşça ama kendinden emin; Pop bana daha çok iş yükledi, Manu'ya da, daha çok sorumluluk... Orta yolu bulmak biraz zaman aldı yani."

Ginobili ve Popovich için bu orta yol, ikinci sezonlarının sonunda oluştu. Zamanla bu ikili, nasıl ilerleyecekleri konusunda anlaştı. Koç her hareketinde ona kızmak yerine, biraz daha düzen dışına çıkma izni verdi. Karşılığında Ginobili daha dikkatli olacak ve daha az hata yapmaya çalışacaktı.

"Artık söylediği ya da yaptığı veya büyük bir uyarı olarak algılanacak daha az şey vardı" diyor Ginobili. "Bir şeylerin değiştiğini fark etmiştim."

Sonuç mu? Ginobili 16 sayı, 4.4 ribaund ve 3.9 asist ortalamaları tutturdu. Kariyerinde ilk kez All-Star seçildi. Ve Spurs tarihindeki üçüncü şampiyonluğuna ulaştı.

"Sezonun sonunda, onun güvenini kazandığımı ve beni uzun vade için takımda istediğini hissetmiştim." diyor.


Pop'un Güvenini Kazanmak

Mills de Popovich'in güvenini kazanmak için benzer bir sürece katlandı.

Mart 2012'de Spurs ile sözleşme imzaladıktan sonra, yalnızca 16 maça çıkabilmişti. İkinci sezonunda San Antonio'da daha etkili olmaya kararlıydı, ama Londra Olimpiyatları'ndaki parlak performansına rağmen bu gerçekleşmedi.

Eski Spurs asistan koçu Brett Brown'ın yönetimi altında oynayan Mills, 21.2 sayı ortalaması ile takımın en skoreri olurken, 6 maçta 3 galibiyet almışlardı. Bu performansın Spurs'te ona daha belirgin bir rol getireceğini hissediyordu. Fakat Mills'in ortaya koyduğu oyun, standartlarının altındaydı. 58 maçta 5.1 sayı ortalaması tutturdu ve biraz kilo fazlası bulunuyordu.

"Olimpiyatlar'da o kadar iyi oynadıktan sonra, kaldığım yerden San Antonio'da devam edebileceğimi düşünmüştüm ama bu bir hataydı," diyor. "Düzelmeliydim. Ama aynı zamanda, burasının nasıl bir yer olduğunu öğrenme konusunda bir eşikten geçmek zorundaydım: Bu takımda oynamak için ne gerekiyor ve bununla nasıl başa çıkacağım."

Mills, Popovich'in yönetiminde nasıl daha fazla süre bulacağını tasarlıyordu. Yılmadı. Takas veya ayrılığı seçmedi.



"Vazgeçmek en kolayıydı," diyor. "Bu takım için oynamak istiyordum. Peki ne yapmam gerekiyordu?"

Kız arkadaşı Alyssa Levesque'in de yardımıyla Mills, 2013 yazını forma girerek ve oyununu geliştirerek geçirdi. Popovich için farklı bir oyuncu olmak istiyordu ama Spurs'ün onun ne kadar çok çalıştığını bilmesini istemiyordu. Oyununun konuşmasını istiyordu.

Mills hazırlık kampında daha iyi görünüyordu. Sinekkaydı traş oldu ve kafasını kazıttı. "Yeni biriydim. İlk gün, hadi bakalım. Hazırım. Benim için o ilk gün yeni biri olarak harekete geçmek zihinsel bir şeydi, yeni bir başlangıç."

Popovich gördüklerinden memnundu. Kendisinden önce Parker ve Ginobili'nin yaptığı gibi, o da zihinsel engelin üstesinden geldi, ihata etti ve bu işe yaradı. Üçü de rekabetçi yanlarını gösterdi ve kendilerini koçlarına kabul ettirdiler.

Öğrendiklerinden yola çıkarak ne tavsiye edeceği sorulduğunda, Ginobili şöyle diyor: "Onun söylediklerine, sizden ne beklediğine, sizden ne talep ettiğine kulak kesilin ve buradan yola çıkın."


Kulakların Arasında

Pau Gasol, konuşmuyorken bile Popovich'in sesini duyduğunu söylüyor. Kendisine sürekli nasıl sağlam oynayacağı, keskinlik, rekabet ve uygulama ile ilgili hatırlatmalarda bulunuyor.

Akıllı oynamak ve sağlam oynamak. Popovich'in kulakların arasında çınlamasını istediği cümleler bunlar.

"Oyunu doğru şekilde oynamalısınız," diyor eski Spurs asistan koçu, şimdi Orlando Magic'te asista koçluk yapan Chad Forcier. "Akıllı olmalısınız. Görevlerinizin ne olduğunu iyi anlamanız gerek. İletişimi iyi sağlamalısınız."

Ve kulaklardaki cümleler kaybolunca, Popovich ortaya çıkar.

Gasol kendisi için bunu, geçtiğimiz Playofflar'da buldu. Houston'a karşı, içerde oynanan, serinin 5. maçıydı. 11.1 saniye kala, skor 101-101'di, ve Spurs'ün maçı normal sürede kazanma şansı vardı.

LaMarcus Aldridge bir perde yapmak için, Patrick Beverley'nin savunduğu Mills'e doğru geldi. Rockets adam değişti, ve ter eşleşme oluştu -- Beverley, postta kendisine avantajlı bir pozisyon hazırlayan Aldridge'i savunuyordu.

Ama Gasol, Aldridge'in daha da avantajlı bir konumda olması için yerini değiştirip boyalı alandan uzaklaşmadı. Gasol postta kaldı, topu Aldridge'e getiren Mills'i engelledi. Mills de süre bitiminden sonra denediği isabetsiz bir üçlük atış denedi.

Popovich hayal kırıklığını açığa vurdu ve Gasol'e belli etti. Hakkını vermek gerekir ki, Gasol bu hata için kabahati üstlendi.



"Oyunu yanlış okudum," diyordu Gasol. "Bir switch gördüm, ama dışarda kalmalıydım çünkü Beverley, LaMarcus'la kalmıştı ve oradan oynamalıydık. Yani oyunu kötü okudum."

Hesap verebilmek, Popovich için oynayan oyuncularda bulunması gereken bir özellik. Ama Gasol, azarlandığı zaman böyle şeyleri kişisel almaması gerektiğini biliyor.

"İhtiyatla yaklaşmanız gerekir," diyor Gasol. "Ama aynı zamanda, oyunun duygusal bir tarafı olduğunu da anlamalısınız. O duygusal bir hoca. Bazen sıçıp batıracaksınız, bunda sorun yok. Kimse hata yapmak istemez. Ama bence o belli bir duygu seviyesi getiriyor. Bu da bazen böyle anlarda ortaya çıkıyor. Ama bunu kişisel alamazsınız."

Eski Spurs guardı Antonio Daniels da ekliyor: "Şu kadarını söyleyeyim, Pop ile ilgili her zaman saygı duyduğum ve sevdiğim şey, sizi takım arkadaşlarınızın önünde fırçalaması. Sizi taraftarların önünde fırçalar. Ama kapı daima açık. Ve bir oyuncu olarak, buna saygı duyarsınız."

"Yani, size ne söylemesi gerekiyorsa söyler, ama anlamadığınız bir şey hakkında sorunuz varsa, kavrayamadığınız bir şey, size açıktır. Birçok koç 'açık-kapı politikası' güttüğünü söyler, ama aslında öyle değildirler. Pop'un kapısı, tekrar azarlanmak noktasına gelmekten kaçınmak için ne gerekirse yapma adına her zaman gelip tartışmaya açıktı.

Daniels bu tavrın avantajını, 2001'de ilk 5'teki oyun kurucu pozisyonunu Tony Parker'a kaybettiğinde gördü. Karardan memnuniyetsiz değildi, fakat sonrasında ne olacağını bilmek istiyordu.

"Kendisiyle bunun hakkında konuştuk," diyor Daniels. "Tamam, artık ilk 5 çıkmıyorum; ama şimdi bana biçtiğiniz rolde nasıl daha iyi olabilirim."


Zihinsel Zorluk

Daniels, Popovich için nasıl oynayacağını her zaman anlamıyordu. Koçu nasıl memnun edeceğini anlamasının zaman aldığını söylüyordu. Popovich'in 'mental zorluk' olarak adlandırdığı şey buydu.

"Eğer San Antonio'ya gittiğimde zihinsel olarak işe koyulmaya hazır olduğumu söylersem, bütünüyle yalan söylemiş olurum," diyor Daniels. "Hayır; bu, ayrıldığımda da devam eden bir süreçti. Buradayken tamamen anlamamıştım. Ama ayrıldığınızda sürekli 'Eğer şimdi bildiğimi o zaman bilseydim...' diyorsunuz. Bu tip durumlardan biriydi."

Ve ekliyor: "Tim'in öğrenmesi gerekiyordu. Kawhi'nin öğrenmesi gerekiyordu. David de öyle. Kimse bilerek gelmiyor."

"Oyuncularla ilgili en sevdiği şey, temel özellikler," diyor asistan koç Ime Udoka. "Ortaokulda öğrenilmesi gereken şeyler, 8. sınıfta. Ve bir diğer kısmı da egosuz insanlar. Eğer bir süperstar değilseniz; eğer bir Tom, Timmy, Manu ya da Kawhi filan değilseniz, iyi temele sahip çok yönlü oyuncular olmanız gerekiyor. Ama zihinsel olarak da güçlü olmalısınız tabii."

Udoka'nın oyunculuk kariyerindeki dayanıklılığı, onu Spurs açısından cazip kılan etmen olmuştu. O dönemde --Ağustos 2007-- serbest oyuncuydu.

Bruce Bowen'a yardım edecek bir savunmacıya ihtiyacı olan Spurs, Udoka'yı Portland günlerinden beri izliyordu. Spurs onun savunma stilini takdir etti ve Kobe Bryant'ı savunmak için görevlendirilmişken, yerini korudu.

"Savunma onun ne olursa olsun güvendiği unsurdur," diyor Udoka. "Takım hücumda ne yaparsa yapsın, siz kim olursanız olun, onun telkinleri savunmayla ilgilidir. Bryn Forbes ya da Gary Neal gibi skorerliğiyle bilinen oyuncular alırsınız, ama o, siz bir savunmacıymışsınız gibi sizden savunma yapmanızı bekler."



Popovich'in hataları veya mücadele eksikliğini hoşgörmediği tek alan, savunma. Oyuncular şutları sokar ya da kaçırır. Eğer bunlar doğru şutlarsa, sonuç neyse kabuldür. Ama savunmada bir aksaklıkla, o oyuncunun anında işi bitebilir."

"Eğer doğru tercihlerse, arka arkaya 5 şut kaçırabilirsiniz," diyor Davis Bertans. Ama o, savunmamızdaki ufak şeylere odaklanıyor. Her rakibe karşı uygulamamamız gereken kurallar var. Onun önemsediği bunlar."

Rudy Gay bu dersi alalı pek fazla zaman geçmedi. New Orleans'a karşı kazanılan maçın ilk yarısında 5 dakika civarı oynamışken, ikinci yarı hiç oynamadı. Gay'in içindeki rekabetçi hayal kırıklığına uğramıştı, ama ne yapması gerektiğini saptamıştı.

Minnesota ile oynanan sonraki maçta, 7/12 ile 14 sayı buldu. Daha önemlisi, savunmada sağlam durdu ve yaptığı 4 blokla galibiyete büyük katkıda bulundu.

"Size meydan okuyor," diyor Gay. "Her saniye. Sizden çok şey talep ediyor. Bazıları buna zor diyebilir, ama ben bunu bir iltifat olarak alırım. Sizi umursamayan bir koç istemezsiniz. Yani, bunu iltifat olarak almaya ve mümkün olduğunca verimli olmaya çalışıyorsunuz."

Udoka şunları ekliyor: "Doğru çaba ile oynar ve hata yaparsanız, sizi öldürmeyecektir. Aynı hatayı devamlı yapmadığınız sürece."


Herkese Göre Değil

Denver'da oynanan bir Spurs-Nuggets maçında onurlandırılmadan önce, Popovich'in varlığının o geceyi daha özel kıldığı sorulduğunda Allen Iverson gülmüştü. Popovich için hiç oynamasa da, ona hep hayran kalmıştı.

"Pop benim kariyerim için çok şey ifade ediyordu," diyordu. "Uzaktan da olsa ondan çok şey öğrendim. Bu yüzden o çok büyük ve efsanevi bir koç. Onun sahada yönettiği şeylere bakabilir ve bunlardan bir şeyler öğrenebilirsiniz."

"Bence o lig için ve çalıştırdığı oyuncular için çok önemli, çünkü size her daim doğru yoldan öğretiyor. Ya onun istediği gibi olur, ya da hiç olmaz."

En iyi döneminde onun için oynamayı düşünüp düşünmediği sorulduğunda şöyle diyor: "Kesinlikle. Larry Brown'dan öğrenme deneyimini alıp, onun için oynamaya dönüştürebilirdim."

Deneyimli oyuncular, Popovich için oynamak adına, belli seviyede olgunluk ve farkındalığa sahip olmak gerektiğini kabul ediyorlar.

Ve onun iltimasla işi yok. Herkese aynı şekilde koçluk yapıyor. Elliott da bunu onunla ilk yıllarında öğrenmişti.

O dönemde Genel Menajer olan Popovich, koç Brian Hill'i kovup kendisini koç olarak atamadan önce Popovich ve Elliott'ın arası iyiydi. İkili, Popovich asistan koçken Elliott'ın draft edilmesinden beri bir aradaydı.



"Pop koçluğa getirildiğinde işler benim için zorlaşmıştı, çünkü biz çok yakındık," diyor Elliott. "Klasik bir asistan koç-oyuncu ilişkisinden öteydi. Sanki bir arkadaşınız göreve gelmiş ve size birden bağırıp çağırmaya başlıyor. 'Bir saniye. Hepimiz erkeğiz. Neden bana böyle davranıyorsun?' diyordum kendi kendime."

Popovich ve Elliott her zaman göz göze gelmiyordu. Durumlarını gözden geçirmek için kapalı kapılar ardında konuşuyorlardı. Artık arkadaş değillerdi. Elliott'ın buna alışması gerekiyordu.

"Anlaşamadığımız noktalar vardı," diyor Elliott. "Ama bunları üstesinden geldik ve bunun sayesinde hâlâ çok iyi arkadaşız."

"Her oyuncu Popovich için oynayabilir mi?" diye sorulduğunda Elliott şöyle cevaplıyor: "Herkes yapamaz. Ligde bunu becerebilecek pek az oyuncu var. Uzun zamandır buralardalar ve herkes kendi yollarına bakıyor. Bu kadar şey talep eden bir koç istemiyorlar. Ve bazıları da bunun için gerekli zihinsel donanıma sahip değil."

Gay de Elliott ile hemfikir: "Ligdeki bazı oyuncular assolist havasında. Her şeyi çözdüklerini sanıyorlar. En iyi oyuncuların bir kısmı bile bu kafada, ama olay sandıkları gibi değil. Ben buradaki insanların çözebileceği şeyler gördüm, ve eminim onlar da bende bir şeyler gördüler. Hepimiz oyunun öğrencileriyiz. Ama bu ligde çok assolist barındırıyor."

Daniels da aynı soruya "Hayır" yanıtını veriyor. "Buna verebileceğim cevap, her oyuncunun aynı şekilde gelişmediği yönünde. Fiziksel olarak aşırı gelişmiş, ama zihinsel olarak aynı seviyede olmayan oyuncularla oynadım. Aynı şekilde zihinsel olarak donanımlı, ama fiziği yetersiz olan oyuncular da gördüm. Pop için oynayacaksanız, ikisinden de olmalı. Ve yönetilmeye de niyetiniz olmalı. Bu, günümüzün NBA'i için çok şey söylüyor."

Ligdeki en büyük tartışma konularından biri, Popovich'in ne kadar daha koçluk yapacağı. Oyunu bıraktığı zaman, dünyayı gezip, paranın alabileceği en iyi şaraplardan mı tadacak?

Duncan'ın gidişiyle ve Parker ile Manu'nun da emekliliğe iyice yaklaşmasıyla, 2020'de Olimpik Basketbol Milli Takımı'na koçluk edecek olan Pop, bu işi bırakmaya çok yakın olabilir. Neden hâlâ saha kenarında olmaktan zevk aldığı sorulduğunda verdiği cevap şu: "Çünkü hâlâ oyuncuların gelişiminde rol oynamak konusunda tutkum devam ediyor."

 Bunun bir parçası olmaktan zevk aldıkça, neden bıraksın ki?
 
"Her şey rekabet ve çocukların gelişimiyle ilgili," diyor Popovich. "Değişimlerini görmek ve hem dünyada, hem de oyunda daha olgunlaştıklarına şahit olmak. Bütün mesele bundan ibaret."


Nerden Nereye 260




Nerden Nereye 259





Nerden Nereye 258




Çeviri: Neden Yetişkin Erkekler Panini Dünya Kupası Çıkartmalarını Biriktirmeden Edemez?


(Oriinali için şuradan.)

"Panini Dünya Kupası çıkartmalarını biriktirmek için çok mu yaşlıyım?" Bu, hafta içinde yeni albümün yakında piyasaya sürüleceğine dair çıkan haberlerin üstüne, orta yaşlı erkeklerin kendilerine sorduğu bir soru.

Doğru yanıt, elbette "Evet". En büyüğü 5 yaşında iki çocuk sahibiyim, bütün param çocukların oyun oynadığı yerlere ve Clarks marka ayakkabılara gidiyor.

Ama her dört yılda bir, iyi niyetli ebeveyn sorumluluklarım, Panini albümleri dükkanlara geldiğinde yerle bir oluyor. Bugünlerde albümler dağıtılmaya başlandı; bu yüzden, bağımlı olmak, her zamankinden daha basit hale geliyor.

Her yerde futbol sahaları ortaya çıkmadan önce Panini çıkartmaları, bize dünyanın her köşesinden, var olduğunu hiç bilmediğimiz oyuncular hakkında fikir edinmemizi sağladı. Çıkartmaları özenle albümünüze yapıştırdıkça görülen saç kesimleri --ve elbette formalar-- feci derecede büyüleyiciydi. Lig albümlerinin erişemediği bir tür cazibeye sahiplerdi.

Çoğu Panini koleksiyoncusunun, konuşurken gözlerinin parladığı bir 'dönüm noktası' albümü vardır. Benim için bu, sonsuza dek Maradona'lı Arjantin'in İngiltere'yi elemesiyle hatırlanacak olan Meksika '86 albümüydü. "Var, yok, yok" şeklindeki sesleri, parklarda aralarında takas yapan çocuklardan duyabilirdiniz. Elde ne kadar çıkartma varsa, pazarlık gücü o kadar fazla olurdu. Hayal edebileceğiniz en müsrif şeymiş gibi, parasının tamamıyla toptancıdan alım yapanlar hakkında hikayeler duyardınız.



Ergenlik yıllarımda çıkartmaların çekiciliği, bilgisayar oyunları, ayakkabılar ve müziğin etkisiyle, iyice azaldı. Ancak birkaç yıl sonra bu kıvılcım, ofiste yapılan tesadüfi bir sohbet veya çatı katında yarıda kalmış bir albümü keşif ile birlikte yeniden alevlenecekti. Parlak bir amblemin çıkmasını umarak, hangi oyuncuların çıktığını görüp "gülmek için" birkaç paket alacaksınız -- genellikle iyi görünen bir Arjantin veya İspanya. Öncesinde her seferinde 10 paket alıp, dükkandaki çalışanı kandıramayacak şekilde "Çocuklar için canım" diyeceğinizi biliyorsunuz.

Çıkartma albümleri, günümüzün Instagram, Twitter ve Facebook'lu dünyasında çok da ses getirmemelidir. Ama günümüz pazarı nostaljiye dayalı ve bu nedenle günümüzde hemen hemen her şeyin koleksiyonunu yapan kişiler, orta yaşlı babalar. Onlar futbolcu çıkartması biriktirir, ayakkabı almak için geceden kuyruğa girer ve plak takıntıları vardır.

Çıkartma biriktirme yoksunluğum, bir süre de olsa gerçek yaşama dönmeme imkan tanıdı, ama 2014 yılında yeniden hortladı. Birkaç iş arkadaşım da bu furyaya kapılmıştı ve albümümü rekor sürede tamamladım -- bu hususta Twitter üzerinden takas yaptığım koleksiyonculara müteşekkirim. Son defa kendimi kaptırdığıma yemin etmiştim, ama geçen sene bir şeyler, beni kararlarımdan şüphe ettirdi. Dört yaşındaki oğluma Arabalar 3 filmi için bir Panini çıkartma albümü verilmişti ve o dört pakedin ardından sıkılsa da, ben o albümü bitirmeyi kendime görev bellemiştim. Oğlumun --YANİ BİR AMATÖR-- çıkartmaları sakarca çerçevenin dışına taşırmasını ve kaygısızca yapıştırmasını dehşet içerisinde izledim. Dişlerim gıcırdıyordu. Son çıkartmalar için onu sepetlemek zorunda kaldım.

Paketleri açmanın heyecanı ve benzersiz kokusu, kıvrılmış haldeki yapışkan sırtların masaya yayılmış görünümü... Dürüst olmak gerekirse sarhoş edici. Yeni bir kutunun geldiği umuduyla gazete bayisine koşmanın heyecanı geri geldi. İnsanların nostaljiden öleceğini düşünüyorum, çok güçlü bir grip gibi.

Bu yüzden, 2018 albümünün 22 Mart itibariyle satışa çıkacağını duyduğumda örümcek hislerim kabardı. Bu kez biriktirme işine girecekler mi diye öğrenmek için birkaç kişiye twit attım. Maalesef, cevapların hepsi olumsuzdu. Şimdi hayat gailesi içinde olan bir zamanların takıntılı koleksiyoncularının hepsinin, bir zamanlar bu 690 kadar çıkartmanın toplam maliyetinin ne kadar fazla olduğunun farkında olması, şu an için açıkçası şaşırtıcı geliyor. Haklı olabileceklerini kabul ederek, kendimi Panini büyüsünün etkisi altına girmemek üzere ikna ettim. Ama karım "Çocuklar için alacaksın, değil mi?" diye sorunca, bir şeyler harekete geçti: "Evet hayatım, elbette."

Nerden Nereye 257



3005


Hayırlı All-Star'lar olsun. Maç başladı. 1-2 atak sonra Team USA'in formasının, bu sene Lakers'ın 'Minneapolis' dönemine atfen giydiği retro formanın neredeyse aynısı olduğunu fark ettim. "Vay ne skandal" falan diye söylenirken, bir kontrol edeyim dedim, milletin günahını almayayım diye. Almışım, ama farklı şekilde. 

Devrede Ramona ablanın şu tivitini gördüm. Meğer... Nasıl ki ünlüler maçını Lakers-Clippers şeklinde kurdular, burası için de bunu düşünmüşler ve harika fikir. Şehrin ligdeki her iki takımına da (ilaveten tarihlerine) bir nevi saygı duruşu.

Bu arada, 'neredeyse aynısı' dedim de, adamlar yaka şeklini farklı yapmış ve yandaki şeritleri de kaldırmış, Lakers'takinin aksine. Beleşe konmamışlar, helal olsun. 


Nerden Nereye 256



Çok çabuk oldu.

Xenu


Üstteki fotoğraf 2009-2010'dan, Robben'in Bayern'deki ilk sezonundan. Aşağıdaki de bu sezondan. İkisinin birlikte oynadığı 9. sezon. Bir düşünmek, araştırmak lazım elbet, ama muhtemelen üst düzeyde en uzun süre beraber oynamış kanat ikilisi bu herifler. Önümüzdeki sezon da bir arada olurlarsa, 10 olacak ki, yani, o ihtimal de iyice az artık. Bakalım.


Nerden Nereye 255